Array ( [0] => 9 [1] => 38 [2] => 7467 [3] => 10 [4] => 832 [5] => 11 [6] => 1237 [7] => 1875 [8] => 1125 [9] => 15422 [10] => 12794 [11] => 13 [12] => 708 [13] => 7468 [14] => 14 [15] => 208 [16] => 15421 [17] => 1859 [18] => 15423 ) test Array ( [0] => 11 [1] => 1 [2] => 208 [3] => 2692 ) test Array ( [0] => Array ( [name] => Dram [link] => http://www.filmloverss.com/kategori/turler/dram/ ) [1] => Array ( [name] => Savaş [link] => http://www.filmloverss.com/kategori/turler/savas/ ) )
La vie et rien d’autre
1989 - Bertrand Tavernier
135
Fransa
Senaryo Jean Cosmos, Bertrand Tavernier
Oyuncular Philippe Noiret, Sabine Azéma, Pascale Vignal, Maurice Barrier
Ecem Şen
La vie et rien d’autre, bir savaşın alışılageldik koşullarından kendini sıyırarak anlatılmayan hatta tercih edilmeyen bir dönemini gerçekçi bir bakış açısıyla gözler önüne sermesi sebebiyle bile izlenmeyi hak eden bir film olarak değerlendirilebilir.

La vie et rien d’autre

Bertrand Tavernier’ye İngilizce olmayan dilde En İyi Film kategorisinde İngiltere’nin prestijli ödülü Bafta’yı kazandıran filmi La vie et rien d’autre, ilk bakışta alıştığımız çarpıcı ve duyguları ajite eden, hatta yönlendiren savaş filmlerinin aksine mesafeli bir duruş sergileyen ancak belki de izleyicisini hüngür hüngür ağlatmayı hedefleyen herhangi bir savaş anlatısından da çok daha gerçek bir film olarak değerlendirilebilir.

2006 yılında kaybettiğimiz Cinema Paradiso’daki Alfredo rolüyle özdeşleşmiş Philippe Noiret filmde canlandırdığı rolü Kumandan Dellaplane ile ikinci kez Cesar ödülüne layık görülmüştü. Sabine Azema ve Pascale Vignal’in yan rollerde Noiret’ye eşlik ettiği La vie et rien d’autre, I. Dünya Savaşı’nın iki yıl sonrasına odaklanır. Savaş sonrası yenen-yenilen tüm devletlerde olduğu gibi Fransa’da da bir toparlanma süreci başlar ve bu toparlanma süreci verilen kayıpların net bir şekilde görüleceği yeni bir süreci beraberinde getirir. Bu dönemde, Fransa’nın uğradığı maddi kayıp, devlet için daha fazla göz önünde bulundurulması gereken bir sorun gibi görünürken, aileler ise ölü ya da diri haber alamadıkları yakınlarının peşine düşer. Savaş sonrası 350.000 Fransız askerinin kayıp durumda olduğunu gösteren rakamlar ve ailelerin süregelen yakarışı, eldeki ceset ya da kayıtlarla kayıp askerleri eşleştirme yönünde Kumandan Dellaplane’a yeni bir görev verilmesine yol açar. Böylesine güçlü bir tarihi arkaplanın eşliğinde, iki farklı sınıfa ait olup savaştan dönmeyen sevgililerini arayan iki kadının da yolları Dellaplane ile kesişir. Bir asker, bir burjuva ve bir orta sınıf karakterin savaş ve ölüm etrafında birleşmesi sebebiyle La vie et rien d’autre, izleyiciye farklı durum ve ilişkilerin ekstrem koşullarda incelenebilmesi olanağını vermesi açısından da seyir zevki yüksek bir film olarak değerlendirilebilir.

Savaş ve militarist düzen başlı başına sorgulanması gereken unsurlarken bambaşka alanları da sorgulamaya açan La vie et rien d’autre, gerçek durumların yalınlığı ve bireye yakınlığıyla anlaması kolay ancak sindirmesi zor bir film. Filmin anlatı yapısı ve yönetmenin tercihleri izleyiciden hiçbir şey saklamıyor, hiçbir anlam karmaşasına yol açmadan derdini net bir şekilde ifade etmeyi başarıyor. Bu bakımdan anlaması kolay bir film ancak kayıp askerler, bahsedilen sayılar, her bir sayının bir insan, bir hayat oluşu ve sistemin ölenin de, geride kalanın da ne denli hayatını çalıyor olduğu yönünde bir sorgulamaya sevk etmesiyle de sindirmesi zor bir film denebilir.

Filmdeki temsillerin de belli arketiplerden ya da klişelerden uzak oluşu filmin inandırıcılığını arttıran unsurlardan. Bir eleştiri ve var olan durumu sorgulatma kısmında filmin benzerlerinden ayrılan yanı, kötülüğü bir karaktere yüklemek yerine film bazında askeri sistemin merkezinde yer alan Kumandan Dellaplane’ın iyi olarak tanımlanabilecek ve belli dertleri olan bir karakter olarak kurulmasıyla, sistemin sorunları bireyin omuzlarından kaldırıp ve yeniden sisteme yüklemesidir. Aksi halde, farklı bir tercihle kötü bir kumandanla sistemin tüm sorumluluğu o kişinin kötülüğünün tekeline atılabilir. Filmde karakterlerin kurulumuyla ne burjuva bir kadına ne bir askere ne de orta sınıf bir kadına sınıflarının getirdikleri roller dışında herhangi bir iyilik-kötülük sınırlamasında bulunulmamış.

Erkeğin Peşinde İki Kadın ve La vie et rien d’autre

Film, bütün yan hikayelerinden soyulduğunda elde kalan iki kadın karakterin hayatlarının son döneminde bir partner, hayat arkadaşı olarak yer etmiş erkeklerin kayboluşunun ardından onların peşine düşme hikayeleri olarak özetlenebilir. Tavernier’in çizdiği savaş sonrası portresi olarak film sınıfsal vurgularıyla dönemin sosyo-ekonomik koşullarını başarılı bir şekilde yansıtırken iki farklı sınıftan iki farklı kadın karakterin ortak payda olan “erkek”te buluşmaları yalnızca bir başlangıç noktasıdır. Aslında çıktıkları yolda kadın karakterler bu “erkeğini” arama sınırlandırmasından kurtulmayı başarabilseler de filmin sonunda kadın tarafından bulunan bir başka erkek, kadınların bir erkek eksikliğiyle çıktıkları yolda tamamlanmak adına bir erkeğe muhtaç olduğuna dair filmin alt metninde tehlikeli bir mesaj içerir ve bu bilindik kalıpları yeniden yaratabilir.

Filmde var olan önemli karakterlerden bir diğeri ise sanatçı karakterdir. Toplumda var olan sınıfların küçük birer temsilinin bulunduğu filmde kaybolan askerler için yapılması planlanan anıtın gayet lakayt bir karaktere yaptırılıyor oluşu devletle ortak bir bilinç taşıyan aydınlara yöneltilen sert bir eleştiri olarak da yorumlanabilir. Heykeltıraşın göründüğü her sahnede etrafındaki insanlarla ya da durumlarla dalga geçiyor oluşu, kasvetli filmin içinde belki de gülebilen tek karakter oluşu elbette tesadüf değil, yönetmenin bilinçli bir seçimidir. Bu seçim de özellikle devletle yan yana duran aydınların mevcut sosyo-ekonomik koşullardan bihaber yaşamalarına ve halkın acısını paylaşmamalarına bir eleştiri olarak okunabilir.

Sonuç olarak La vie et rien d’autre, bir savaşın alışılageldik koşullarından kendini sıyırarak anlatılmayan hatta tercih edilmeyen bir dönemini gerçekçi bir bakış açısıyla gözler önüne sermesi sebebiyle bile izlenmeyi hak eden bir film olarak değerlendirilebilir.



MAİLİNİZ VAR
Sinema dünyasından son haberlere herkesten önce
ulaşmak için mail listemize üye olabilirsiniz.
Üye Ol