Luc Besson Fransa’daki genç müslümanlara dayanışma için seslendi: “Kardeşim, keşke bugün senin için ne kadar üzülüyorum bir bilsen…”

Dün akşam, Fransa’nın en ünlü gazetelerinden LeMonde‘da Luc Besson’un, Charlie Hebdo katliamının ardından yazdığı bir mektubu yayınlandı. Luc Besson, kalemini herkesle aynı şeyleri tekrar etmek için değil, ülkesinde emeği sömürülen müslümanları anladığını belirtmek için ve tek çarenin dayanışma olduğunu anlatmak için kullandı.

je-suis-Filmloverss

Kardeşim, keşke bugün senin için ne kadar üzülüyorum bilsen, sen ve güzel dinin kirletildiniz, küçük düşürüldünüz, parmakla gösterildiniz. Gücün, enerjin, mizahın, kalbin, kardeşliğin unutuldu. Bu hiç de adil değil ve beraber bu adaletsizliği düzelteceğiz. Seni seven ve sana yardım etmek isteyen milyonlarız biz. Hadi baştan başlayalım. Sana teklif edilen toplum hangisi?

Temelde para, sömürü, ayrışma, ırkçılık var. Bazı banliyölerde, yaşı 25’in altında olanların %50’si işsiz. Adın ve teninin rengi yüzünden gözardı ediliyorsun. Günde beş defa kontrol ediliyorsun,  seni blokların arasına tıkmışlar ve kimse seni temsil etmiyor. Kim böyle koşullar altında yaşayabilir ve gelişebilir ki?

Çıkar, diğer her şeyin önünde tutuluyor. Elma ağacını kesip, gövdesini satıp, sonra bir daha neden meyve vermediğine şaşırıyorlar. Sıkıntı da burada, ve bunu çözmek hepimize düşüyor.

Bütün egemenlere, büyük patronlara ve yöneticilere sesleniyorum. Toplumun bir parçası olmak dışında bir şey istemeyen bu küçük düşürülmüş gençliğe yardım edin. Ekonomi insanın hizmetinde olmalı, tam tersi değil. İyi bir şey yapmak, çıkarların en güzelidir. Sayın egemenler, çocuklarınız var mı? Onları seviyor musunuz? Onlara geride ne bırakmak istiyorsunuz? Sermaye mi? Neden adil bir dünya değil? Bu, çocuklarınızın sizinle en çok gurur duymasını sağlayacak şey oysa.

Kendi refahımızı başkalarının mutsuzluğu üzerine inşa edemeyiz. Bu ne hristiyanlığa, ne yahudiliğe, ne de müslümanlığa uyar. Bu sadece benmerkezci bir yaklaşım ve aynı zamanda toplumu ve gezegeni bir duvara toslamaya sürükleyen de bu. Bugünden itibaren, ölenleri onurlandırmak için yapmamız gereken iş de bu.

Terör asla kazanmayacak

Ve sen canım kardeşim, sana da iş düşüyor. Sana sunulan bu toplumu nasıl değiştirmeli? Didinerek, okuyarak, kalaşnikof yerine kalem tutmayı tercih ederek. Demokrasinin bir güzelliği, sana kendini savunmak için gerekli araçları sunması. Kaderini eline al, gücü devral.

Kalaşnikofun maaliyeti 250 euro ama 3 euro’nun altına bir kalem alabiliyorsun, ve o zaman cevabın bin kat daha etkili oluyor. Gücü devral ve kurallara göre oyna.

Gücü demokratik bir biçimde devral, ve kardeşlerine yardım et. Terör asla kazanmaz. Bunu kanıtlamak için var tarih. Ve şehitlere dair denklem çift taraflı işliyor. Bugün bin tane Cabu, bin tane Wolinski doğuyor.

Gücü devral, ve başka kimsenin senin gücünü almasına izin verme. Eğer ki bu trajediden sorumlu varsayılanlar gerçekten suçluysa, bugün nefret kusulan o iki kardeş, senin kardeşin değiller, ve biz hepimiz bunu biliyoruz.

Onlar sadece toplum tarafından terkedilmiş ve onlara bir ahret vaad eden bir dinci tarafından istismar edilmiş iki tane aklı kıttan başka bir şey değildi… Böyle radikal dincilerin içinde iyi niyet kırıntısı bile yok, yalnızca işlerine bakıp, mutsuzluğun üzerinden seninle oynuyorlar. Senin dinini, kendi çıkarları için kullanıyorlar. Bunların işi, minik şirketleri bu. Yarın, canım kardeşim, daha güçlü, daha birbirimize kenetli, daha dayanışma içinde olacağız. Sana söz. Ama bugün, canım kardeşim, seninle ağlıyorum

Hazırlayan: Hazan Özturan

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi