Bir, gelmiş geçmiş en yalnız sayıdır. Çocuklar için hayal dünyalarının gerçek dünyada inşa edilme şansı, büyükler için hayal gücünü canlı tutmaya yarayan bir hobi olan Lego oyuncakları, 2014 yılında hayatlarımızda hali hazırda edindiği yerlerini Lego Filmi ile beyazperdeye taşıyarak bir adım daha genişletmeyi hedefledi. Phil Lord ve Christopher Miller’ın yine kendileri, Dan Hageman ve Kevin Hageman’ın da içinde olduğu bir ekibin yarattığı hikayeden evirerek yazıp yönettiği, Lego Filmi (2014), Lego oyuncaklarının temelinde yatan hayal gücünü gerçeğe yansıtma aracı olarak kullanılmak, inşa etmek, ekip gücü, bir araya getirmek gibi amaçları, müşteri kitlesinin yaş aralığında iki uç noktayı temsil eden bir baba oğul üzerinden yaşattığı duygu dolu anlarla bizleri kalplerimizden vurarak oyuncaklarla başka bir bağ kurmaya teşvik etti. Yönetmen koltuğunda bu kez Chris Mckay’e yer veren, senaryosunu ise Seth Grame-Smith’e emanet eden serinin devam filmi Lego Batman Filmi bu kez olayların ortasına Batman’i yerleştirerek hikayesini daha ilginç kılıp güçlendirirken markanın temel felsefelerini korumaya ve benimsetmeye devam ediyor. Film, aynı zamanda süper kahramanlar dünyasında yalnızlıkla ün salmış karanlık, iyi kahraman Batman’in özel yaşantısını ve insani yönünü anlatarak bizleri onunla daha önce hiç kurmadığımız türden bir bağ kurmaya davet ediyor.

Warner Bros. yapımı Lego Batman filmi bizleri yakışıklı gözde bekar Bruce Wayne’in ikinci kişiliği süper kahraman Batman (Will Arnett)’in ‘iş’ yaşantısının bir adım ötesine, özel yaşantısına konuk ederek Batman ile aramızda yıllardır süregelen ilişkiyi bir başka perspektife oturtarak süper kahramanımızı bizlere hiç olmadığı kadar özdeşleştirilebilir halde sunuyor. Sevimli küstah hareketleri, merhameti ve komik tavırlarıyla Batman, belki de ilk kez bizler için bu kadar yakın bir hale bürünüyor. Film, 2014 yapımı Warner Bros. DC Comics iş birliği Lego Filmi’nden bir adım öteye giderek genellikle sadece Batman’e ağırlık vermektense Voldemort (Eddie Izzard tarafından seslendiriliyor), Joker (Zach Galifianakis) gibi karakterlere de rol veriyor. Hatta filmi Joker ve Batman arasındaki aşk nefret ilişkisinin temeline oturtuyor. Bütün bunları yaparken film, Lego markasının temel prensiplerini hedef alıcı kitlesine ulaştırma amacına da hizmet etmeyi ihmal etmiyor ve akıllara filmin 90 dakikalık bir oyuncak reklamından ibaret olabileceği düşüncesini de getiriyor. Ancak, başarılı senaryosu, nefeslerimizi kesen hatta bazen fazla bile gelen hızı ve aralık vermeden attırdığı kahkahalarımız ile kafalarımızda beliren bu düşünce kısa sürede yok oluyor ve yetişkin dünyasına çocuk filtresiyle çıktığımız kahkaha dolu serüveniyle bizlere kaliteli bir 90 dakika geçirdiğimiz hissini yaşatıyor.

Lego Batman Filmi: Batman’in En Büyük Korkusu Yılanlar mı, Yılan Palyaçolar mı?

DC mizah evreninin uzun süredir önemli bir süper güçlü üyesi olan Batman için bu sorunun cevabı her ne kadar karanlık suç dünyasında ve iyi süper kahramanlar arasında yalnızlığıyla ün salmış olsa ve kendisi de gücünün sırrını sevimli küstah halleriyle yalnızlığının mükemmelliğine bağlıyorsa da ne yılanlar ne de yılan palyaçolar. Bu sorunun cevabı çok daha basit; yalnızlık. Süper güçlü, süper havalı kostümü, kahraman küstah tavırları, kurtardığı insanlardan oluşan kalabalıkların arasında Batman’in günün sonunda muhteşem malikanesinde uşağı Alfred (Ralph Fennes) haricinde bekleyen kimsesi yok. Jerry Maguire (1996) filminden romantik sahnelere gülerek tepki veren, tekrar bir aile olmaktan ve sevdiklerini kaybetmekten korkan yalnız kahramanımızın bu noktada hayatında tam da ihtiyacı olan şey ise Lego markasının ekip ruhu ve parçaları bir araya getiren yapısı.

Film, izleyenlerini güldürürken onlara düşünmek için birçok sebep vermeyi de ihmal etmiyor. Bunlardan bir tanesine örnek olarak Batman’in yalnızlığını bizlere anlatmak için seçtiği yollar arasında kötü karakter Joker ile olan aşk nefret ilişkisine yer vermesi gösterilebilir. Joker ve Batman arasında bulunan ve yıllardır süre gelen birbirlerini beslemelerini sağlayan bu ihtiyaç ilişkisi ise bizleri tarih boyunca birçok sosyal bilim tarafından incelenen iyi ve kötü arasındaki ihtiyaca dayalı ilişkiyi bir kez daha sorgulamaya itiyor. Acaba gerçekten kötülüğün bulunmadığı bir düzende iyiliğin farkına varmamız zorlaşıyor mu?

Film sırasında düşünmeye itildiğimiz bir başka nokta ise Barbara Gordon (Rosario Dawson)’ın Batman’in yıllardır etrafta olmasına rağmen suçun devam ediyor olmasını yüzlerimize bir tokat gibi çarptığı konuşması oluyor. Barbara Gordon’ın Batman’den “cadılar bayramı kostümü giyerek insanlara karate hareketleri yapan gözetimsiz yetişkin bir adam” olarak bahsettiği, filmin geneline hakim olan kendi hikayesiyle dalga geçen tavrını destekleyen konuşmasının ardından, bizlere şok dalgası yaşatan bu farkındalık anını film tarafından serinin geçmiş filmlerinden çeşitli sahnelerin gösterilmesi bir kez daha pekiştiriyor. Aynı gecede şapşal yetim Dick Grayson (Michael Cera tarafından seslendiriliyor)’ın da hayatlarımıza katılması ile yalnız ve özdeşleştirilmesi zor kahraman Batman takım ruhuyla dolu yepyeni bir dönem inşa ediliyor. Bu beraberlik sayesinde yasal ve göklerde yer alan yasal olmayan, Hayalet Bölge (Phantom Zone), olmak üzere iki farklı hapishaneye sahip Gotham şeklinde yasa ve yasadışı iyi güçlerin kötü kahramanların beraberliğine karşı birleşmesi hedefleniyor. Batman filmde her ne kadar iyi bir süper kahraman olarak gösterilse de başvurduğu bazı yöntemler yasalardan uzak olarak değerlendiriliyor. Bu düşünceye Batman’in Joker’in izleme amacıyla kullandığı büyük gözü yok etmesi, özellikle otoriter ve baskıcı yönetimlerde halk üzerinde gözetimi sağlayan ve hissettiren, bu şekilde düzeni sağlayan devletin her şeyi gören ve izleyen büyük göz olarak simgelendiği düşüncesi akla getirildiğinde örnek olarak düşünülebilir. Barbara Gordon hayatlarımıza Batman’in gözlerinden, erkek karakterin bakışlarının hedefi olarak girse de karakterinin gücü ve Batman ile olası aşk ilişkisinin olaylar arasında daha arka planda tutuluşu ise Batman filmlerinde görmeye alışkın olduğumuz, 2016 yapımı Batman v Superman: Adaletin Şafağı filminde de rastladığımız anti feminist tutumu ise yumuşatıyor. Film, Batman v Superman: Adaletin Şafağı (2016) filmini bunun gibi birçok yönden yaşattığı hayal kırıklıklarını affettirmeyi başarıyor ve hatta hikayesi en taze, en iyi Batman filmi olarak gösterilmeye aday oluyor.

Lego Batman Filmi, seyirciye Batman karakterinin bambaşka bir yönünü tanıştırmanın yanı sıra yetişkinlerin dünyasına yaptığı çocuk korumalı yolculuk ile Lego markasının da hedeflediği her yaştan tüketici kitlesine ulaşmayı başarıyor. Bunu yaparken hiç kaybetmediği hızı, bir animasyon filmine göre oldukça başarılı kamera hareketleri, kendisi ile dalga geçebilen tavrı ve başarılı senaryosu ile izleyicisine sıkılma duygusundan uzak kahkaha dolu bir 90 dakika sunuyor. 

Bir, gelmiş geçmiş en yalnız sayıdır. Çocuklar için hayal dünyalarının gerçek dünyada inşa edilme şansı, büyükler için hayal gücünü canlı tutmaya yarayan bir hobi olan Lego oyuncakları, 2014 yılında hayatlarımızda hali hazırda edindiği yerlerini Lego Filmi ile beyazperdeye taşıyarak bir adım daha genişletmeyi hedefledi. Phil Lord ve Christopher Miller’ın yine kendileri, Dan Hageman ve Kevin Hageman’ın da içinde olduğu bir ekibin yarattığı hikayeden evirerek yazıp yönettiği, Lego Filmi (2014), Lego oyuncaklarının temelinde yatan hayal gücünü gerçeğe yansıtma aracı olarak kullanılmak, inşa etmek, ekip gücü, bir araya getirmek gibi amaçları, müşteri kitlesinin yaş aralığında iki uç noktayı temsil eden bir baba oğul üzerinden yaşattığı duygu dolu anlarla bizleri kalplerimizden vurarak oyuncaklarla başka bir bağ kurmaya teşvik etti. Yönetmen koltuğunda bu kez Chris Mckay’e yer veren, senaryosunu ise Seth Grame-Smith’e emanet eden serinin devam filmi Lego Batman Filmi bu kez olayların ortasına Batman’i yerleştirerek hikayesini daha ilginç kılıp güçlendirirken markanın temel felsefelerini korumaya ve benimsetmeye devam ediyor. Film, aynı zamanda süper kahramanlar dünyasında yalnızlıkla ün salmış karanlık, iyi kahraman Batman’in özel yaşantısını ve insani yönünü anlatarak bizleri onunla daha önce hiç kurmadığımız türden bir bağ kurmaya davet ediyor. Warner Bros. yapımı Lego Batman filmi bizleri yakışıklı gözde bekar Bruce Wayne’in ikinci kişiliği süper kahraman Batman (Will Arnett)’in ‘iş’ yaşantısının bir adım ötesine, özel yaşantısına konuk ederek Batman ile aramızda yıllardır süregelen ilişkiyi bir başka perspektife oturtarak süper kahramanımızı bizlere hiç olmadığı kadar özdeşleştirilebilir halde sunuyor. Sevimli küstah hareketleri, merhameti ve komik tavırlarıyla Batman, belki de ilk kez bizler için bu kadar yakın bir hale bürünüyor. Film, 2014 yapımı Warner Bros. DC Comics iş birliği Lego Filmi’nden bir adım öteye giderek genellikle sadece Batman’e ağırlık vermektense Voldemort (Eddie Izzard tarafından seslendiriliyor), Joker (Zach Galifianakis) gibi karakterlere de rol veriyor. Hatta filmi Joker ve Batman arasındaki aşk nefret ilişkisinin temeline oturtuyor. Bütün bunları yaparken film, Lego markasının temel prensiplerini hedef alıcı kitlesine ulaştırma amacına da hizmet etmeyi ihmal etmiyor ve akıllara filmin 90 dakikalık bir oyuncak reklamından ibaret olabileceği düşüncesini de getiriyor. Ancak, başarılı senaryosu, nefeslerimizi kesen hatta bazen fazla bile gelen hızı ve aralık vermeden attırdığı kahkahalarımız ile kafalarımızda beliren bu düşünce kısa sürede yok oluyor ve yetişkin dünyasına çocuk filtresiyle çıktığımız kahkaha dolu serüveniyle bizlere kaliteli bir 90 dakika geçirdiğimiz hissini yaşatıyor. Lego Batman Filmi: Batman’in En Büyük Korkusu Yılanlar mı, Yılan Palyaçolar mı? DC mizah evreninin uzun süredir önemli bir süper güçlü üyesi olan Batman için bu sorunun cevabı her ne kadar karanlık suç dünyasında ve iyi süper kahramanlar arasında yalnızlığıyla ün salmış olsa ve kendisi de gücünün sırrını sevimli küstah halleriyle yalnızlığının mükemmelliğine bağlıyorsa da ne yılanlar ne de yılan palyaçolar. Bu sorunun cevabı çok daha basit; yalnızlık. Süper güçlü, süper havalı kostümü, kahraman küstah tavırları, kurtardığı insanlardan oluşan kalabalıkların arasında Batman’in günün sonunda muhteşem malikanesinde uşağı Alfred (Ralph Fennes) haricinde bekleyen kimsesi yok. Jerry Maguire (1996) filminden romantik sahnelere gülerek tepki veren, tekrar bir aile olmaktan ve sevdiklerini kaybetmekten korkan yalnız kahramanımızın bu noktada hayatında tam da ihtiyacı olan şey ise Lego markasının ekip ruhu ve parçaları bir araya…

Yazar Puanı

puan - 85%

85%

Lego Batman Filmi, bu kez olayların ortasına daha önce hiç bu kadar güçlü bir bağ kuramadığımız yalnız kahraman Batman’i yerleştirerek hikayesini daha ilginç kılıp güçlendirirken markanın temel felsefelerini korumaya ve benimsetmeye devam ediyor.

Kullanıcı Puanları: 4.6 ( 1 votes)
85
Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi