Politiken gazetesine konuşan Lars von Trier, bağımlılıklarından kurtulmasının yaratıcılığını etkilemesinden korktuğunu belirtti.

Melancholia filminin Cannes Film Festivali’ndeki basın konferansı sırasında yaptığı yorumlar (Adolf Hitler’le empati kurduğu konuşmalar) ve basına artık konuşmama kararıyla Lars von Trier persona non grata ilan edileli neredeyse 3 sene oldu. Eh, sonunda sessizliğini bozdu ama haberler iyi mi kötü mü bilemedik.

lars-von-trier-2-filmloverss

The Guardian’ın haberine göre von Trier, Danimarka’nın Politiken gazetesine konuştu –dertleşti desek acaba daha mı doğru olur?-. Yıllar sonra gelen bu ilk büyük röportajda öğrendik ki yönetmen içkiden elini ayağını çekeli tam 90 gün olmuş, o artık tam bir aile babası ve günlük AA toplantılarını (Alcoholics Anonymous: İsimsiz Alkolikler ) asla kaçırmıyor. Bu oldukça kişisel olan mücadelesi, bir yönetmen olarak geleceğinin ne olacağı konusunda da epey önemli.

“Daha fazla film yapabilir miyim bilmiyorum ve bu beni çok endişelendiriyor.”

Yönetmen endişelerini samimiyetle bir bir saydı; von Trier bu yeni, temiz ve sağlıklı hayatının ilham perilerini kaçırabileceğini düşünüyor. Nymphomaniac dışındaki tüm filmlerini alkolün etkisindeyken yaptığını söyleyen yönetmen, yaratıcılığını kaybetmekten ve seyircisinin artık ilgisini çekmeyecek b*ktan filmler yapmaktan korkuyormuş. Günde bir şişe votkanın yardımıyla -şimdiye kadar izlediğim en rahatsız edici filmlerden biri olarak gösterebileceğim- 2003 tarihli Dogville’in senaryosu 12 günde yazılmış, Nymphomaniac’ı yazmaksa tam 1,5 senesini almış. Durumunu biraz da şöyle açıklıyor:

“..belli ki bu paralel dünyanın da bir bedeli var, bense bunu epey tattım. Tıpkı saygı duyduğum onlarca diğer sanatçı gibi… Onlar da zihni genişleten bu türden uyuşturucular içinde debelendiler.’’ Ve de ekliyor; sandığı gibi temizlenince vahiyler kulağına öylece fısıldanmıyormuş;

“Bu maddelerden uzak durmaya başladığınızda bazı şeyler ikinci planda kalıyor çünkü yapmak istediğiniz şeye %100 kendinizi adayamıyorsunuz. Tabi ki de bu maddeleri işinizin yaratma kısmının bir parçası olarak kullanıyorsunuz. Bence bu oldukça açık bir durum. Yani şimdi ben bir anlamda geriye doğru bir adım atmış oldum. Eh, bunun sonucu da ancak b*ktan olabilir. ”

lars-von-trier-3-filmloverss

Ünlü yönetmen sarhoşken veya uyuşturucu etkisindeyken ortaya konan şeyin gücüne inandığını sık sık dile getirdi çünkü ona göre alkolün ve uyuşturucunun yardımı olmadan aynı şeyi yaratmak pek de mümkün değil. Sonra yukarıda bahsettiği saygı duyduğu sanatçıları biraz daha açmış ve kıymetlimiz Rolling Stones’un kulaklarını da şöylece çınlatıvermiş:

“Sahne arkasında bir şişe Jack Daniels’ın dibine vurmadıklarını düşündükten sonra, Rolling Stones’u kim umursar ki? Bu çok anlamsız! Eroinsiz ya da her ne alıyorsa onsuz bir Jimi Hendrix? Tam bir döküntü! Bununla uğraşmayız ki. Biz bunları istemiyoruz. Biz onların kendilerine özgü yaklaşımlarını istiyoruz. Gizemli bir şeyler istiyoruz, ki bunlar da öyle ya da böyle sarhoş edici şeylere dayanmıyor mu? Ben çalışmaya başladığım zaman bu maddeleri özlüyorum, ya da özleyebilirim. İşte olay da bu; sanırım sürekli ayık olmak çok kasvetli. Ama evet, ben ayığım.’’

Eğer tüm bu dediklerimiz her zamanki von Trier provakatifliğine halel getirmez yahu diyorsanız merak etmeyin -tarihi henüz kesinleşmemiş olmakla beraber- 2016’da şaşalı bir İngilizce TV Projesi The House That Jack Built ile aramıza geri döndüğünde yaratıcılığından geriye ne kalmış hep beraber göreceğiz.

Hazırlayan: Gizem Esen

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi