Ferzan Özpetek filmlerine karşı genelde bir önyargım vardı. Festival filmi ve gişe filmi arasındaki ayrımı yaparak hiç izlemediğim halde (çok küçükken izlediğim, Mehmet Günsür hayranlığımı başlatan Hamam filmini saymıyorum) kesin sıkıcıdır diye düşünüyordum. Bu tabuyu yıkıp filmi merak etmeme sebep olan etkense itiraf etmeliyim ki Cem Yılmaz ve Sezen Aksu imzalı soundtrackler oldu diyebilirim. 

Film başından sonuna eğlenceli bir film. İtalyanların renkli dünyasına, rahatlıklarına ve hiçbir şeye aldırış etmeyen tavırlarına göndermelerle dolu. Eşcinsel bir adamın platonik bir aşk uğruna Roma’ya taşınmasıyla başlıyor hikaye. Şehrin göbeğindeki harabe bir evi çok uygun fiyata kiralamış olmak hiç de şüphelendirmiyor Pietro’yu. Heyecanla evini yerleştirirken bir takım sesler duymaya başlıyor ve ardından kimsenin göremediği sadece kendisinin görebildiği davetsiz misafirleriyle tanışıyor. 

Fantastik konusunun gerçeklikle harmanlanarak sunulması izleyicinin damağında güzel bir lezzet bırakıyor. Oyunculuklar gerçekten mükemmel. Pietro rolünü canlandıran Elio Germano’nun oyunculuğu başta olmak üzere tüm oyuncular gerçekten rollerinin hakkını vermiş. Cem Yılmaz konusuna ise ayrıca değinmek isterim. Kendisinin italyancası olmamasına rağmen oyunculuğuyla bunu çok iyi dengeliyor. Benim de italyancam olmadığı için vurgusu nasıl, konuşabilmiş mi konuşamamış mı kısımları konusunda sağlıklı bir değerlendirme ne yazık ki yapamıyorum. Ama zaten şunu da diyebilirim ki kendisi İtalya’da yaşayan bir Türk’ü canlandırdığı için konuşması kötüyse bile çok sorun teşkil etmeyecektir. Başlangıçta Cem Yılmaz konuk oyuncu olarak yer alacakmış ama sonrasında Ferzan Özpetek onun oyunculuğunu öyle çok beğenmiş ki günbegün rolün etkinliğini artırmış ve sonunda Cem Yılmaz oyuncu kadrosundaki yerini kalıcı olarak almış. Birçok eleştirmen, neredeyse tüm filmlerinde çalışmayı gelenek haline getirdiği Serra Yılmaz’dan sonra Cem Yılmaz’ın da bu listede yer alacağına kesin gözüyle bakıyor. 

İkinci Dünya Savaşı’nın anlamsızlığı ve insanların ne uğruna can verdiklerini sorgulamalarından sanatın yüceliği ve tekliği gibi birçok konuya değinen yönetmen her filminde yaptığı gibi toplumun eşcinsellere bakış açısını da eleştiriyor. 

Başta da belirttiğim gibi filmin tüm müzikleri Sezen Aksu tarafından hazırlanmış. Tanıdığımız melodiler ve aşina olduğumuz o yumuşacık sesiyle Minik Serçe filmin etkileyici havasını ikiye katlıyor. 

Özetlemek gerekirse film Ferzan Özpetek’e dair tüm önyargılarınızı yıkacak etkileyici bir film. Kaçırmadan sinemalarda izlenmeli. 

İyi Seyirler…


Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi