Array ( [0] => 9 [1] => 38 [2] => 7467 [3] => 10 [4] => 832 [5] => 11 [6] => 1237 [7] => 1875 [8] => 1125 [9] => 15422 [10] => 12794 [11] => 13 [12] => 708 [13] => 7468 [14] => 14 [15] => 208 [16] => 15421 [17] => 1859 [18] => 15423 ) test Array ( [0] => 1875 [1] => 12794 [2] => 2692 ) test Array ( [0] => Array ( [name] => Fantastik [link] => http://www.filmloverss.com/kategori/turler/fantastik/ ) [1] => Array ( [name] => Komedi [link] => http://www.filmloverss.com/kategori/turler/komedi/ ) )
Samanyolu
La voie lactee
1969 - Luis Bunuel
98
İspanya
Senaryo Luis Bunuel, Jean-Claude Carriere
Oyuncular Paul Frankeur, Laurent Terzieff, Alain Cuny
Ekin Can Göksoy
Bunuel’in kıymetli taşlarla dolu filmografisinde her zaman nadide bir yer kaplayacak bu özel film, hem sürrealist sinema hayranları için, hem de özenle bezenmiş bir yolculuğa kendini bırakmak isteyenler için kaçırılmaması gereken bir başyapıt.

La voie lactee

Luis Bunuel için sürrealist sinemanın en önemli ismi desek abartmış olmayız. Un Chien Andalou ve L’Age d’Or ile başladığı sinema macerasında, Salvador Dali ve Man Ray gibi isimlerle yakın ilişkide bulundu. Fransa’nın altın çağında, iki dünya savaşının arasındaki sıkıntılı dönemi yansıtan işlere imza attı. İspanya’nın faşist diktatörlük altındaki çaresiz durumuna karşı daha sembolist bir anlatıma başvurarak, sınıf çatışmasını gözler önüne seren bir sinema anlayışını sahiplendi. Bunuel, böylece 20. yüzyılın en önemli sinemacılarından biri olarak tarihe adını yazdırdı. Bunuel sıkı bir solcu olmanın yanı sıra, psikanaliz ile – tüm sürrealistler gibi – içli dışlıydı. Ayrıca, Hristiyanlık öğretisine ve uygulamalarına karşı en sert eleştirileri getiren sanatçılardan biriydi. Bunun yanı sıra, sinemasının önemli bir kısmını da hakikat arayışı oluşturuyordu.

Bu hakikat arayışı filmlerinden biri de La voie lactee – Samanyolu. Bunuel’in daha sonradan bir üçlemenin ilk filmi olduğunu söylediği (diğerleri The Discreet Charm of the Bourgeoisie ve The Phantom of Liberty) La voie lactee, İspanya’nın kuzeybatısında bulunan ve Katolikler için dünyadaki en önemli hac merkezlerinden biri olan Santiago de Compostela’ya gitmek isteyen iki adamın yolda başına gelenleri anlatıyor. Çeşitli Katolik öğretiden sapan; farklı mezhep ve inançları temsil eden insanlarla, farklı zaman birimlerinden geldikleri belli kişilerle karşılaşan ikilinin yoluna bir de Hz. İsa çıkıyor.

Paris’ten yola çıkan iki serseri Pierre ve Jean, Katolik öğretisi, bu öğretilerden sapan farklı mezhepler, İncil’den hikayeler, Hristiyanlık tarihinden sahneler içerisinde ilerlerlerken, Katolikliğin en sert yaşandığı, tarihte birçok yakılmaya, Engizisyon işkencelerine ev sahipliği etmiş İspanya’da yol almaktadırlar. Bunuel’in 1937’de ayrılmak zorunda kaldığı ve kırk yıl faşist diktatörlük ile yönetilmiş İspanya’ya, faşizme onay vermiş din adamları sınıfına ve onların öğretisine karşı girdiği amansız mücadelede attığı adımlardan yalnızca biri bu. Bunuel, iki aylağın hikayesini anlatırken bir yandan da Hristiyanlığın, İspanya’nın, irrasyonalitenin hikayesini de anlatıyor.

Bunuel’in alışıldık temalarının yanı sıra, filmin benzer dönem filmleriyle; örneğin Godard’ın Week-End filmi ile de bir yakınlığı olduğunu söyleyebiliriz. 68 olaylarının hemen ertesinde çekilen film, belli bir itiraz havası taşıyor. 68’in getirdiği özgürlük rüzgarını bir adım öteye taşıyarak, kutsallara karşı bir sefer başlatıyor ve düşmanının adını açık açık anıyor. Yolculuk boyunca epizodik bir şekilde referans ağına boğuluyoruz. Ortaçağ öğretilerinden, sapkın ideolojilere, Hristiyan kimliğinin önemli azizlerinden, tarihsel kişilere kadar birçok farklı metne gönderen referanslar ile örülü bir film La voie lactee. Filmin en önemli noktalarından biri de katmanlı yapısından ötürü birçok defa izlemeye elverişli olması, hatta bunu bir nebze zorunlu kılması.

Gerçeğin göreli olması, ideolojinin kör ediciliği, boş ya da yalan inançlar, hurafeler, döngüsellik gibi bir dolu temaya sahip film, Bunuel’in son dönem filmleri arasında en bilinenlerinden biri değil. Ancak, Bunuel’in filmografisinde önemli bir yere sahip. Din eleştirisini temele alıp, Katolik öğretiyi ve tüm tarihini gözler önüne serdiği – bu kadar net bir şekilde serdiği – tek film diyebiliriz. Ayrıca filmi Bunuel ile birlikte yazan kişinin, geçen yıl Onur Oscar’ı almış Jean-Claude Carriere olduğunu da belirtmeden geçmeyelim.

Luis Bunuel’in en yakın dostlarından ünlü yazar Carlos Fuentes, Bunuel’in isyanı fikirlere dönüştüren diğer sürrealistlerden farklı olduğunu söyler. Bunuel, imajın isyan için en uygun araç olduğunu düşünür. Yani Bunuel’in sürrealizme getirdiği derinlikli bir İspanyol anarşizm geleneğidir; içinde yaratıcı isyanı, kahramanlıkla dolu deliliği ve komik saygısızlığı barındırır. Fuentes’in özetlediği şekliyle Bunuel’in sineması tam anlamıyla La voie lactee’de cisimleşmiş gibidir. Hem inançsızların hem de koyu inançlıların dogmaları ile alay eder Bunuel. Kahramanları delidir, sebepsiz yere tehlikeli ve sadece koyu inançlı Hristiyanların takip edecekleri bir yola girerler. Son olarak da tüm film, koca bir tarihe karşı girişilmiş bir isyandır. Filmin kendisini, bir form olarak isyana çevirir Bunuel.

Son olarak, Bunuel’in kıymetli taşlarla dolu filmografisinde her zaman nadide bir yer kaplayacak bu özel film, hem sürrealist sinema hayranları için, hem de özenle bezenmiş bir yolculuğa kendini bırakmak isteyenler için kaçırılmaması gereken bir başyapıt.



MAİLİNİZ VAR
Sinema dünyasından son haberlere herkesten önce
ulaşmak için mail listemize üye olabilirsiniz.
Üye Ol