Sinema tarihinin ikonlaşmış kişiliklerinden biri olan James Dean’in yağmurlu ve puslu bir günün sabahında, yakaları havaya kaldırılmış siyah paltosu ve dişlerinin arasına sıkıştırılmış sigarasıyla, Times Meydanı’na doğru yürüdüğü siyah beyaz fotoğrafını birçoğumuz hatırlıyoruzdur. Fakat James Dean’in bu en ikonik fotoğrafına bakarken bu fotoğrafın kimin tarafından çekilmiş olabileceği pek çoğumuzun aklına gelmemiştir. Oysa bu fotoğrafı ve James Dean’i ölümsüzleştiren an’ı kareleyen kişinin, James Dean’in –her ne kadar ölümünden sonra da olsa- dünyaca ünlü bir şöhrete kavuşmasında çok büyük payı vardır. İşte, yönetmen koltuğunda Anton Corbijn’in oturduğu Life filmi; Magnum Photos Agency ve aynı zamanda Life Magazine dergisinin fotoğrafçılarından biri olan Dennis Stock ve James Dean arasındaki ilişkiyi ve James Dean’in ölümünden yaklaşık altı ay önce Life Magazine’in Mart sayısında yayımlanan bu fotoğrafların hikayesini anlatıyor.

Filmin hikayesine ve kritiğine geçmeden önce bazı notları aktarmakta fayda var. Rol almış olduğu üç filmden sonra – East of Eden (1955), Rebel Without a Cause (1955) ve Giant (1956)– henüz 24 yaşında trajik bir araba kazasında hayatını kaybeden Hollywood starı James Dean’in özellikle popüler kültürdeki ünü ölümünden sonra gerçekleşir. Her üç filmde de asi ve isyankar rollerde karşımıza çıkan Dean’in gerçek hayatta da asi bir ruha sahip olduğunu kendisiyle ilgili anlatılan hikayelerden az çok biliriz. James Dean’in hayatıyla ilgili araştırma yaptığı sıralarda fotoğrafçı Dennis Stock ve James Dean arasındaki dostluğu keşfeden yazar ve senarist Luke Davies (Heath Ledger’in başrolde olduğu Candy filminden hatırlamak mümkün.) bu iki adam arasındaki hikayeyi senaryolaştırmaya karar verir. Davies’in aklındaki şey; Dennis Stock’un kenarda kalan hikayesini de ön plana çıkararak James Dean’in ‘ikonik hikayesi’nin hem nasıl hem de kim tarafından yaratıldığını aktarmaktır.

Video klip yönetmenliğinden gelen ve aynı zamanda başarılı bir fotoğrafçı olan Anton Corbijn’i Life’ın yönetmen koltuğuna oturtan da, bu hikayenin Corbijn’in kendi geçmişinden izler taşıyan yapısıdır. Depeche Mode’dan Joy Division’a, Nick Cave’den Coldplay’e birçok rock müzik yıldızı ve grubunun hem klip yönetmenliğini hem de fotoğrafçılığını yapmış olan Corbijn’in film yönetmenliği kariyerine geçişi de, yine bu müzik bağlantısı üzerinden, İngiliz post-punk grubu Joy Division’ın solisti Ian Curtis’in biyografik hikayesini anlattığı Control (2007) filmiyle olmuştu. En son, A Most Wanted Man (2014) filmi ile karşımıza çıkan Corbijn’i Life filmi için heyecanlandıran nokta ise James Dean’den ziyade, kendisi gibi bir fotoğrafçı olan Dennis Stock’un hikayesi olmuş. Bu anlamda Corbijn’in ifade ettiği şu cümlelere dikkat çekmek gerekir: “Life, en başta, bir James Dean profili ortaya koyan fotoğrafçının, Dennis Stock’un hikayesi. Bu sebeple Life; fotoğrafçının ve o fotoğraflara konu olan öznenin hikayesi. Bir fotoğrafçı olarak bu hikayede benim ilgimi çeken de; bir fotoğrafçı ve fotoğrafın öznesi arasındaki güç dengesi çalışması oldu.”

Life: James Dean’in İkonik Hikayesi

Life, James Dean (Dane DeHaan) ve Dennis Stock (Robert Pattinson)’un 1955 yılında Nicholas Ray’in Chateau Marmont’ta düzenlediği bir Hollywood partisinde tanışmasıyla açılıyor. Dean’in daveti üzerine East of Eden filmini ilk gösteriminde izleme fırsatı bulan Stock ile Dean arasında bir arkadaşlık ilişkisi gelişmeye başlıyor. Dean’de farklı bir ışık gördüğünü belirten ve onu fotoğraflayarak bu farklılığı açığa çıkarmak isteyen Stock’un bu isteği başta Dean tarafından çok fazla ciddiye alınmıyor. Fakat Stock ısrarla Dean’in peşine takılıyor. O dönem, Hollywood’da kırmızı halı fotoğrafçılığı ve set fotoğrafçılığı yapan Stock’un esas ideali; kendisine fotoğraf özneleri bulup kendi kompozisyonlarını yaratarak fotoğraf serileri ortaya koymak ve nihayetinde bir sergi açmak. Stock bu şekilde, New York’ta yaşayan eski eşi ve oğluna daha fazla maddi destek sağlayabileceğini de umuyor. James Dean ise UCLA’daki oyunculuk eğitimini ‘eğitimin esas yeri pratik sahadır’ diye düşünerek bırakıp Hollywood’a gelmiş ve Elia Kazan imzalı ilk filmi East of Eden ile sinema dünyasına giriş yapmış; ama henüz çok fazla tanınmayan ve umursanmayan bir oyuncu. Hollywood Stüdyo Sistemi’nin kurallarıyla ve bağlı olduğu Warner Bros. stüdyosunun patronlarından biri olan Jack L. Warner (Ben Kingsley)’ın  ‘star olmak için oyununu oyna, kurallara uy’ tarzındaki baskıcı dayatmasıyla da arası pek iyi değil. Bu anlamda, stüdyo yönetimi tarafından, James Dean’in isyankar ve asi ruhuna ve kafasına estiğini yapma eğilimine karşı bir ehlileştirme çabası sarf edildiğini de belirtmek gerek. Tüm bu zorlayıcı atmosferden daralıp bir süreliğine New York’a gitme kararı alan Dean’in peşine takılan Stock, nihayetinde Dean’i fotoğrafları vermesi adına da ikna eder. Los Angeles’taki film galalarından New York’taki hayatına ve hatta Dean’in büyüdüğü yer olan eniştesinin Indiana’daki çiftliğine kadar onun peşinden giden Stock, idealine adım adım yaklaşmaya başlayacaktır.

James Dean ve Dennis Stock’un hayatlarından belirli bir kesiti anlatmayı seçen senarist Davies bu bağlamda; James Dean’in asi karakterinin arkasındaki yalnızlığını, huzursuzluğunu, özünden ve bağlarından kopmak istemeyen yapısını ve Hollywood stüdyo sisteminin kurallarına karşı olan tavrını da; Dennis Stock’un hayallerini, iddialı şeyler ortaya koyma amacını ve ciddi zorluklarla para kazanma çabasını da senaryoya yedirir. Özünde gerçek bir hikayeden yola çıkan Life’ın problemleri ise bu minvalde ortaya çıkıyor. Zira hem Dean’e hem de Stock’a eşit biçimde yaklaştığını sanan; hatta başta Dean’den yana olan terazinin kefesini, zamanla ve çekilen fotoğraflar kişiselleştikçe denge noktasına getirmeyi başaran Davies’in özellikle Dennis Stock’un karakterizasyonunda eksik kaldığı noktalar olduğu açık. Hal böyle olunca Stock karakterini canlandıran Robert Pattinson’ın da bu rolde pek hevesli olmadığı seziliyor. Pattinson’ın aksine; Dean rolünde izlediğimiz Dane DeHaan ise kendini rolüne öylesine kaptırıyor ki sergilediği performans bir yerden sonra oldukça teatral seviyelere ulaşabiliyor.

Senaryodaki bu karakterizasyon probleminden ötürü, Life filminin Corbijn’in heves ettiği gibi fotoğrafçının yani Dennis Stock’un hikayesi olmaktan çok James Dean’in ikonik bir film yıldızı olma yolundaki hikayesi olduğunu belirtmek gerek. Bu anlamda Life’ın iki birey arasındaki dinamik dengeyi koruyamadığını ve Stock’u biraz daha kenarda bıraktığı için büyük bir fırsatı teptiğini söyleyebiliriz. Sinematografik anlamda 1955 yılının atmosferini, dönemin puslu havasını ve hakim renklerini başarıyla yaratan ve caz müziğin popüler olduğu yılları şarkı seçimleriyle de destekleyen Life’ın; senaryosu ve oyunculuklarındaki bu denge problemine rağmen keyifle izlenecek bir film olduğunu da belirtmeden geçmek istemiyorum.

Sinema tarihinin ikonlaşmış kişiliklerinden biri olan James Dean’in yağmurlu ve puslu bir günün sabahında, yakaları havaya kaldırılmış siyah paltosu ve dişlerinin arasına sıkıştırılmış sigarasıyla, Times Meydanı’na doğru yürüdüğü siyah beyaz fotoğrafını birçoğumuz hatırlıyoruzdur. Fakat James Dean’in bu en ikonik fotoğrafına bakarken bu fotoğrafın kimin tarafından çekilmiş olabileceği pek çoğumuzun aklına gelmemiştir. Oysa bu fotoğrafı ve James Dean’i ölümsüzleştiren an’ı kareleyen kişinin, James Dean’in –her ne kadar ölümünden sonra da olsa- dünyaca ünlü bir şöhrete kavuşmasında çok büyük payı vardır. İşte, yönetmen koltuğunda Anton Corbijn’in oturduğu Life filmi; Magnum Photos Agency ve aynı zamanda Life Magazine dergisinin fotoğrafçılarından biri olan Dennis Stock ve James Dean arasındaki ilişkiyi ve James Dean’in ölümünden yaklaşık altı ay önce Life Magazine’in Mart sayısında yayımlanan bu fotoğrafların hikayesini anlatıyor. Filmin hikayesine ve kritiğine geçmeden önce bazı notları aktarmakta fayda var. Rol almış olduğu üç filmden sonra – East of Eden (1955), Rebel Without a Cause (1955) ve Giant (1956)- henüz 24 yaşında trajik bir araba kazasında hayatını kaybeden Hollywood starı James Dean’in özellikle popüler kültürdeki ünü ölümünden sonra gerçekleşir. Her üç filmde de asi ve isyankar rollerde karşımıza çıkan Dean’in gerçek hayatta da asi bir ruha sahip olduğunu kendisiyle ilgili anlatılan hikayelerden az çok biliriz. James Dean’in hayatıyla ilgili araştırma yaptığı sıralarda fotoğrafçı Dennis Stock ve James Dean arasındaki dostluğu keşfeden yazar ve senarist Luke Davies (Heath Ledger’in başrolde olduğu Candy filminden hatırlamak mümkün.) bu iki adam arasındaki hikayeyi senaryolaştırmaya karar verir. Davies’in aklındaki şey; Dennis Stock’un kenarda kalan hikayesini de ön plana çıkararak James Dean’in ‘ikonik hikayesi’nin hem nasıl hem de kim tarafından yaratıldığını aktarmaktır. Video klip yönetmenliğinden gelen ve aynı zamanda başarılı bir fotoğrafçı olan Anton Corbijn’i Life’ın yönetmen koltuğuna oturtan da, bu hikayenin Corbijn’in kendi geçmişinden izler taşıyan yapısıdır. Depeche Mode’dan Joy Division’a, Nick Cave’den Coldplay’e birçok rock müzik yıldızı ve grubunun hem klip yönetmenliğini hem de fotoğrafçılığını yapmış olan Corbijn’in film yönetmenliği kariyerine geçişi de, yine bu müzik bağlantısı üzerinden, İngiliz post-punk grubu Joy Division’ın solisti Ian Curtis’in biyografik hikayesini anlattığı Control (2007) filmiyle olmuştu. En son, A Most Wanted Man (2014) filmi ile karşımıza çıkan Corbijn’i Life filmi için heyecanlandıran nokta ise James Dean’den ziyade, kendisi gibi bir fotoğrafçı olan Dennis Stock’un hikayesi olmuş. Bu anlamda Corbijn’in ifade ettiği şu cümlelere dikkat çekmek gerekir: “Life, en başta, bir James Dean profili ortaya koyan fotoğrafçının, Dennis Stock’un hikayesi. Bu sebeple Life; fotoğrafçının ve o fotoğraflara konu olan öznenin hikayesi. Bir fotoğrafçı olarak bu hikayede benim ilgimi çeken de; bir fotoğrafçı ve fotoğrafın öznesi arasındaki güç dengesi çalışması oldu.” Life: James Dean’in İkonik Hikayesi Life, James Dean (Dane DeHaan) ve Dennis Stock (Robert Pattinson)’un 1955 yılında Nicholas Ray’in Chateau Marmont’ta düzenlediği bir Hollywood partisinde tanışmasıyla açılıyor. Dean’in daveti üzerine East of Eden filmini ilk gösteriminde izleme fırsatı bulan Stock ile Dean arasında bir arkadaşlık ilişkisi gelişmeye başlıyor. Dean’de farklı bir ışık gördüğünü belirten ve onu fotoğraflayarak bu farklılığı açığa çıkarmak isteyen Stock’un bu isteği başta Dean tarafından çok fazla ciddiye alınmıyor. Fakat Stock ısrarla Dean’in peşine takılıyor. O dönem, Hollywood’da kırmızı halı fotoğrafçılığı…

Yazar Puanı

Puan - 65%

65%

65

Sinematografik anlamda 1955 yılının atmosferini, dönemin puslu havasını ve hakim renklerini başarıyla yaratan ve caz müziğin popüler olduğu yılları şarkı seçimleriyle de destekleyen Life’ın; senaryosu ve oyunculuklarındaki denge problemine rağmen keyifle izlenecek bir film olduğunu belirtmeden geçmek istemiyorum.

Kullanıcı Puanları: İlk sen puanla!
65
Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi