Hem senaryosunu yazdığı hem de yönetmenliğini üstlendiği Polis, Güneşin Oğlu, Celal Tan ve Ailesinin Aşırı Acıklı Hikayesi gibi Türkiye Sineması’nın son yıllarda ürettiği filmlerin genel çizgisinin dışında projeler üreten Onur Ünlü’nün bilinirliği bir televizyon projesi olan “Leyla ile Mecnun” ile arttı. Leyla ile Mecnun gündemden düşmeden hemen önce yine aynı dizide çalıştığı oyuncularla çektiği Sen Aydınlatırsın Geceyi ile filmografisinin en başarılı projesine imza attı. O günden itibaren hem Onur Ünlü hem de ekibi yeni projelerde yer almaya devam ederken, ülkede yeniden popülerlik kazanan absürt komedi anlayışının da öncüsü durumuna geldiler. Aynı ekibin farklı projelerde yer alma durumu sadece oyunculuk anlamında da kalmadı. Önce, Leyla ile Mecnun’un senaristi olarak tanıdığımız Burak Aksak, Bana Masal Anlatma’yı çekti, hemen ardından ise bu kez Leyla ile Mecnun’un, Mecnun’u Ali Atay ilk uzun metrajı Limonata ile seyirci karşısına çıkıyor. 

Filme geçmeden önce bahsetmek istediğim bir konu var. Gişe kaygısı veya ülke insanının komediye olan açlığı sebebiyle vizyon takvimi yerli komedilerden geçilmez hale geldi. Kopya kağıdından geçirilmiş izlenimi veren filmler bir noktadan sonra kabak tadı vermeye başlamışken yukarıda bahsettiğim sinemacıların yapacağı filmler bir şekilde iyi komedi filmleri izleme şansımızı arttırıyor diye düşünüyorum.

Makedonya’da yaşayan ve eski bir tır şöförü olan Suat’ın ölmeden önceki son dileği; yıllar önce İstanbul’da tanıştığı bir kadın ile yaşadığı ilişki sonrası doğan oğlunun (Selim) bulunup yanına getirilmesidir. Bu görevi de yine diğer oğlu Sakip’e verir. Sakip, varlığından ilk defa haberdar olduğu Selim’i bulmak için Makedonya’dan İstanbul’a doğru yol alır. Sakip, Selim’i bulur bulmasına da Selim’in Makedonya’ya gitmeye veya bir babası olduğunu kabul etmeye niyeti yoktur. Sakip ise bu durum karşısında Selim’i kaçırmaya karar verir ve iki kardeş Makedonya’ya doğru yola çıkar. 

Konusundan da anlaşılacağı üzere Limonata için klasik bir yol filmi diyebiliriz. Ancak, bu yol türün birçok örneğinde olduğu gibi sadece ikilinin bir araba içerisindeki yolculuğu olarak değil iki kardeşin birbirini tanıdığı bir serüven olarak tanımlamak daha doğru olacaktır. İstanbul ve Makedonya olmak üzere iki ayağı olan filmin İstanbul’da geçen bölümleri son derece başarılı, nitekim şehirler veya semtler hakkında kullanılan espriler yerli yerinde kullanılıyor. Benzer komedi filmlerinde kullanılan yerli yersiz küfürler bu filmde de var ama olması gerektiği gibi. Bu sahneler seyirciyi güldürmeyi başarıyor ve edilen küfürler iğreti gelmiyor. Karakteri incelerken “bu karakter burada bu lafı kullanır” şeklinde düşündürtmeyi başarıyor da diyebiliriz. Yine, Selim’in agresif, kaba ve küfürlü tavrının aksine Sakip’in oldukça naif bir karakter olması ise hem konunun tutarlılığı hem de filmin mizahi tarafı açısından oldukça iyi yazılmış detaylar.

Senaryosunu filmin başrol oyuncusu Ertan Saban ile birlikte yazan Ali Atay’ın bu ilk yönetmenlik denemesinde birçok açıdan iyi iş çıkardığını söylemek mümkün. Tercih edilen renk skalası filme dinamik bir hava katıyor. Özellikle yolculuk sırasında kullanılan dış çekimlerde tercih edilen sarımtırak renkler fondaki müzik eşliğinde başarılı bir sinematografi oluşturuyor. Bunlar Limonata’nın ilk film olması sebebiyle önemli detaylar. Nitekim, Ali Atay’ın yönetmenlik yolculuğuna sinemsal anlamda değerli tercihlerde bulunarak başlaması sevindirici. Birlikte yola çıktığı oyuncuların, başta Serkan Keskin olmak üzere son dönemin en iyi oyuncuları olması ise Ali Atay için büyük şans. Öyle ki bugün Serkan Keskin, oyunculuğuyla tek başına vasat bir filmi seviye atlatabilecek yetiye sahip. Tüm bunlar filmin olumlu detaylarıyken senaryo filmin en büyük handikapı. Makedonya’ya varana kadar bir şekilde akan senaryo son yarım saat tam anlamıyla çuvallıyor. Filmin, içerisine yedirilmek için eklenen zoraki sahneler, anlamsız diyaloglar ve yaratılmak istenen dramatik yapı son derece akıcı bir şekilde ilerleyen filmi bir anda sıkıcı bir drama dönüştürüyor. Bu anlamda günümüz ana akım romantik komedilerin uyguladığı formülü uygulamaya çalışan ve seyirciyi biraz da üzelim derdine düşen senaristler ne yazık ki filmin başarılı yapısını bozuyorlar.

Ali Atay bir röportajında daha önce fotoğraf bile çekmemiştim ama kendimiz bir senaryo yazmak ve başkalarının filmlerinde rol almaktansa kendi filmimizi yapalım istedik diyor. Açıkçası, Onur Ünlü ile çalışmasının bu filmde büyük bir rolü var diye düşünüyorum ve her genç sinemacı ne yazık ki ilk filmlerini çekip, dağıtmak için bu denli şanslı değil. Her şeye rağmen örnek alınması gereken bir açıklama. Önce iyi bir çıkış noktası bulmak, ardından ise bu hikayeyi senaryolaştırmak gerekiyor. En azından bir şekilde kar amacını arka plana atmış, sinema yapmayı kafasına koymuş genç yönetmenlerin bu şekilde çalışması oldukça önemli. Son yarım saatiyle beni hayal kırıklığına uğratmış olsa da Türkiye’nin özellikle komedi türü için iyi bir yönetmen kazandığını düşünüyorum. Yolun açık olsun Ali Atay.

Hem senaryosunu yazdığı hem de yönetmenliğini üstlendiği Polis, Güneşin Oğlu, Celal Tan ve Ailesinin Aşırı Acıklı Hikayesi gibi Türkiye Sineması’nın son yıllarda ürettiği filmlerin genel çizgisinin dışında projeler üreten Onur Ünlü’nün bilinirliği bir televizyon projesi olan “Leyla ile Mecnun” ile arttı. Leyla ile Mecnun gündemden düşmeden hemen önce yine aynı dizide çalıştığı oyuncularla çektiği Sen Aydınlatırsın Geceyi ile filmografisinin en başarılı projesine imza attı. O günden itibaren hem Onur Ünlü hem de ekibi yeni projelerde yer almaya devam ederken, ülkede yeniden popülerlik kazanan absürt komedi anlayışının da öncüsü durumuna geldiler. Aynı ekibin farklı projelerde yer alma durumu sadece oyunculuk anlamında da kalmadı. Önce, Leyla ile Mecnun’un senaristi olarak tanıdığımız Burak Aksak, Bana Masal Anlatma’yı çekti, hemen ardından ise bu kez Leyla ile Mecnun’un, Mecnun’u Ali Atay ilk uzun metrajı Limonata ile seyirci karşısına çıkıyor.  Filme geçmeden önce bahsetmek istediğim bir konu var. Gişe kaygısı veya ülke insanının komediye olan açlığı sebebiyle vizyon takvimi yerli komedilerden geçilmez hale geldi. Kopya kağıdından geçirilmiş izlenimi veren filmler bir noktadan sonra kabak tadı vermeye başlamışken yukarıda bahsettiğim sinemacıların yapacağı filmler bir şekilde iyi komedi filmleri izleme şansımızı arttırıyor diye düşünüyorum. Makedonya’da yaşayan ve eski bir tır şöförü olan Suat’ın ölmeden önceki son dileği; yıllar önce İstanbul’da tanıştığı bir kadın ile yaşadığı ilişki sonrası doğan oğlunun (Selim) bulunup yanına getirilmesidir. Bu görevi de yine diğer oğlu Sakip’e verir. Sakip, varlığından ilk defa haberdar olduğu Selim’i bulmak için Makedonya’dan İstanbul’a doğru yol alır. Sakip, Selim’i bulur bulmasına da Selim’in Makedonya’ya gitmeye veya bir babası olduğunu kabul etmeye niyeti yoktur. Sakip ise bu durum karşısında Selim’i kaçırmaya karar verir ve iki kardeş Makedonya’ya doğru yola çıkar.  Konusundan da anlaşılacağı üzere Limonata için klasik bir yol filmi diyebiliriz. Ancak, bu yol türün birçok örneğinde olduğu gibi sadece ikilinin bir araba içerisindeki yolculuğu olarak değil iki kardeşin birbirini tanıdığı bir serüven olarak tanımlamak daha doğru olacaktır. İstanbul ve Makedonya olmak üzere iki ayağı olan filmin İstanbul’da geçen bölümleri son derece başarılı, nitekim şehirler veya semtler hakkında kullanılan espriler yerli yerinde kullanılıyor. Benzer komedi filmlerinde kullanılan yerli yersiz küfürler bu filmde de var ama olması gerektiği gibi. Bu sahneler seyirciyi güldürmeyi başarıyor ve edilen küfürler iğreti gelmiyor. Karakteri incelerken “bu karakter burada bu lafı kullanır” şeklinde düşündürtmeyi başarıyor da diyebiliriz. Yine, Selim’in agresif, kaba ve küfürlü tavrının aksine Sakip’in oldukça naif bir karakter olması ise hem konunun tutarlılığı hem de filmin mizahi tarafı açısından oldukça iyi yazılmış detaylar. Senaryosunu filmin başrol oyuncusu Ertan Saban ile birlikte yazan Ali Atay’ın bu ilk yönetmenlik denemesinde birçok açıdan iyi iş çıkardığını söylemek mümkün. Tercih edilen renk skalası filme dinamik bir hava katıyor. Özellikle yolculuk sırasında kullanılan dış çekimlerde tercih edilen sarımtırak renkler fondaki müzik eşliğinde başarılı bir sinematografi oluşturuyor. Bunlar Limonata’nın ilk film olması sebebiyle önemli detaylar. Nitekim, Ali Atay’ın yönetmenlik yolculuğuna sinemsal anlamda değerli tercihlerde bulunarak başlaması sevindirici. Birlikte yola çıktığı oyuncuların, başta Serkan Keskin olmak üzere son dönemin en iyi oyuncuları olması ise Ali Atay için büyük şans. Öyle ki bugün Serkan Keskin, oyunculuğuyla tek başına vasat bir filmi seviye atlatabilecek…

Yazar Puanı

puan - 63%

63%

Senaryosunu filmin başrol oyuncusu Ertan Saban ile birlikte yazan Ali Atay’ın bu ilk yönetmenlik denemesinde birçok açıdan iyi iş çıkardığını söylemek mümkün.

Kullanıcı Puanları: 3.96 ( 15 votes)
63
Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi