Muhteşem bir plan sonucunda yapılan hırsızlık, bu hırsızlığın sebebi, senaryonun kurulmasına yardımcı olan karakterlerin ortak noktası vb. parçaların birleşimiyle beyazperdede izleme şansı bulduğumuz filmler her zaman ilgimi çekmeyi başarmıştır. Belki hayatın kendisi hakkında çok fazla şey öğrenebileceğimiz filmler olmasa da -tüm sinemaseverler gibi benim de zaman zaman eleştirdiğim- Holywood sinemasının bu tarz yapımlarla birkaç saatimizi soluk soluğa geçirmemizi sağladığını inkar edemeyiz. Zekice hazırlanmış senaryolarıyla; Inside Man,  Matchstick Men, The Next Three Days ve benzer konuları ile The Town, The Game ve seneler önce izlediğim ve tek mekanda geçip bir saniye bile sıkmayan Phone Booth bu tarz filmlere verebileceğim örnekler arasında. 


VizyonHabercisinde heyecanımı saklamadan ön incelemesini yaptığım Man on a Ledge az önce bahsettiğim konu ve filmlerle paralellik gösteren bir yapım. Haksız yere hapse girdiğine inanan eski polis memuru Nick Cassidy (Sam Worthington) intikamını almak için şehrin en yüksek otellerinden birinde intihar etmeye kalkışıyor.  Tüm polislerin ve şehrin ilgisini çekmeyi başaran Cassidy intikamını almaya artık çok yakındır. Peki, hırsızlık bunun neresinde? İşte o, Man on a Ledge’in başarıyla kurgulanmış senaryosunun izleyiciye küçük sırrı.


Bu tarz senaryoları seven biri olarak, kaliteli bir senaryoya sahip olan Man on a Ledge’in izleyiciyi sıkmamayı başardığını söyleyebilirim. Ancak ayrıntıları anlatmakta vasat kalması sebebiyle Man on a Ledge ortalama bir aksiyon filmi olmanın ötesine gidemiyor.


Aslında filmin kadrosu da en az konusu kadar dikkat çekici. Avatar ile tavan yapan Sam Worthington, başarılı oyuncu Elizabeth Banks ve genç oyuncular Genesis Rodriguez ile Jamie Bell. Açıkçası oyunculukların filmi bir adım öteye götürdükleri kesin ancak böylesine başarılı oyuncular arasında bahsetmek istediğim Genesis Rodriguez. Neden mi? Çünkü Genesis, gerçekten çok güzel ve dikkat çekici.  Bu kötü bir şey değil tabii ki ama genç yıldızın canlandırdığı rol için böylesine iddialı birinin seçilmiş olması güzelliğinin ön plana çıkartılmaya çalışılması birazcık da olsa ne gerek vardı dememize sebep oluyor. Ancak filmin yönetmeni Asger Leth’e, Rodriguez’i beyazperdede izleme şansı sunduğu için özel olarak teşekkürlerimi iletmek istiyorum.


Sonuç olarak Man on a Ledge güzel vakit geçirmek için izlenebilecek soluk soluğa bir film olsa da türünün en iyileri listesine asla giremeyecek bir yapım. Olumlu ve olumsuz yanlarını bir tartıya koyduğumda eğer ki bu tarz filmlere ilginiz varsa mutlaka izlemenizi öneririm.

İyi Seyirler…

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi