Remake akımının giderek popülerleşmesi özellikle korku filmlerinde de kendini göstermeye başladı. Evil Dead son dönemin gösterim öncesi en merak edilen ve gösterim sonrası genellikle takdir toplayan remakelerinden biri olarak göze çarparken, unutulmaz korku yapımı Chucky de yavaştan adını duyurmaya başladı. Sırada ne mi var? Daha önceki haberlerimizden de okumuş olacağınız üzere tahmin etmek zor olmamalı: Poltergeist tabii ki…

Gelişen teknoloji ve çoğunlukla Hollywood’un kendi tükenişini kabullenmeyerek en iyisini ben yaparım anlayışındaki “snob” tavrı remakelerin yapımında en büyük etken diyebiliriz. Bu iddialı yapımlar arasında sessiz sakin ortaya çıkan bir başka korku-gerilim yeniden çekimi olarak Maniac’ı gösterebiliriz.

1980 yılında William Lustig tarafından çekilen slasher ve gore alt türlerinin harmanından oluşan Maniac 2013 yılına gelindiğinde az evvel saydığım sebeplerden dolayı, daha iyisi mantığıyla yeniden izleyiciye sunuluyor. Özellikle bir dönemin çocuk yıldızları arasında parmakla gösterilmiş olmasına karşın esas şöhrete Yüzüklerin Efendisi üçlemesiyle kavuşan, Elijah Wood başrolde. Kariyerinde P2 ve Wrong Turn at Tahoe gibi daha düşük bütçeli yapımlardan sonra Maniac ile üçüncü yönetmenlik deneyimine adım atan Franck Khalfoun da bu defa öncekilere göre daha başarılı bir grafik çiziyor.

Maniac-FL

Film, Frank Zito (Wood) adındaki vitrin mankeni yapımcısının yaşadığı psikolojik bozukluğu ve ruhsal dengesizliği konu alıyor. Frank hayatına annesinden başka bir kadını sokmamış, annesinin de fahişelik yaptığını öğrenmesiyle hayal kırıklığına uğramış genç bir adamdır. Annesini sebebini bilmediğimiz (muhtemelen Frank’ın işlediği cinayetten dolayı) kaybettikten sonra, kadınlara karşı sıra dışı bir saplantısı başlıyor. Buraya kadar hikaye oldukça sıradan ilerlemekte ama filmi asıl dikkat çekici hale getiren kısım kurgusu, çekim tekniği ve oyunculuklar oluyor. Elijah Wood’un üzerine yapışan Frodo karakterinden sonra Frank rolünde izlemek ve kabullenmek itiraf etmeliyim ki kolay olmuyor. Çekimlerin karakterin gözünden yansıtılması, özellikle Frank’in aynada kendine baktığı, yüzünü, ellerini yıkadığı, dengesini kaybedip yere düştüğü sahneler oldukça etkileyici. Bunun yanı sıra yazının başında bahsettiğim şekilde ait olduğu türü de layığıyla temsil ettiğini düşünüyorum. Türdeşlerinin aksine kanlı ve vahşet içerikli sahnelerde dengeyi iyi kurarak, çok aşırıya kaçmadığını belirtmek isterim.

Kısacası Maniac, kendisine benzer, kendinden önceki birçok yapımla aynı düzlemde ilerliyor olmasına karşın; film izlemesi keyifli, korku-gerilim dolu dakikalar vaat ediyor. Yaz ayının rehavetini göz önüne alınca az kopyayla vizyona girecek, yine de bu hafta şans verilmesi gereken yapımlardan biri.

Keyifli seyirler…

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi