Hitler ve dönemi ile ilgili birçok film yapıldı. “Pianist”, “Inglourious Basterds” benim en çok beğendiğim, savaş sahneleri ve konularıyla soykırımı en iyi anlatan yapımlardan. Özellikle “Pianist” filmindeki hüzünlü sahneler izleyen herkeste derin izler bırakmıştır. Ancak savaş ile ilgili görüntüleri, silahları, cesetleri arka planda tutarak, aşkı ve aileyi ön plana çıkartan “La Vita e Bella” yani hepinizin bildiği ismiyle “Hayat Güzeldir” filmi diğerlerine göre eğlenceli ama eğlenceli olduğundan daha da çok duygusal bir film.

Filmin ilk yarısında zeki ve eğlenceli bir adamın dünyaya bakışı, neşesi ve aşkı anlatılıyor. Birinci kattan düşerken yakaladığı Dora isimli öğretmene aşık olan Guido, Dora’yı etkileyebilmek için doğru yerlerde zekasını kullanıyor. İşin sonunda Dora’yı etkilemeyi de başarıyor. Filmin ikinci yarısında ise, karısı, çocuğu ve amcasıyla birlikte Auschwitz’deki toplama kampına götürülen Guido, oğlunun olup bitenlerden etkilenmemesi adına içinde bulunduğu durumu bir oyuna çeviriyor. Oğlunun doğum gününde ailesi ile birlikte evlerinden alınıp kampa götürülmek üzere trene bindirilen Guido, bu durumu oğluna, onun için hazırladığı bir doğum günü partisi olarak anlatıyor. Doğum günü için bir yarışmaya girdiklerini ve kazanırlarsa ödülün gerçek bir tank olduğunu söylüyor oğluna. En çok puan toplayanın ödülü kazanacağını ve yanlış hareketler yaptıklarında da puanlarının silineceğini de. Bu yolla da oğlunu, etrafta göründüğünde, açlıktan şikayet ettiğinde ve yanlış şeyler yaptığında puanlarının silineceğine ikna ediyor.

Filmin yönetmeni, senaristi ve aynı zamanda başrol oyuncusu olan Roberto Benigni bu filmde her yaptığının hakkını veriyor. Hem iyi bir oyuncu, hem iyi bir yönetmen, hem de iyi bir senarist olduğunu kanıtlıyor. Karısı rolünde gerçek hayattaki karısı Nicoletta Braschi seyirciyle buuşuyor. Ancak Nicoletta her ne kadar bu ilk oyunculuk deneyimi olmasa da pek de başarılı bir oyunculuk sergilemiyor. Belki de bu başarılı filmin en çok sırıtan kısmı oluyor. 5 yaşındaki Giorgio Cantarini bile performansıyla Nicoletta’dan daha iyi bir oyunculuk ortaya koyuyor.

Nazi toplama kamplarındaki içler acısı duruma sırtını yaslayarak ve ancak bu zorlukları arka planda tutup göze de sokmayarak soykırımı anlatan film, ön planda bir babanın yaptığı fedakarlıkları anlatıyor. Soykırım yüzünden öldürülen insanlara üzülerek ve çoluk çocuk demeden insanları gaz odalarıyla zehirleyerek ya da yakarak canileşendenler nefret ederek izledim filmi. Film bittiğinde de ne Naziler kaldı beddualarımı almayan, ne de diğer insafsızlar.

Her ne olursa olsun daima gülüyorsanız, dünyaya hep olumlu yanıyla bakıyorsanız ve bir de çocuğunuz varsa bu film tam size göre. İzledikten sonra hayata bakışınızı değiştirecek gibi iddialı bir cümle kuramasam da en azından çevrenize olan farkındalığınızı arttıracağından eminim. Kimse ne dili, ne dini ne de milliyeti yüzünden suçlu değildir. Irkçılığın olmadığı bir dünyada yaşamamız dileğiyle, iyi seyirler.



Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi