Fransız aktris Julie Delpy’in yönetmen koltuğunda gördüğümüz altıncı ve son film olan Lolo, ilk defa 72. Venedik Film Festivali’nde Venedik Günleri’nde gösterildi. Filmin başrolünde de yer alan Delpy, senaristler arasında da yer alıyor. Festivalde ilk defa gösterildiğinde büyük ilgi çeken film, klişelerin sınırlarını zorlayan başarılı bir komedi olarak karşımıza çıkıyor.

Orta yaşlarına gelmiş olan Violette (Julie Delpy), işine ve oğluna çok bağlıdır. Bir yandan da özel hayatını hareketlendirmek isteyen Violette, çıktığı kısa tatilde Jean-René (Dany Boon) ile tanışır ve birbirlerinden hoşlanırlar. İşi gereği Paris’e taşınma planları yapan Jean-René ile ilişkisini ilerleten Violette’in oğlu Lolo (Vincent Lacoste) ise, bu durumdan pek hoşlanmaz ve duruma el koymaya çalışır.

Harikalarla dolu oyunculuk kariyerinin ardından 2002 yılında ilk defa kameranın arkasına geçen Julie Delpy, dikkatleri çeken filmler yapmayı başardı. Lolo ile bu istikrarını devam ettirmesini de biliyor. Oldukça enerjik başlayıp konuya girmek için hiç zaman kaybetmeyen Lolo, zekice şakalarla yolunu güzel çiziyor. Ancak, abartıya kaçan komedisi başta büyük keyif verse de, uzun sayılamayacak süresi içerisinde filmi boğmaya başlıyor. Ana akım Fransız komedilerine benzer bir seyir izleyen Lolo, romantizmden ziyade anne-oğul ilişkisinin inceliklerine değiniyor. Bu konuda Fruedyen bir yaklaşım izlediğini de belirtmek lazım.

Seyirci gözünden baktığımızda durum komedileriyle bezeli keyifli bir komedi filmi görüyoruz. Ancak tahminim o ki, Julie Delpy’nin aktarmak istedikleri bundan daha fazla. İnsan ilişkilerinin dinamiklerinden ve derinliğinden beslenen konusuyla modern hayata kapsamlı bir bakış atmaya çalışıyor. Büyük ve küçük şehir insanının farkından ve sosyal farklılıklardan dem vurarak birkaç çeşit stereotip ortaya koyuyor. Fakat karakterlerini bu şekilde kalıplara sokmayı istemesi filmi sıradanlaştırırken, değinmek istediği incelikli noktaları da oldukça zayıflatıyor.

Öte yandan Julie Delpy, yönetmen olarak oldukça iyi bir iş ortaya koyuyor. Yukarıda bahsettiğim stereotipleri oluşturmak adına kısıtlı ve yakın planlar kullanıyor. Böylece algıyı istediği karakterin üstünde yoğunlaştırmayı amaçlıyor. Bunu yapmasındaki amaçlardan birinin, her karakteriyle empati kurulmasını istemesine bağlıyorum ama bunun için film içerisinde yeterli temel oluşmuyor. Komedi ağırlığının fazlalılığı, karakter detaylarını pekala görünmez kılıyor. Bütün bu kusurlarının yanı sıra, hiç düşmeyen temposunun da katkısıyla oldukça yüksek bir seyir zevki vadediyor. Yine komedi ağırlığıyla paralel olarak kıvrak ve dinamik diyalogları, senaryoyu güçlendiren ögeler olarak karşımıza çıkıyor. Zeki diyalogları, hikayenin akışına da fazlasıyla etki ediyor ve yumuşak, akıcı bir seyir izlemesini sağlıyor.

Güldürmekten ziyade birkaç noktaya parmak basmak isteyen bir tavırla filmini yazan ve yöneten Julie Delpy, komedi unsurlarının baskınlığıyla bu etkiyi yaratamıyor. Yönetmenin bu tercihi filmin potansiyel etkisini azaltan bir konuma girmesine sebep oluyor. Yine de diyaloglarının başarısı ve akıcılığı ile ön plana çıkan Lolo, film boyunca temposunu hiç düşürmeden seyir zevkini artırıyor.

Fransız aktris Julie Delpy’in yönetmen koltuğunda gördüğümüz altıncı ve son film olan Lolo, ilk defa 72. Venedik Film Festivali’nde Venedik Günleri’nde gösterildi. Filmin başrolünde de yer alan Delpy, senaristler arasında da yer alıyor. Festivalde ilk defa gösterildiğinde büyük ilgi çeken film, klişelerin sınırlarını zorlayan başarılı bir komedi olarak karşımıza çıkıyor. Orta yaşlarına gelmiş olan Violette (Julie Delpy), işine ve oğluna çok bağlıdır. Bir yandan da özel hayatını hareketlendirmek isteyen Violette, çıktığı kısa tatilde Jean-René (Dany Boon) ile tanışır ve birbirlerinden hoşlanırlar. İşi gereği Paris’e taşınma planları yapan Jean-René ile ilişkisini ilerleten Violette’in oğlu Lolo (Vincent Lacoste) ise, bu durumdan pek hoşlanmaz ve duruma el koymaya çalışır. Harikalarla dolu oyunculuk kariyerinin ardından 2002 yılında ilk defa kameranın arkasına geçen Julie Delpy, dikkatleri çeken filmler yapmayı başardı. Lolo ile bu istikrarını devam ettirmesini de biliyor. Oldukça enerjik başlayıp konuya girmek için hiç zaman kaybetmeyen Lolo, zekice şakalarla yolunu güzel çiziyor. Ancak, abartıya kaçan komedisi başta büyük keyif verse de, uzun sayılamayacak süresi içerisinde filmi boğmaya başlıyor. Ana akım Fransız komedilerine benzer bir seyir izleyen Lolo, romantizmden ziyade anne-oğul ilişkisinin inceliklerine değiniyor. Bu konuda Fruedyen bir yaklaşım izlediğini de belirtmek lazım. Seyirci gözünden baktığımızda durum komedileriyle bezeli keyifli bir komedi filmi görüyoruz. Ancak tahminim o ki, Julie Delpy’nin aktarmak istedikleri bundan daha fazla. İnsan ilişkilerinin dinamiklerinden ve derinliğinden beslenen konusuyla modern hayata kapsamlı bir bakış atmaya çalışıyor. Büyük ve küçük şehir insanının farkından ve sosyal farklılıklardan dem vurarak birkaç çeşit stereotip ortaya koyuyor. Fakat karakterlerini bu şekilde kalıplara sokmayı istemesi filmi sıradanlaştırırken, değinmek istediği incelikli noktaları da oldukça zayıflatıyor. Öte yandan Julie Delpy, yönetmen olarak oldukça iyi bir iş ortaya koyuyor. Yukarıda bahsettiğim stereotipleri oluşturmak adına kısıtlı ve yakın planlar kullanıyor. Böylece algıyı istediği karakterin üstünde yoğunlaştırmayı amaçlıyor. Bunu yapmasındaki amaçlardan birinin, her karakteriyle empati kurulmasını istemesine bağlıyorum ama bunun için film içerisinde yeterli temel oluşmuyor. Komedi ağırlığının fazlalılığı, karakter detaylarını pekala görünmez kılıyor. Bütün bu kusurlarının yanı sıra, hiç düşmeyen temposunun da katkısıyla oldukça yüksek bir seyir zevki vadediyor. Yine komedi ağırlığıyla paralel olarak kıvrak ve dinamik diyalogları, senaryoyu güçlendiren ögeler olarak karşımıza çıkıyor. Zeki diyalogları, hikayenin akışına da fazlasıyla etki ediyor ve yumuşak, akıcı bir seyir izlemesini sağlıyor. Güldürmekten ziyade birkaç noktaya parmak basmak isteyen bir tavırla filmini yazan ve yöneten Julie Delpy, komedi unsurlarının baskınlığıyla bu etkiyi yaratamıyor. Yönetmenin bu tercihi filmin potansiyel etkisini azaltan bir konuma girmesine sebep oluyor. Yine de diyaloglarının başarısı ve akıcılığı ile ön plana çıkan Lolo, film boyunca temposunu hiç düşürmeden seyir zevkini artırıyor.

Yazar Puanı

Puan - 66%

66%

62

Güldürmekten ziyade birkaç noktaya parmak basmak isteyen bir tavırla filmini yazan ve yöneten Julie Delpy, komedi unsurlarının baskınlığıyla bu etkiyi yaratamıyor. Yönetmenin bu tercihi filmin potansiyel etkisini azaltan bir konuma girmesine sebep oluyor. Yine de diyaloglarının başarısı ve akıcılığı ile ön plana çıkan Lolo, film boyunca temposunu hiç düşürmeden seyir zevkini artırıyor.

Kullanıcı Puanları: İlk sen puanla!
66
Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi