Array ( [0] => 9 [1] => 38 [2] => 7467 [3] => 10 [4] => 832 [5] => 11 [6] => 1237 [7] => 1875 [8] => 1125 [9] => 15422 [10] => 12794 [11] => 13 [12] => 708 [13] => 7468 [14] => 14 [15] => 208 [16] => 15421 [17] => 1859 [18] => 15423 ) test Array ( [0] => 11 [1] => 2692 ) test Array ( [0] => Array ( [name] => Dram [link] => http://www.filmloverss.com/kategori/turler/dram/ ) )
Güzel Gürültücü
La Belle Noiseuse
1991 - Jacques Rivette
120
Fransa
Senaryo Pascal Bonitzer, Christine Laurent, Jacques Rivette
Oyuncular Michel Piccoli, Jane Birkan, Emmanuelle Béart
Ecem Şen
La Belle Noiseuse, modelin sadece resmedilen ve bakılan olmaktan çıkması ve yalnızca vücut kıvrımlarından ziyade içini de ortaya koyarak yaratıcı sürece katkıda bulunmasıyla benzerlerinden ayrılır.

La Belle Noiseuse

Üretmeyi on yıldır bırakmış yaşlı bir ressam, daha önce modellik yapmamış genç ve oldukça çekici bir kadın ve adeta sonsuz bir çıplaklık… Olay örgüsüne uzaktan bakıldığında bütün unsurlar oldukça tanıdık ve baştan çıkarma üzerine kurulu gibi gelse de La Belle Noiseuse, resim sanatının erotizme kurban edildiği ve sonunda ressam ve genç kadının yaşayacağı muhtemel tutkulu ilişkiyi merkeze oturtan bir film değil. La Belle Noiseuse; bir ressamın gerçeğin gerçeklik içinde kaybolduğu ana kadar yaşadığı yaratma sancısını, 4 saat gibi ortalamanın oldukça üzerinde süresine rağmen izleyicisine hissettirmeyi başarabilen bir film.

1928 doğumlu yönetmen Jacques Pierre Louis Rivette, Truffaut’nun Fransız Yeni Dalga için teşekkür ettiği bir isim olmasına rağmen Yeni Dalga içerisinde adı çok fazla geçmeyen bir yönetmen. Yönettiği La Belle Noiseuse filmi ile 1991 yılında Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiye (Palme d’Or) kazanan yönetmen, genelde çalışmayı tercih ettiği bir oyuncu olan Michel Piccoli’ye ressam Frenhofer rolünü vermiş. Edouard Frenhofer; şimdiki partneri, eski modeli Liz ile (Jane Birkin) üzerinde çalışmaya başladığı La Belle Noiseuse adlı tablosunu Liz’e karşı hissettiği aşk ve tabloda daha ileri gitme/gidebilme korkusu sebebiyle yarım bırakır. Bu yarım bırakılan tabloyla birlikte Frenhofer’in hayatında uzun sürecek bir yaratı krizi başlar. Yaklaşık on yıla tekabül eden bu süreç, genç bir çiftin Frenhofer’i ziyarete gelmesiyle bölünür. Bir sanatçı olduğunu anladığımız Nicolas (David Bursztein) ve yazılar yazan sevgilisi Marianne (Emmanuelle Béart) ziyarete geldikleri evde, üç yıldır devam eden ilişkilerini bırakacaklardır. Bu ilişki, tahmin edilebilecek en kolay şekliyle ressam ve modeli Marianne arasında yaşanabilecek olası aşk sebebiyle bitmez. Belki Nicolas için öyledir; çünkü o, izleyici gibi stüdyonun içinde yaşananlara tanık olmadan yalnızca zihninde yarattığı yanılsamalarla bazı sonuçlara ulaşır. Ancak filmde, gerçek bundan çok daha uzaklarda bir yere konumlandırılmıştır.

Frenhofer’in Marianne’i La Belle Noiseuse olarak çizme isteğini sevgilisine danışmadan kabul eden Nicolas, bu durumu Marianne’e açtığında büyük bir tepkiyle karşılaşır. Marianne nü modelliği asla kabul etmeyecek gibi görünse de ertesi sabah erkenden belki de sırf Nicolas’a inat soluğu Frenhoder’in stüdyosunda alır. Bu noktadan sonra her karakterin birbiriyle yarışını ve filmin oldukça başarılı bir şekilde kullandığı şüphe ve merak unsuru eşliğinde dört saatlik bir filmin izleyiciye yaşattığı keyfe ortak oluruz.

Frenhofer; on yıldır üretememesine rağmen asla kaybolmuş ya da yenilmiş görünmez, aksine hala içinde saklı duran sanatsal dahiyanelik, dış görünüşünde de hüküm sürer. Ancak bu dahiyanelik ve görünüş aynı zamanda tehdit edicidir. Marianne, Frenhofer’in öngördüğü gibi tam bir “güzel gürültücü”dür. Öne çıkan güzelliği ve çekiciliğinin altında ne zaman ne yapacağı belli olmayan ve Frenhofer ile yaşadıkları bu yaratıcı süreçte daha da keskinleşen dengesizliğiyle ressamın hem her şeyiyle resmettiği yani ele geçirdiği hem de ele geçirilemeyen bir kadındır. Liz; partneri Frenhofer’in ne istediğinden ve ne yapacağından emin, mutlak bir güven içinde davransa da, birlikte başladıkları tabloyu bitirememenin ve Liz’in resmedilen yüzü üzerine Marianne’in tablosunun çizilmiş olmasıyla saklayamadığı bir kırgınlık yaşayan orta yaşlı bir kadındır. Nicolas ise, hayatını Marianne’e duyduğu ihtiyaç üzerinden tanımlayan, Frenhofer’e verdiği sözün üzerine Marianne’in işe kendisini tamamen kaptırmasıyla pişman olan ve ayrılık korkusu yaşayan bir erkektir. Bu dört karakterin her birinin birbiriyle çatışması vardır. Ancak en büyük çatışma Marianne ve Frenhofer arasında gerçekleşir. Bu yaratmanın çatışmasıdır. Frenhofer ve Marianne arasındaki sancılı ilişki tamamen daha ileri gitmeye ve birbirlerini zorlamaya dayalıdır. Belli bir noktadan sonra ağlamaya başlayan Marianne ya da resmi bırakıp giden Frenhofer, hep bir diğerinin kararlı geri dönüşüyle daha da ileri gitmeyi arzular.

Kadın Bedenine İki Kez Bakmak

John Berger, çocukluktan yetişkinliğe erkeğin nasıl sürekli etrafına bakan, inceleyen olduğundan buna rağmen kız çocuğun davranışlarına dikkat etmesi gerektiğini düşünmesinden, üzerinde bakışlar hissetmesinden ve kendini bakılan olarak konumlandırmasından bahseder. Erkeğin bu sürekli etrafına odaklı ve kendisine alan açan tavrının, kadını sınırlandırılmış ve bakılan konumuna sokması popüler sinemanın anlatı diline de yansır.

Mulvey, ‘Görsel Haz ve Anlatı Sinemasıadlı makalesinde eril bakıştan sıkça bahseder. Mulvey’e göre kadın, hala anlam yapıcı değil anlam taşıyıcısı konumuna bağımlı olan sessiz imgesi üzerine erkeğin, dilsel komutlar aracılığıyla zorla yüklediği fantezi ve takıntılarını sonuna kadar yaşayabileceği bir düzenle kuşatılmış olarak erkek öteki için bir gösteren yerine geçer. Cinsel dengesizliğin yönettiği bir dünyada, bakmadaki haz, etkin/erkek ve edilgin/dişi arasında bölünmüştür. Belirleyici erkek bakışı kendi fantezisini, uygun biçimde şekillenmiş dişi figüre aktarır. Geleneksel teşhirci rolleri içinde kadınlar, bakıla-sılık mesajını veren, güçlü görsel ve erotik etki amacıyla kodlanmış dış görünüşleriyle aynı anda hem bakılan hem teşhir edilendir. Cinsel nesne olarak teşhir edilen kadın, erotik temaşanın ana motifidir: Pinup’lardan striptize, Ziegfeld’den Busby Berkeley’e, erkek bakışını ele geçirir, erkek arzusu için oynar ve onu anlamlandırır. Önemli olan, kadın kahramanın neyi tahrik ettiği ya da, daha doğrusu neyi temsil ettiğidir. O; erkek kahramanda uyandırdığı aşk ya da korkuyla, ya da erkek kahramanın onun için hissettiği ilgiyle, erkeğin davrandığı gibi davranmasına neden olandır. Kendi başına kadının en ufak bir önemi yoktur (Mulvey, 1975). Kadın, erkek ona baktığı sürece ve onun bakışıyla var olabilir.

Sinemada çeşitli teknik detaylarla da desteklenen eril bakış, izleyici olan kadının perdedeki kadın karakterle özdeşim kurup kendisini de bakılan olarak konumlandırmasına sebep olur. Ana akım sinema eril bakışı normalleştirirken, bakılan kadının bu bakıştan sorgulamadan haz almasını kolaylaştırır. Bu normalleştirme filmin geneline yayılan, kameranın erkek gözünden bakmasıyla sağlanır. Kamera erkeğin baktığı yönü gösterir ve kadın beden yakın çekimlerle sergilenir. Bu sayede teknik bakımdan da erkek, bakışın sahibi olarak konumlandırılırken, kadın kendisine bakılandır.

En uç noktada bu, bir sapkınlık halinde sabitleşebilir; tek cinsel tatmini, nesneleşmiş ötekini, etkin denetleme anlamında seyrederek sağlayabilen takıntılı voyorleri ve röntgencileri üretir (Mulvey, 1975). Mulvey makalesinde bu ikiliği “geleneksel olarak, sergilenen kadın iki düzeyde işlev görür: perdenin her iki yanındaki bakışlar arasında yer değiştiren bir gerilimle, hem perdedeki öykü içindeki karakterler ve hem de izleyiciler için erotik nesne olarak” şeklinde özetler.

La Belle Noiseuse’de Marienne’in çıplaklığının resmedilmesi sebebiyle, kadın vücuduna ilk olarak Frenhofer tarafından bakılır ve kamera aracılığıyla bir kez de izleyici tarafından gözetlenir. Bu gözetleme, skopofili denen erotik bir bakışı içinde barındırır. Çünkü hem kadın hem erkek izleyici klasik anlatı sinemasıyla kadın vücudunu dikizlemeye ve bundan haz almaya alıştırılmış, hatta bu şekilde konumlandırılmıştır ancak Jacques Rivette bu bakışı oldukça başarılı bir şekilde kırar. Bir kadın olarak erotik bir bakışla gözetlenmeye başlanan Marianne, film ilerledikçe kadınlık sınırlarından sıyrılıp modelliğe geçiş yapar. Artık izleyicinin gözünde memeleri ya da kalçalarıyla gözetlenen arzu nesnesi bir kadın değil, aksine tam da Frenhofer’in istediği gibi kemikleri ve kıvrımlarıyla insan vücuduna duyulan hayranlığın temsiline dönüşür. Bu noktada izleyicinin bakışı, arzulanan kadının erojen bölgelerinin sınırlarından uzaklaşarak bir kadın modelin bedeninde de kramp girebilen kaslar ve ressamın poz için zorlamasıyla çıkabilecek kemiklerinin olduğu gerçeğiyle yüzleşir. Bu yüzleşme aslında arzulanan kadının da bir insan olduğu gerçeğinden öte bir yüzleşme değildir. Ancak bu gerçek; kadın-erkek izleyiciye o kadar uzun süredir unutturulmuş durumdadır ki, Rivette bir başyapıt olarak değerlendirilen filmiyle bir şok etkisi yaratır.

La Belle Noiseuse’un 1993 yılında 125 dakikaya indirgenmiş daha kısa bir versiyonu yayınlansa da bir ressamın yaratıcı sürecini daha izlenebilir kılmak adına kısıtlamaya gitme dürtüsü, filmin anlatısı ve amacıyla çelişir gibidir. Filmin dört saatlik versiyonu izleyeni içinde kaybeder ve gerçeğin peşinde gerçeği yaratırken gerçekliğin ve zamanın kaybı yanılsaması yaşatır. Ortam sesini genelden daha yüksel kullanan Rivette, filminde müzik unsuruna neredeyse hiç başvurmaz. İzleyici bol bol ayak sesleri ve tabii ki ressamın kalem ve fırça darbeleriyle baş başa bırakılır.

Resim sanatını ve bir ressamın üretme sürecindeki sancıları oldukça başarılı bir şekilde aktarmayı başarabilen La Belle Noiseuse, modelin sadece resmedilen ve bakılan olmaktan çıkması ve yalnızca vücut kıvrımlarından ziyade içini de ortaya koyarak yaratıcı sürece katkıda bulunmasıyla benzerlerinden ayrılır. Sinemayla sergilenen resim sanatı vasıtasıyla sanatsal bir doyuma ulaştıran Rivette’in baş yapıtı La Belle Noiseuse, kesinlikle izlenmelidir.

Berger, John (1999) “Görme Biçimleri”

Mulvey, Laura (1975) “Görsel Haz ve Anlatı Sineması”

Mulvey, Laura (1989) “Visual and Other Pleasures”



MAİLİNİZ VAR
Sinema dünyasından son haberlere herkesten önce
ulaşmak için mail listemize üye olabilirsiniz.
Üye Ol