Weimar Cumhuriyeti’inden Büyük Alman İmparatorluğu idealine dayalı III. Reich’e geçişin şafağında çekilen Fritz Lang imzalı M, bir toplumun haleti ruhiyesini ifşa eden tarihi kayıt niteliğinde önemli bir filmdir. Lang, sessiz sinema döneminin ardından çektiği ilk sesli filminde sinsice gelmekte olanı sezmiş, bunu kadrajına taşımıştır. Ekranda görülen sadece pedofili bir katilin hikâyesi değil, bütün bir toplumun hikâyesidir. I. Dünya Savaşı’nın ardından büyük bir yıkım yaşayan Alman toplumu, yaşadığı derin çaresizlik ve bunalımdan kurtulma isteğinin etkisiyle kendisini daha derin bir yıkıma götürecek olan Nazilere teslim olmuştur.  M’nin anlattığı bu sürecin nasıl yaşandığıdır.

Nazizm’in yükselişini gördükten sonra Almaya’yı terk eden Fritz Lang, o dönem evli olduğu senarist eşi Thea von Harbou’yla birlikte oldukça başarılı işlere imza atmıştır. M, bu ortaklığın ürünü olarak ortaya çıkmıştır. Filmin senaryosu von Harbou ve yönetmen Lang tarafından birlikte yazılmıştır. Karanlık bir şehir atmosferinde geçen hikaye, toplumun yaşamakta olduğu çöküntünün dışavurumudur. Filmin stilistik yapısında ekspresyonist (dışavurumcu) sinemanın izleri görülür.  Keskin ışık/gölge karşıtlıkları ve sesin işlevsel kullanımı bir film janrına temel oluşturacak güçtedir. Öyle ki M, kendisinden sonra çekilmiş olan birçok filmi etkilemiş, kara film (film noir) ve korku/gerilim sinemasında sıklıkla başvurulacak olan temel motifleri yaratmıştır. Gölge, siluet kullanımı, ıslık sesi ve tedirgin sessizlik anları bahse konu tür atmosferlerinin önemli bileşenleri olmuşlardır.

Filmin toplumsal arka planına baktığımızda Nazizm’in yükselişi için uygun zeminin farklı etmenler yoluyla oluşturulduğu görülür. Bunların başında I. Dünya Savaşı sonrası yaşanan çok boyutlu toplumsal çöküş gelir. Savaş sonrası Almanları toptan bir teslimiyete mecbur bırakan Versay Antlaşması, esasen ikinci büyük bir savaşın taşlarını döşeyen ilk adım olmuştur. Oldukça ağır şartlara dayanan antlaşma, Almanya’nın yeniden toparlanabilmesini imkansız kılmıştı. Buna ilaveten ülkenin içinde bulunduğu ekonomik darboğaz 1929 Ekonomik Buhranı’yla birlikte daha derinleşmişti. İşsizlik ve yüksek enflasyonla birlikte halk içinde sefalet giderek büyümüştür. Savaş sonrası onurları incinen Almanlar, üzerine gelen ekonomik kaosla birlikte mutsuz ve çaresiz bir hale düşmüştü. Bütün bir toplumun üzerine karabasan çökmüştü. İşte böyle bir ortam popülist, şoven nitelikli radikal akımların filizlenip gelişmesi için uygun bir zemin hazırlamıştı. Almanlarla birlikte tüm dünyayı geri dönüşü olmayan bir yıkıma sürükleyecek olan Naziler, bu koşullar altında filizlenip serpildi. Adolf Hitler 1920’li yılların başında Nasyonal Sosyalist Alman İşçi Partisi (NSDAP)’nin başına geçmişti. Koşulların uygun oluşundan istifade ederek 1933’de politik iktidarı ele geçirdi ve kısa süre içinde totaliter bir yönetim tarzını uygulamaya sokarak, demokrasiye ve Weimar Cumhuriyeti dönemine son verdi. Bunda ekonomik istikrarı ve kar faktörünü arayan Alman burjuvazisinin payını unutmamak gerekir. Böylece Naziler, Alman olmayan her şeyden nefret eden ve tüm dünyayı karşısına alan bir süreci başlattı. Alman halkı çoğulcu demokrasiyi terk ederek hastalıklı ve sapkın bir düşünce olan Nazizm’le içine düştüğü buhrandan kurtulmayı ummuştu.

M - Morder unter uns Year : 1931 Germany Peter Lorre , Inge Landgut Director: Fritz Lang Photo: Horst von Harbou. It is forbidden to reproduce the photograph out of context of the promotion of the film. It must be credited to the Film Company and/or the photographer assigned by or authorized by/allowed on the set by the Film Company. Restricted to Editorial Use. Photo12 does not grant publicity rights of the persons represented.

M: Bir Şehir Katilini Arıyor

M’nin hikâyesi yaşanmış gerçek olaylara dayanır. 1920’li yıllarda işlediği vahşice cinayetlerle “Duesseldorf Vampiri” olarak adından söz ettiren seri katil Peter Kürten, filmin esin kaynağıdır. Filmdeki karakter Hans Beckert, pedofili bir seri katil olarak sunulur. İstismar ettiği kız çocuklarını öldürür. Berlin’de büyük bir korkuya ve paniğe sebep olur. Film hikayesi, topyekûn şehir halkının bir araya gelerek onu yakalama çabası üzerine kurulur. Toplumun farklı kesimleri kendi çıkarları doğrultusunda ortak bir amaç için bir araya gelir. Bu, kolay kolay görülecek bir durum değildir. Polisin yarattığı baskıdan bunalan ve “iş yapamaz” hale gelen şehrin suç örgütleri, bu durumdan kurtulabilmek için polisten bağımsız olarak katili yakalama çabasına girişir. Bunun için dilenciler başta olmak üzere bütün elemanlarını sokağa salar. Polis, teknolojideki yeni olanaklarla birlikte delilden faile ulaşma yolunu seçer, öte yandan şehrin genelinde topyekün arama-tarama faaliyetine girişir. Fakat tüm çabalarına rağmen bundan sonuç alamaz, kamu yöneticileri ve siyasilerden gelen baskıdan bunalır. Aileler ve şehrin geri kalanı da çocukların ve kendilerinin güvenliği için bu çabaya ortak olur. Medya konuyu yakından takip eder, toplumda infiale sebep olacak bir haber dili seçer. Üstüne sesini duyurmak isteyen katilin yazdığı mektup, gazetelerde yayınlanır. Katil, yaptıklarının herkes tarafından bilinmesini ve duyulmasını ister. Bu, korku ve paniği daha da yaygınlaştırır. Şehrin tek bir gündemi vardır, katil kimdir?

Olayların geçtiği Berlin, 19. yüzyılda sanayileşmeyle beraber nüfus patlaması yaşamış bir şehirdi. Nüfusu 30 binlerden milyonlara sıçramıştı. Bunun çoğunu Prusyalı göçmenler oluşturuyordu. “Taşralı bir kentti”. Sanayi çağı kentlerinin karakteristik özelliğini gösteriyordu. Bir yanda izbe bir hayatın yaşandığı işçi mahalleri öte yanda konforun olduğu daha yalıtılmış burjuva semtleri vardı. “Berlin, Berlin için fazla büyüktür” sözü bu döneme aitti. Faustyen şehir plancıları aracılığıyla bir karabasan olan Germania-Büyük Almanya projesinin merkeziydi. Sanayileşmeyle doğmuş ve emperyalist politikalarla ölçüsüzce büyütülmüştü (Öztürk, 2005: 167). Hal böyle olunca şehir, insan yığınlarıyla dolmuştu. Çok farklı kesimler, ortak yaşam alanlarında bir arada bulunuyordu. İşçiler, burjuvalar, dilenciler, suça meyilli olanlar, polisler, çocuklar, hayat kadınları ve başkaları bir metropolün içindeydiler. Bu yaşantı, sorunlarıyla birlikte vardı. Metropol tipi yaşantı insanlarda bir güvensizlik ve şüphecilik yaratmıştı. Para odaklıydı ve insani ilişkileri değiştirmişti. Kolektif dayanışma ağları aşınmıştı, bireyci kültürü dayatıyordu. “Kalabalıklar içinde yalnız olmak” bu yaşantıya özgü bir durumdu. Tüm bunlara Almanya’nın içinde bulunduğu ekonomik ve kültürel darboğaz eklenince güvensizlik ve tedirginlik katlanmıştı. Filmin cinayetler ekseninde gelişen kaotik evreninin arka planı bu unsurları barındırmaktadır.

m-filmloverss

Suç ve Cezanın Şahsiliği/Toplumsallığı

M’deki katil başından bellidir. Islığı ve çocukların üzerine düşen gölgesiyle bir tekinsizlik alameti olan Hans Beckert yalnız bir karakterdir. Geçmişi ve ailesi hakkında bilgi yoktur. Bebek yüzlü, tıknaz, silik bir tiptir. Pedofili bir katildir. Bu haliyle hastalıklı bir kişiliktir. Halk mahkemesi önündeki savunmasına kadar cinayetleri neden işlediği bilinmez. Şehirde neden olduğu infial yakalanma sürecini hızlandırır. Eşi az bulunur bir seferberlikle bütün kesimler insan avına başlar. Yakalanmasını sağlayansa “kör” dilencinin dikkatidir, görüntüden ziyade ses tanınmasını sağlar. Bu nokta kritiktir, gördüklerimiz bizi yanıltabilir, bir yanılsama ya da sanrı olabilir. Ama ses, daha kesin yargılara ulaşmamızı sağlayabilir. Lang&Harbou ikilisi bu hususa özellikle dikkat çeker.

Halk mahkemesi, filmin akılda kalan en önemli sahnelerinden biridir.  Katil yakalandığında eski bir fabrika binasına getirilir. Eski bir hangar insanlarla doludur. Çoğu eski sabıkalıdır, suç örgütü lideri Schranker ve diğerleri kurulan mahkemeye başkanlık eder. Mağdur çocukların aileleri ve halktan insanlar oradadır. Bütün bir salon katil Beckert’in öldürülmesini ister. O ise kendini savunur, cinayetleri istem dışı işlemiştir. İçindeki sese engel olamamıştır. Vicdan azabı duyar. Fakat halk buna ikna olmaz, itiraf varsa yaptırımı ölüm olmalıdır. Hiçbiri onun rehabilite edilmesi gereken bir hasta olduğu gerçeğini kabul etmek istemez. Beckert’i sadece avukatı savunur, hasta olduğunu ve işlediği suçlardan dolayı sorumlu tutulamayacağını söyler. Cezaevine değil hastaneye gönderilmelidir. Fakat buna başta mağdur aileleri olmak üzere bütün halk karşı çıkar. O, öldürülmelidir. Yönetmen Lang, suçun şahsiliği/toplumsallığa üzerinden adalet kavramını sorgular. Beckert bu suçları işlemiştir ve bunu itiraf eder. Sorumluluk ondandır, fakat bu istem dışı olmuştur, geriye hiçbir şey hatırlamadığını iddia eder. Bununla birlikte işlediği suçların mağdur yakınlarında ve toplumda yaratacağı tahribatı öngörecek yetisi vardır. Eyleminin sonucunu algılayabilecek akli yetilere sahip oluşu onu işlediği suçlardan azade kılmaz. Suç varsa yaptırımı olmalıdır, fakat bu ölçülü olmalıdır. Hikayede olduğu üzere hınç duygusuyla gelen bir linç hakkaniyetli değildir. Suçlu, aynı zamanda sapma davranışı gösteren bir hastadır. Öncelikle tedavi edilmesi gerekir.

m-filmloverss

Halk mahkemesi, Nazizm öncesi bütün bir Alman toplumunu temsil eder. Bastırılan bütün yıkıcı duygular kıvılcımını beklemektedir. Güvensizlik, yoksulluk, çaresizlik, intikam hisleri içten içe büyümektedir. Demokratik yöntemi uygulamaya çalışan Weimar Cumhuriyeti, Nazizm’in büyüyüp toplumu ele geçirmesine engel olamamıştır. Fritz Lang, yaklaşmakta olan tehlikeyi sezmiş, bir suç ekseninde bütün bir toplumu sorgulamıştır. Suç edimi her ne kadar bireysel olsa da onu ortaya çıkaran koşullar toplumsaldır. Toplum dışına itilmiş, ihmal edilmiş hasta bir karakter olan Beckert, onunla iletişimi saldırıya dönüştürerek kurmuştur.  Toplumun buna cevabıysa aynı ölçüde karşı-saldırı olmuştur. Bunu takip eden on yıl içindeyse hastalıklı bir ideolojiye kendini tutsak eden bir toplum, karşısına aldığı bütün bir insanlığa savaş açmıştır. Bunun sonucu insanlığın o güne dek gördüğü en büyük yıkım olmuştur.

Yararlanılan Görsel ve Yazılı Kaynaklar:

Mehmet Öztürk. (2005). Sinemasal Kentler. İstanbul: DonKişot Yayınları.

www.imdb.com

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi