Önceki Sayfa1 / 3Sonraki Sayfa

Mark Duplass; yönetmen, yapımcı ve oyuncu kimliğiyle katıldığı SXSW Film Festivali’nde, film endüstrisinde başarılı olmak için 8 doğaçlama tavsiyesini sundu.

Bu yıl The One I Love filmiyle !f İstanbul Bağımsız Filmler Festivali’nde seyrettiğimiz Mark Duplass, on parmağında on marifet olan bir insan. Şu sıralar ağabeyi Jay ile beraber, HBO’da yayınlanan Togetherness dizisinin ikinci sezonunu yazmakla meşgul olan Duplass, birçok projede de oyuncu olarak yer almayı ihmal etmiyor.

10 yıl önce ilk uzun metraj filmleri The Puffy Chair ile festival izleyicilerinin radarına giren ikili, hız kesmeden sinema dünyasında yönetmen, senarist, yapımcı olarak yer almaya devam etti. Bu sıralar iki kardeş de televizyon dizilerinde rol alıyorlar, iki kardeş hiç olmadıkları kadar yüksekteler ama bu başından beri böyle miydi?
Tabii ki hayır. Bütün başarılarına rağmen, Mark, konuşmasında asıl hikayelerinin zorluklarla dolu bir yol olduğunu söyledi. “Austin’de şehrin uzağında kötü apartmanlarda yaşadım.” diyor Mark, “Orda oturup, ‘Çok heyecanlıyım, bir film yapımcısı olmak istiyorum. Ama hiçbir bağlantım yok. Herkes al eline bir kamera ve çekmeye başla diyor ama nasıl başaracağım? Elinizde hiçbir şey yoksa ne yapabilirsiniz ki?’”

İşte Mark Duplass’in kendi deneyimlerine dayanarak doğaçladığı 8 adımlık başarı planı.

1. 3 Dolarlık Kısa Film

Teknoloji inanılmaz ucuz. Haftasonu arkadaşlarınla birlikte kısa film çekmemek için hiçbir bahanen yok. Bu yıl Sundance’te iPhone ile çekilen bir film vardı (Sean Baker’ın yönettiği Tangerine), Magnolia’ya satıldı. İlk filmimiz korkunçtu. “Vince Del Rio” diye bir filmdi. Bu filme 65,000 dolar harcamıştık ve köpek b*ku yığınından farksızdı. Az kalsın film çekmekten vazgeçiyorduk. Jay’in morali bozuktu. Benim moralim biraz daha az bozuktu. Elimizde olan tek şey anne ve babamızın, pikseli bozuk video kamerasıydı. “Hemen gidip kaset alıyorum” dedim. 20 dakika sonra, Jay telesekreter mesajını bir türlü doğru kaydedemediğini ve 100 kere baştan denediğini söyledi. “Harika, işte bu biziz.” dedim ve 20 dakikalık doğaçlama bir çekim yaptık. Daha sonra 7 dakikalık bir kurgu yarattık. Arkadaşımız David Zellner, “Bunu film festivallerine yollamalısınız” dedi.

İşte o 3 dolarlık film, bizi Sundance’e ilk kez götüren film oldu. Bizim için her şeyi değiştirdi. Filminin nasıl göründüğünün önemi olmadığını fark ettik. Benim tavsiyem, zeki arkadaşlarınızla dolu bir grupla her hafta bunun gibi bir film çekmeniz. Bir sahne, beş dakika ve mümkünse komedi olmalı çünkü festivallerin hoşuna giden bu. İlk çektikleriniz çok da kötü olmayacak. Muhtemelen. Arkadaşlarınıza göstereceğiniz küçük bir şey olacak. Sonra o küçük kahkahayı duyacaksınız ve ortaya çıkardığınız şeyin benzersiz olduğunu keşfedeceksiniz.

Önceki Sayfa1 / 3Sonraki Sayfa
Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi