Dünya prömiyerini Sundance Film Festivali’nde yaptıktan sonra 68. Berlin Film Festivali’nin Forum bölümünde de gösterilen ve ülkemizde 37. İstanbul Film Festivali vesilesiyle gösterim fırsatı bulan, ABD’li yönetmen Josephine Decker’ın üçüncü uzun metrajı Madeline Madeline’i Oynuyor hakkında sayfalarca okumalar yapsak, sabahlara kadar konuşsak yeridir. Zira disiplinlerarası okumalara açık, kışkırtıcı güzellikte bir film var karşımızda. Öyle ki 2018 yıl sonu listemin olmazsa olmazlarından biri olacak bu güzelliği her daim yanımda gezdirebileceğim çok özel bir kutunun içinde saklayıp, özel hissettiğim herkesle paylaşmak istiyorum. Çünkü çok ama çok özel bir film Madeline Madeline’i Oynuyor. 17 yaşına henüz basmış bir genç kızın büyüme hikâyesini anlatan, ama öyle bildiğiniz büyüme hikâyelerine hiç mi hiç benzemeyen anlatısı ve estetik biçimiyle sarsıcı olduğu kadar bittiğinde salondan derin bir huzur duygusu ve kalp çarpıntısıyla çıkmanıza da olanak tanıyan, sıra dışı nitelendirmesini sonuna dek hak eden bir yapım Madeline Madeline’i Oynuyor! Madeline Madeline’i Oynuyor: Bir Yüz Başkaldırısı Bazen bir kedi, bazen bir kaplumbağa, bazen annesi, bazense tiyatro direktörü Evangeline olan ve çevresindeki hemen her tür varlığı performe etme yeteneğine sahip genç bir kızın kimlik arayışını ekrana taşıyan; ama bu kimliklerin hem hepsi hem de hiçbiri olarak sabit kimlik olgusunu yerinden edip göçebe kimlikleri açığa çıkaran Madeline’in hikâyesi bir başkaldırma hikâyesi: yüze, kendisine, annesine, rollere, gerçeğe ve hatta kurgusal olana bile… Madeline, kendini belli bir yüze ve kimliğe sabitlemektense çoklu kimlikler arasında dolaşan ve çevresindeki her şeye sızabilen; ama onların da kendisine sızmasına izin vererek performativitenin açığa çıktığı bir kimlik denizinin içinde, kimliklere direnen bedenin sınırlarını zorlarken aslında tam manasıyla “queer” bir performativiteyi sahneye koyuyor. Madeline karakterini tıpkı Yorgos Lanthimos’un 2011 yapımı filmi Alpler’e ve o filme ilham kaynağı olan Erving Goffman’ın ‘Günlük Yaşamda Benliğin Sunumu’ isimli sosyolojik çalışmasındakine benzer biçimde beden, kimlik, performans rolleri ve performativite üzerinden kurarak oldukça çarpıcı perspektifler sunan Josephine Decker; karakterine odaklanan yakın planlar ve estetik anlamda bozulmuş, karmaşık ve puslu görüntüler tercih ederek Madeline’i çevresinden ve mekandan yalıtırken bizleri de onun zihninin derinliklerindeki psikolojik bir yolcuğa çıkarıyor. Decker ve özellikle senaryoyu birlikte ele aldıkları ekip öylesine etkileyici bir hikâye geliştiriyor ki; Madeline Madeline’i Oynuyor’u mucizevi kılan şey, bu anlatıya eklemlenen sinematografik tercihlerin hikâye ile yüksek doz uyumu ve Helena Howard'ın olağanüstü Madeline performansı oluyor.

Yazar Puanı

Puan - 93%

93%

Josephine Decker; karakterine odaklanan yakın planlar ve estetik anlamda bozulmuş, karmaşık ve puslu görüntüler tercih ederek Madeline’i çevresinden ve mekandan yalıtırken bizleri de onun zihninin derinliklerindeki psikolojik bir yolcuğa çıkarıyor.

Kullanıcı Puanları: 4.55 ( 1 votes)
93

Dünya prömiyerini Sundance Film Festivali’nde yaptıktan sonra 68. Berlin Film Festivali’nin Forum bölümünde de gösterilen ve ülkemizde 37. İstanbul Film Festivali vesilesiyle gösterim fırsatı bulan, ABD’li yönetmen Josephine Decker’ın üçüncü uzun metrajı Madeline Madeline’i Oynuyor hakkında sayfalarca okumalar yapsak, sabahlara kadar konuşsak yeridir. Zira disiplinlerarası okumalara açık, kışkırtıcı güzellikte bir film var karşımızda. Öyle ki 2018 yıl sonu listemin olmazsa olmazlarından biri olacak bu güzelliği her daim yanımda gezdirebileceğim çok özel bir kutunun içinde saklayıp, özel hissettiğim herkesle paylaşmak istiyorum. Çünkü çok ama çok özel bir film Madeline Madeline’i Oynuyor. 17 yaşına henüz basmış bir genç kızın büyüme hikâyesini anlatan, ama öyle bildiğiniz büyüme hikâyelerine hiç mi hiç benzemeyen anlatısı ve estetik biçimiyle sarsıcı olduğu kadar bittiğinde salondan derin bir huzur duygusu ve kalp çarpıntısıyla çıkmanıza da olanak tanıyan, sıra dışı nitelendirmesini sonuna dek hak eden bir yapım Madeline Madeline’i Oynuyor!

Madeline Madeline’i Oynuyor: Bir Yüz Başkaldırısı

Bazen bir kedi, bazen bir kaplumbağa, bazen annesi, bazense tiyatro direktörü Evangeline olan ve çevresindeki hemen her tür varlığı performe etme yeteneğine sahip genç bir kızın kimlik arayışını ekrana taşıyan; ama bu kimliklerin hem hepsi hem de hiçbiri olarak sabit kimlik olgusunu yerinden edip göçebe kimlikleri açığa çıkaran Madeline’in hikâyesi bir başkaldırma hikâyesi: yüze, kendisine, annesine, rollere, gerçeğe ve hatta kurgusal olana bile… Madeline, kendini belli bir yüze ve kimliğe sabitlemektense çoklu kimlikler arasında dolaşan ve çevresindeki her şeye sızabilen; ama onların da kendisine sızmasına izin vererek performativitenin açığa çıktığı bir kimlik denizinin içinde, kimliklere direnen bedenin sınırlarını zorlarken aslında tam manasıyla “queer” bir performativiteyi sahneye koyuyor.

Madeline karakterini tıpkı Yorgos Lanthimos’un 2011 yapımı filmi Alpler’e ve o filme ilham kaynağı olan Erving Goffman’ın ‘Günlük Yaşamda Benliğin Sunumu’ isimli sosyolojik çalışmasındakine benzer biçimde beden, kimlik, performans rolleri ve performativite üzerinden kurarak oldukça çarpıcı perspektifler sunan Josephine Decker; karakterine odaklanan yakın planlar ve estetik anlamda bozulmuş, karmaşık ve puslu görüntüler tercih ederek Madeline’i çevresinden ve mekandan yalıtırken bizleri de onun zihninin derinliklerindeki psikolojik bir yolcuğa çıkarıyor. Decker ve özellikle senaryoyu birlikte ele aldıkları ekip öylesine etkileyici bir hikâye geliştiriyor ki; Madeline Madeline’i Oynuyor’u mucizevi kılan şey, bu anlatıya eklemlenen sinematografik tercihlerin hikâye ile yüksek doz uyumu ve Helena Howard’ın olağanüstü Madeline performansı oluyor.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi