Ülkemizde Türk filmi denilince – Yeşilçam dönemini saymazsak- genellikle iyi kotarılamadığı halde ısrarla çekilen tarihi savaş filmleri ve yine iyi kotarılamadığı halde ısrarla çekilen komedi filmleri akla ilk gelen türler oluyor. Bu ikisinin haricinde izlediğimiz bir diğer tür ise dram. Mahmut ile Meryem filmi de ağırlıklı olan bu iki türün dışında dram ve romantizmi odağına alarak ilerliyor. 

Mahmut ile Meryem daha önce Kaybedenler Kulübü’nün senaryosunu yazan ve Kuzey Güney, Aşk ve Ceza dizilerinin yönetmenliğini yapmış olan Mehmet Ada Öztekin’in sinemadaki ilk yönetmenlik deneyimi. Film 16. yüzyılda yaşamış Müslüman bir Han’ın oğlu ve Hıristiyan bir keşişin kızı arasında geçen imkansız ama vazgeçilmeyen bir aşkı konu alıyor. Filmin başrollerinde televizyon dizilerinden tanıdığımız Aras Bulut İynemli ve Eva Dedova bulunuyor. Başrol oyuncularını deneyimli oyuncularla desteklemeyi tercih eden yönetmen; Tomris İncer, Mehmet Çevik, Polat Bilgin gibi isimlerle güzel bir katkı sağlıyor. 

2

Dış sesin anlattığı masalsı bir hikayeyle açılan film, Ziyat Han ve eşi Kamer Banu’nun yıllarca çocuk sahibi olamamasının ardından çareyi büyücülük ve kahinlerde aramasıyla başlıyor. Bin bir zorluklar peyda edilen Mahmut’un, Hanedan’ın kaderini belirleyecek kişi olmasına karşın gözü hükümdarlıkta değil, sanatta, şiirde ve bilgelerin yazdığı eserlerdedir. Han’ın evlatlığı Bayındır ise Mahmut’u oyun dışı bırakıp, başa geçmeyi istemektedir. Aşırı duygusallığıyla ve ince kişiliğiyle bilinen Mahmut kendini doğanın kollarına bıraktığı günlerden birinde Meryem’le karşılaşır. Kusursuz güzellikte ve saflıkta olan kıza ilk görüşte aşık olur.

Ormanın içerisinde derenin kıyısında olan bu karşılaşmanın mümkün olduğunca büyüleyici olması amaçlanırken, ne yazık ki çamların çalıların arasındaki saksı çiçekleri, çiçek serasını çağrıştırmaktan öteye gidemiyor. Bunların dışında yönetmenin televizyon dizilerindeki birtakım geleneklerini sinemada da devam ettirme çabası,uzun uzun bakışma ve el ele tutuşma sahnelerinde öne çıkarak bunaltıcı olabiliyor. 

Elçin Efendiyev’in aynı isimli romanından, Yerkan Kahraman ve Eşref Dinçer tarafından senaryoya uyarlanan film çoklu kültürlerin mitlerinden beslenirken evrensel bir konuyu, aşkı irdeliyor. Fakat aşkın öğreticiliğini ve olgunlaştırma gibi vasıflarını öne çıkarmak isterken atlanan bazı noktalar sonucu, bu amaçtan uzaklaşılıyor. Örneğin; Mahmut’un Meryem’in peşine düştüğü süreçte önüne çıkan engeller, ona yaşadıklarından ders alarak değişme ve dünyayı anlama fırsatı sunuyor sunmasına da bunu yansıtmak konusunda oyunculuklar biraz zayıf kalıyor. Anadolu hikayelerini anımsatan ve dinlerin karanlık yüzlerini çağrıştıran Müeccünler, hikayede kendine en sağlam yeri bulan ve en iyi yansıtılan karakterlerden.

8400620410_ceb9a50c17

Mahmut’a gözcülük etmesi için yanına verilen atası, hocası Sofu karakteri bilge imajına karşın yol boyunca eğlenceli sohbetlerle Mahmut’a eşlik ederken izleyicinin favorisi olmaya en yakın aday. Esprili yaklaşımları ve güldüren mimikleriyle Sofu rolünde Polat Bilgin’i izliyoruz.

“Türk’ün Türk’ten başka dostu yoktur” ve “ulaşılmaz aşkların efsanesi” çıkarımlarıyla sona eren film, süre olarak belki biraz daha kısa tutulsaymış izlemesi daha zevkli hale gelebilirmiş. Tüm bunlara karşın, başrol oyuncularının ve yönetmenin ilk defa sinema izleyicisiyle tanışan isimler olması göz önüne alınarak, şans verilmesi gereken bir yapım ortaya çıkıyor.

Keyifli Seyirler…

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi