Yönetmenliğini Graham Annable ve Anthonny Stacchi’nin üstlendiği, Alan Snow’un Here Be Monsters isimli romanından uyarlanan “Kutu Cüceleri: Yaratıklar Aramızda”, kime hitap ettiği belli olmayan, son yılların en sevimsiz animasyonlarından biri.

Peynirkent sakinleri korku içindedir. Akşamları yeraltından çıkarak peynirleri ve çocukları kaçırdıklarına inandıkları Kutu Canavarları’ndan korunmak için sokağa çıkma yasağı uygulamaktadırlar. Fakat gerçek düşündüklerinden oldukça farklıdır. Kaplumbağalara benzer şekilde, kutudan evlerini sırtlarında taşıyan bu yaratıklar, çöplere atılmış eski malzemeleri mağaralardaki dünyalarına götürerek geri dönüşümlerini sağlarlar. Bebekliğinden beri kutu cüceleri tarafından yetiştirilen Egg isimli çocuk, kutu cücesi avcısı Snatcher’ın saldırıları karşısında bu tuhaf yaratıkları kurtarabilecek ve insanların kafalarındaki kötü algıyı ortadan kaldırabilecek tek kişidir.

Yukarıda da söylediğim gibi film öncelikle kime hitap ettiği belli olmayan bir yapıya sahip. Son yıllarda çizgifilmlerde de görmeye alıştığımız ve bu filmin de üstüne kurulu olduğu çirkin ve sevimsiz yaratıkların açıkçası küçük çocuklara izlettirilmesini uygun bulmuyorum. Kendi çocukluğuma dönüp baktığımda çok daha hoş, sevimli, öğretici ve sıcak şeylerle büyüdüğümü söyleyebilirim. Evet bizim zamanımızda da avcı Buggs Bunny’i avlıyordu; Çakal, Road Runner’ı yakalamak için silahlara baş vuruyordu ama Şirinler ile, Neden Neden Ailesi ile, Afacan Loui ile hem hoş vakit geçirip hem de hayata dair oldukça güzel noktaları kaydedebiliyorduk zihnimize. Gelişim çağındaki bireylerin bilinçaltlarını bu tarz karanlık ve çirkin figürlerle doldurduğunuz takdirde, ilerleyen yıllarda kötü geri dönüşlerle karşılaşmanız, ‘benim evladımın psikolojisi neden bozuk?’ diye hayıflanmanız ve suçu modern dünyaya atmanız çok olağan. Yok bu film zaten çocuklar için değil, yetişkinler için ise o zaman ortada daha büyük bir problem var ki o da; hikaye ve senaryo.Alabildiğine basit, tahmin edilebilir ve boş ki film, 12 yaşından büyük herhangi bir kişinin sıkılmadan izlemesi  cidden zor. Wall-E gibi, Toy Story gibi her yaştan seyirciyi kendine hayran eden animasyon filmlerden sonra Kutu Cüceleri: Yaratıklar Aramızda, çok kısa sürede unutulmaya mahkum.

Filmin sağlıksız yönlerinden biri de alt metni. Kötü karakterimiz Snatcher’ın, sınıf atlamak ve yöneticilerle aynı şartlara erişmek için beyaz bir şapkaya sahip olması gerekmektedir ve o şapka da ancak bütün kutu cüceleri öldürüldüğü zaman kendisine verilecektir. Merhaba ayrımcılık, merhaba daha iyi şartlara sahip olmak için başkalarını ezme anlayışı.

Ve gelelim 3D faktörüne. Gelişen teknolojinin mantık ve gereksinim çerçevesinde hayatın her alanında kullanılması gerektiğine inanıyorum; sanat da dahil. Alfonso Cuaron’un Gravity’sinde anlatımı güçlendirmek ve yaratılan atmosferi daha iyi betimlemek adına ne kadar gerekliyse 3D, gözlükle izlemeniz gereken Kutu Cüceleri: Yaratıklar Aramızda filminde de bir o kadar gereksiz. Geleneksel 2D çizimlere sempati duyan ve saygı duyan ben, kaliteli örneklerle bir şekilde 3D çizimlere ısınmaya başlamışken, 3D çizimlerini bir de, ‘bu mu yani’ dedirten 3D efektlerle süsleyen bu filmle beraber gelenekselin, özellikle de Japon animelerinin değerini bir kez daha anlamış oldum.

Kutu Cüceleri: Yaratıklar Aramızda, bilinçli olduğunu düşündüğüm çirkin alt metni, sevimsiz yaratıkları ve kofti hikayesiyle tür içinde hiç bir şekilde öne çıkamayacak bir film. Çocuğuyla izlemeyi düşünen ebeveynlerin başka animasyonlara yönelmesini öneriyor, filmi izleme planları yapan yetişkinlere de ‘karar sizin’ diyor, saygılar diliyorum.

Yönetmenliğini Graham Annable ve Anthonny Stacchi’nin üstlendiği, Alan Snow’un Here Be Monsters isimli romanından uyarlanan “Kutu Cüceleri: Yaratıklar Aramızda”, kime hitap ettiği belli olmayan, son yılların en sevimsiz animasyonlarından biri. Peynirkent sakinleri korku içindedir. Akşamları yeraltından çıkarak peynirleri ve çocukları kaçırdıklarına inandıkları Kutu Canavarları’ndan korunmak için sokağa çıkma yasağı uygulamaktadırlar. Fakat gerçek düşündüklerinden oldukça farklıdır. Kaplumbağalara benzer şekilde, kutudan evlerini sırtlarında taşıyan bu yaratıklar, çöplere atılmış eski malzemeleri mağaralardaki dünyalarına götürerek geri dönüşümlerini sağlarlar. Bebekliğinden beri kutu cüceleri tarafından yetiştirilen Egg isimli çocuk, kutu cücesi avcısı Snatcher’ın saldırıları karşısında bu tuhaf yaratıkları kurtarabilecek ve insanların kafalarındaki kötü algıyı ortadan kaldırabilecek tek kişidir. Yukarıda da söylediğim gibi film öncelikle kime hitap ettiği belli olmayan bir yapıya sahip. Son yıllarda çizgifilmlerde de görmeye alıştığımız ve bu filmin de üstüne kurulu olduğu çirkin ve sevimsiz yaratıkların açıkçası küçük çocuklara izlettirilmesini uygun bulmuyorum. Kendi çocukluğuma dönüp baktığımda çok daha hoş, sevimli, öğretici ve sıcak şeylerle büyüdüğümü söyleyebilirim. Evet bizim zamanımızda da avcı Buggs Bunny’i avlıyordu; Çakal, Road Runner’ı yakalamak için silahlara baş vuruyordu ama Şirinler ile, Neden Neden Ailesi ile, Afacan Loui ile hem hoş vakit geçirip hem de hayata dair oldukça güzel noktaları kaydedebiliyorduk zihnimize. Gelişim çağındaki bireylerin bilinçaltlarını bu tarz karanlık ve çirkin figürlerle doldurduğunuz takdirde, ilerleyen yıllarda kötü geri dönüşlerle karşılaşmanız, ‘benim evladımın psikolojisi neden bozuk?’ diye hayıflanmanız ve suçu modern dünyaya atmanız çok olağan. Yok bu film zaten çocuklar için değil, yetişkinler için ise o zaman ortada daha büyük bir problem var ki o da; hikaye ve senaryo.Alabildiğine basit, tahmin edilebilir ve boş ki film, 12 yaşından büyük herhangi bir kişinin sıkılmadan izlemesi  cidden zor. Wall-E gibi, Toy Story gibi her yaştan seyirciyi kendine hayran eden animasyon filmlerden sonra Kutu Cüceleri: Yaratıklar Aramızda, çok kısa sürede unutulmaya mahkum. Filmin sağlıksız yönlerinden biri de alt metni. Kötü karakterimiz Snatcher’ın, sınıf atlamak ve yöneticilerle aynı şartlara erişmek için beyaz bir şapkaya sahip olması gerekmektedir ve o şapka da ancak bütün kutu cüceleri öldürüldüğü zaman kendisine verilecektir. Merhaba ayrımcılık, merhaba daha iyi şartlara sahip olmak için başkalarını ezme anlayışı. Ve gelelim 3D faktörüne. Gelişen teknolojinin mantık ve gereksinim çerçevesinde hayatın her alanında kullanılması gerektiğine inanıyorum; sanat da dahil. Alfonso Cuaron’un Gravity’sinde anlatımı güçlendirmek ve yaratılan atmosferi daha iyi betimlemek adına ne kadar gerekliyse 3D, gözlükle izlemeniz gereken Kutu Cüceleri: Yaratıklar Aramızda filminde de bir o kadar gereksiz. Geleneksel 2D çizimlere sempati duyan ve saygı duyan ben, kaliteli örneklerle bir şekilde 3D çizimlere ısınmaya başlamışken, 3D çizimlerini bir de, ‘bu mu yani’ dedirten 3D efektlerle süsleyen bu filmle beraber gelenekselin, özellikle de Japon animelerinin değerini bir kez daha anlamış oldum. Kutu Cüceleri: Yaratıklar Aramızda, bilinçli olduğunu düşündüğüm çirkin alt metni, sevimsiz yaratıkları ve kofti hikayesiyle tür içinde hiç bir şekilde öne çıkamayacak bir film. Çocuğuyla izlemeyi düşünen ebeveynlerin başka animasyonlara yönelmesini öneriyor, filmi izleme planları yapan yetişkinlere de ‘karar sizin’ diyor, saygılar diliyorum.

Yazar Puanı

Puan - 38%

38%

Kutu Cüceleri: Yaratıklar Aramızda, bilinçli olduğunu düşündüğüm çirkin alt metni, sevimsiz yaratıkları ve kofti hikayesiyle tür içinde hiç bir şekilde öne çıkamayacak bir film.

Kullanıcı Puanları: 2 ( 3 votes)
38
Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi