Amerikan İç Savaşı’na son veren, ülkenin 16. başkanı Abraham Lincoln… Lincoln Amerikan tarihinde çok önemli radikal kararlar alarak ülkenin kaderini değiştirmiş ve bugünkü başkan Obama’nın önünü açmış bir isimdir. Köleliği kaldıracak yasanın parlamentoda oy çoğunluğu ile geçmesini sağlamıştır.

Abraham Lincoln orta halli bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelmiş, okuduğu hukuk kitaplarıyla kendini geliştirerek avukat olmuştur. Üstlendiği birçok davayı kazanarak hukuki bilgisini ispatlamıştır. Avukatlıktan başkanlığa uzanan yolda yaşadıklarıyla imkansızlıklardan doğan bir kahraman olan Lincoln, nedense özellikle son yıllarda Hollywood için pek popüler hale geldi.

lincoln_filmi

2010 yılında Suikast (The Conspirator) ile Lincoln’un suikast sonrası soruşturmasını anlatan suç ve dram türünde filmi izledikten sonra, 2012’de Abraham Lincoln: Vampir Avcı’sıyla, Lincoln daha fantastik bir dünyada vampir avcısı olarak izleyici karşısına çıktı. Ama hala daha Amerika’nın efsanevi ismini “doğru” yansıtan bir yapımla karşılaşamadık derken Spielberg olaya el attı ve biyografi türündeki son başkan filmi, Lincoln’u izleyiciye sundu.

Bu yılki 85. Oscar Ödüllerinde 12 dalda aday olan Lincoln, başkanın hayatının son dönemlerine odaklanıyor ve en önemli faaliyetlerini hayata geçirdiği yıllarını anlatıyor. 13. Anayasa değişikliği (köleliği tamamen kaldırmayı onaylayan yasa) için nelerden fedakarlık ettiğini ve neleri göze aldığını anlatan hikayede Lincoln rolünü iki Oscar ödüllü Daniel Day-Lewis canlandırıyor.

Film genel gidişatında kanlı savaş sahnelerinden çok, gizli kapaklı yürüyen kabine savaşlarına değiniyor. Dönemin politik yanı öne çıkarılarak, yasayla sona eren bir savaşın, bu politikanın bir oyuncağı olduğu ima ediliyor. Film, Başkan Lincoln’un kahramanlığını karikatürize etmekten, çabasını insanüstüymüşçesine yansıtmaktan ziyade, aksine sıradanlaştırıyor. Lincoln aşırılıklardan uzak, günlük hayatınızda her an karşınıza çıkabilecek biri izlenimi veriyor. Esprili yanı vurgulanarak, sürekli komik hikayeler anlatan nüktedan kişiliğine de atıfta bulunmaktan geri durmuyor. Öte yandan olaylar karşısındaki kriz yönetimi, kendine hakimiyeti, gerektiğinde ne kadar soğukkanlı ve mantıklı olarak insanlar üzerindeki hakimiyet yeteneği Day-Lewis’in bedeninde bir kez daha takdiri hak ediyor.

Lincoln-FL

Lincoln’de görsel efektlerin ben buradayım diye bağırmasından ziyade oyunculukların hikayeyi alıp götürmesi hedeflenmiş. Daniel Day-Lewis, Tommy Lee Jones ve Sally Field gibi usta isimler de adeta bu amaca hizmet etmek için asla diğerinden bir adım öne çıkmıyor. Hikaye Lincoln karakterinin etrafından dönüyor olmasına rağmen, usta isimler başarıyla bu dağılımı eşitliyor. Filmin tek bir olaya odaklanarak aynı anda çok mesaj içerme ve hepsini birden anlatma çabasına girmemesi de bir artı olarak hanesine yazılıyor.

Sonuç olarak Oscar yarışındaki favorilerden biri olan Lincoln, gerek Spielberg adıyla gerekse Day-Lewis’in oyunculuğuyla henüz vizyona girmeden, beklentileri üst düzeye çekti. 150 dakikalık biyografi türündeki filmin, olumsuz olarak nitelendirilebilecek tek noktası ise yer yer tarih derslerinde zorla izletilen belgesel havasına bürünmesi. Sanıyorum bu da olayların ve filmin ciddiyetini ispat etmek için bilinçli bir tercih. Oscar’da sonuç ne olur bilinmez ama Spielberg ve Day-Lewis’in başarılı bir yapıma imza attıkları aşikar.

Keyifli seyirler…

DipNot: Filmin bütün o görkemine tezat, yarattığı sadelik duygusunu izlerken aklıma gelen tek şey acaba bizde de böyle bir Atatürk filmi ne zaman çekilebilir sorusu oldu. 

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi