Deborah Moggach’ın yazdığı Marigold Oteli’nde Hayatımın Tatili adlı roman, 2011 yılında İngiliz yönetmen John Madden tarafından sinemaya uyarlandı. Filmin senaryosunu Ol Parken yazarken, karakterlere Judi Dench (Evelyn), Bill Nighy (Douglas), Maggie Smith (Muriel Donnelly), Dev Patel  (Sonny Kapoor) gibi isimler hayat verdi.

Yaşlı/emekli olmak dışında ortak noktaları bulunmayan bir grup İngiliz, hayatlarında deneyimledikleri sorunlar ya da bu sorunlara buldukları çözümler üzerine Hindistan’daki The Best Exotic Marigold Otel’e gitmeye karar verirler. Burada her biri kendi yaşantısı ölçütünde bambaşka deneyimler yaşarlar.

İzlemesi keyifli ve akıcı bir film olan Marigold Oteli’nde Hayatımın Tatili filminin sunduğu bu yeni dünyada, yönetmenin kaçamadığı ya da kaçmaya da çalışmadığı bir bakış göze çarpıyordu : Oryantalist bakış… Kısaca batının doğuya bakışı olarak tanımlanabilecek olan oryantalizm, filmde izleyicinin karşısına tüm gerçekliğiyle seriliyor. Modernitenin getirdiği düzen ve ilerleme fikirleri ya da bireycilik ve rasyonalite -aslında tek tipleşme ve savaşlarla sonuçlansa da- doğru ve gerekli olarak kabul gördü. Bu noktada “modern olmayanın” ötekiliği filmde karşımıza çıkan en net mevzulardan biri olarak değerlendirilebilir. Düzenli ve bireye her şeye hakim olduğu hissini veren bir perspektife göre inşa edilmiş batı ülkelerinin aksine doğu, karmaşası ve bireye göre konumlandırılmayan yapısıyla İngiliz turistleri şoka uğratıyor ve şehir görüntüleri izleyicinin dahi başını döndürecek bir karmaşayla sunuluyordu. “Çok sevgi dolu ve içten insanlar ama keşke biraz da modern olsalar” yorumunu çıkarabileceğimiz film, aslında tam bir ötekileştirme sunmaktaydı.

Bu sene ikincisi çekilen Marigold Oteli’nde Hayatımın Tatili 2, bu bakışı kırmış gibi görünüyor. Filmin, ilk filmden farklı ve öne çıkan tek özelliğinin de bu olduğu söylenebilir. İlk filmden farklı herhangi bir şey vaat etmeyen film, neden çekildiği konusunda bile akıllarda soru işaretleri yaratabilir. Sonny ve Sunaina’nın evlenme sürecine tanıklık ettiğimiz filmde, artık hikayeyi sürdürmeye yarayacak bir engel kalmadığından, en kolay yola kaçılarak filme Kushal adlı yakışıklı ve başarılı olmasıyla Sonny için tehdit unsuru olan bir erkek karakter eklenmiş. Filmde taze bir aşka duyulan ihtiyaca ise Richard Gere cevap vermiş. Bütün meselelerin mutlu sona bağlandığı hikaye, bu kez Hindistan geleneklerine ve danslarına daha da yakınlaşarak doğuya artık dışarıdan değil; içeriden bir göz olarak bakabilmiş denilebilir.

Marigold Oteli’nde Hayatımın Tatili 2’de, karakterlerin yeni yaşantılarına alışması ve çekim tekniklerinin ilk filmdeki baş döndürücü hızını kaybetmesi doğru orantılı olarak ilerliyor. Buradaki yaşamlarına alışan otel sakinleri, İngiltere’de sahip olamadıkları iş fırsatlarına Hindistan’da erişebiliyorlar. Bu tutumu da ne yazık ki, “Batılı üstünlüğü” tavrından farklı olarak yorumlamak çok da mümkün görünmüyor. İlk filmde anlatıcı Evelyn iken, ikinci filmde anlatıcı Muriel Donnely olarak karşımıza çıkıyor. Renklerin, Hindistan’ın hareketliliği göz önüne alındığında bu denli göz alıcı ve karmaşık kullanılması normal olsa da Marigold Otel, oluşan göz yorgunluğunu azaltacak şekilde renklendirilmiş.

Sonuç olarak, ilk filmden bu yana uzatılan ve ancak Marigold Oteli’nde Hayatımın Tatili 2 filminin sonunda çözülebilen hikayeler can sıkıcı olsa da film, izlemesi keyifli ancak ilk filmden farklı olarak hiçbir şey vaat etmeyen hatta onun altında kalan bir yapım olarak değerlendirilebilir.

Deborah Moggach’ın yazdığı Marigold Oteli’nde Hayatımın Tatili adlı roman, 2011 yılında İngiliz yönetmen John Madden tarafından sinemaya uyarlandı. Filmin senaryosunu Ol Parken yazarken, karakterlere Judi Dench (Evelyn), Bill Nighy (Douglas), Maggie Smith (Muriel Donnelly), Dev Patel  (Sonny Kapoor) gibi isimler hayat verdi. Yaşlı/emekli olmak dışında ortak noktaları bulunmayan bir grup İngiliz, hayatlarında deneyimledikleri sorunlar ya da bu sorunlara buldukları çözümler üzerine Hindistan’daki The Best Exotic Marigold Otel’e gitmeye karar verirler. Burada her biri kendi yaşantısı ölçütünde bambaşka deneyimler yaşarlar. İzlemesi keyifli ve akıcı bir film olan Marigold Oteli’nde Hayatımın Tatili filminin sunduğu bu yeni dünyada, yönetmenin kaçamadığı ya da kaçmaya da çalışmadığı bir bakış göze çarpıyordu : Oryantalist bakış… Kısaca batının doğuya bakışı olarak tanımlanabilecek olan oryantalizm, filmde izleyicinin karşısına tüm gerçekliğiyle seriliyor. Modernitenin getirdiği düzen ve ilerleme fikirleri ya da bireycilik ve rasyonalite -aslında tek tipleşme ve savaşlarla sonuçlansa da- doğru ve gerekli olarak kabul gördü. Bu noktada “modern olmayanın” ötekiliği filmde karşımıza çıkan en net mevzulardan biri olarak değerlendirilebilir. Düzenli ve bireye her şeye hakim olduğu hissini veren bir perspektife göre inşa edilmiş batı ülkelerinin aksine doğu, karmaşası ve bireye göre konumlandırılmayan yapısıyla İngiliz turistleri şoka uğratıyor ve şehir görüntüleri izleyicinin dahi başını döndürecek bir karmaşayla sunuluyordu. “Çok sevgi dolu ve içten insanlar ama keşke biraz da modern olsalar” yorumunu çıkarabileceğimiz film, aslında tam bir ötekileştirme sunmaktaydı. Bu sene ikincisi çekilen Marigold Oteli’nde Hayatımın Tatili 2, bu bakışı kırmış gibi görünüyor. Filmin, ilk filmden farklı ve öne çıkan tek özelliğinin de bu olduğu söylenebilir. İlk filmden farklı herhangi bir şey vaat etmeyen film, neden çekildiği konusunda bile akıllarda soru işaretleri yaratabilir. Sonny ve Sunaina’nın evlenme sürecine tanıklık ettiğimiz filmde, artık hikayeyi sürdürmeye yarayacak bir engel kalmadığından, en kolay yola kaçılarak filme Kushal adlı yakışıklı ve başarılı olmasıyla Sonny için tehdit unsuru olan bir erkek karakter eklenmiş. Filmde taze bir aşka duyulan ihtiyaca ise Richard Gere cevap vermiş. Bütün meselelerin mutlu sona bağlandığı hikaye, bu kez Hindistan geleneklerine ve danslarına daha da yakınlaşarak doğuya artık dışarıdan değil; içeriden bir göz olarak bakabilmiş denilebilir. Marigold Oteli'nde Hayatımın Tatili 2'de, karakterlerin yeni yaşantılarına alışması ve çekim tekniklerinin ilk filmdeki baş döndürücü hızını kaybetmesi doğru orantılı olarak ilerliyor. Buradaki yaşamlarına alışan otel sakinleri, İngiltere’de sahip olamadıkları iş fırsatlarına Hindistan’da erişebiliyorlar. Bu tutumu da ne yazık ki, “Batılı üstünlüğü” tavrından farklı olarak yorumlamak çok da mümkün görünmüyor. İlk filmde anlatıcı Evelyn iken, ikinci filmde anlatıcı Muriel Donnely olarak karşımıza çıkıyor. Renklerin, Hindistan’ın hareketliliği göz önüne alındığında bu denli göz alıcı ve karmaşık kullanılması normal olsa da Marigold Otel, oluşan göz yorgunluğunu azaltacak şekilde renklendirilmiş. Sonuç olarak, ilk filmden bu yana uzatılan ve ancak Marigold Oteli’nde Hayatımın Tatili 2 filminin sonunda çözülebilen hikayeler can sıkıcı olsa da film, izlemesi keyifli ancak ilk filmden farklı olarak hiçbir şey vaat etmeyen hatta onun altında kalan bir yapım olarak değerlendirilebilir.

Yazar Puanı

Puan - 50%

50%

İlk filmden bu yana uzatılan ve ancak Marigold Oteli’nde Hayatımın Tatili 2 filminin sonunda çözülebilen hikayeler can sıkıcı olsa da film, izlemesi keyifli ancak ilk filmden farklı olarak hiçbir şey vaat etmeyen hatta onun altında kalan bir yapım olarak değerlendirilebilir.

Kullanıcı Puanları: İlk sen puanla!
50
Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi