Veronica Roth’un, çok satanlar listesinin zirvesinde yer alan ve beyazperdeye uyarlanan bilim kurgu roman serisi Divergent (Uyumsuz)’ın ikinci halkası olan Insurgent (Kuralsız), ilk filmin (Uyumsuz – Divergent) yarattığı soğuk duş etkisini, ne yazık ki gideremiyor. Serinin ilk filmi olan Uyumsuz’un yönetmenlik koltuğunda oturan Neil Burger’ın, ikinci filmde yerini Red, Uçuş Planı, R.I.P.D. gibi filmlerden tanıyacağımız Robert Schwentke’ye devretmiş olması ise, serinin geleceği için önemli bir gelişme. Shailene Woodley, Theo James, Miles Teller, Ansel Elgort ve Kate Winslet gibi önemli oyuncuları bir araya getiren serinin oyuncu kadrosuna sürpriz bir isim daha konuk oluyor: Naomi Watts. İlk filme kıyasla -özellikle teknik anlamda- daha yaratıcı altyapılara sahip olan Kuralsız, hikayesine ilk filmin kaldığı noktadan devam ediyor.

Son yıllarda sıklıkla karşımıza çıkan bir kelime olan post-apokaliptik (doğal felaket, küresel savaş ya da kıyamet sonrası dönem) bir atmosferde geçen ve distopik bir dünyayı ele alan Uyumsuz Serisi’nin ilk filminde, sistemin devamlılığını ve uyumunu sağlamak amacıyla toplumun beş ayrı kategoriye bölündüğünü öğrenmiştik. Bu kategorilerin hiç birine tam anlamıyla uyum sağlayamayan ana karakterimiz Tris (Shailene Woodley) ise, ‘uyumsuz’ olduğunu anlayarak, toplum düzenini değiştirecek güce sahip olduğunu keşfetmişti. Serinin devam filmi olan Kuralsız’da ise, Tris ve onunla aynı fikirde düşünen arkadaşlarının isyanına ve düzeni değiştirme mücadelelerine tanık oluyoruz.

Cesur Yeni Dünya, Biz, 1984 gibi distopik metinler ile benzer yapısal özelliklere sahip olan (bu üç distopik eserden ayrılan en büyük özelliklerinden birinin, aşk ve romantizm ögelerine seri boyunca çok sık yer vermesi diyebiliriz.) Uyumsuz Serisi’nin hikayesel alt metninin, yine bir edebiyat uyarlaması olan Açlık Oyunları (Hunger Games) Serisi’nin basit bir kopyası olduğu sıklıkla dile getirildi. Bu noktada, sürekli kıyaslanan iki film arasındaki en büyük farkın, hikayelerindeki alt metinler olduğunu vurgulamakta yarar var. Bireyci anarşizm düşüncesi çerçevesinde ilerleyen Uyumsuz Serisi ile kurtuluşu örgütlenmede ve kolektivizmde gören Açlık Oyunları Serisi arasındaki bu zıtlık, iki serinin de aynı değerde önemli olduğunu gösteriyor. Kuralsız filminde iyice açığa çıkan anarşizm düşüncesi, toplumun beş kategorisini de reddeden ‘toplumsuzlar’ grubunun varlığıyla da pekişiyor. Fakat, bu noktada aklımıza gelen “Peki bu kurulu düzen çöktükten sonra ne olacak?” gibi sorulara ikinci filmin sonunda da net bir yanıt verilmiyor. Hatta, Kuralsız filminin sonunda, şehri koruyan duvarların arkasından gelen sürpriz bir mesajla koltuklarımıza mıhlanırken, hikayenin gidişatıyla ilgili içimizde taşıdığımız tüm umutlarımızı da serinin üçüncü filmine erteliyoruz.

Kuralsız filminde, özellikle senaryonun doruk noktasını oluşturan sahnelerin simülasyon evreni içerisinde dizayn edilerek yansıtılması, filmin en olumlu tercihlerinden biri. İlk filmdekine benzer bir biçimde, Kuralsız’ın doruk noktasında da teste tabi tutulan Tris, içinde çok özel bir mesajın yer aldığı kutuyu açmak için en güçlü denek adayı olarak kullanılıyor. Toplumun beş kategorisine de aynı derecede uyum sağlayabilecek kişi sayesinde açılacak olan kutunun sinyallerini kontrol eden bu simülasyon aygıtı, akıllara Baudrillard’ın simülasyon kuramını ve hiper-gerçeklik terimini getiriyor. Gerçek ile sanal arasındaki farkın bulanıklaştığı -hiper-gerçek diyebileceğimiz- bu noktalar, filmin bilim kurgu temelinin en hissedilir yanı oluyor. Böylece, 3D teknolojisiyle iç içe geçen simülasyon sahnelerinin verdiği görsel haz, filmin artı hanesine yazılıyor.

Serinin sahip olduğu alt metnin gücüne rağmen, Uyumsuz filminde olduğu gibi, Kuralsız’ın da sinemasal teknik anlamında vasat seviyelerde kalışı (simülasyon testi sahneleri dışında), filmin notunu fazlasıyla düşürüyor. Görsel bir anlatı sanatı olan sinemayı bu iki ögeden ayrı düşünemediğimiz için; Kuralsız filminin hikaye anlamındaki anlatısı ne kadar iyi olursa olsun, bu anlatının aynı oranda görsel unsurlarla desteklenememiş olması, seyirciyi hayal kırıklığına uğratıyor. Özellikle, film boyunca karakterlerle özdeşleşmeyi arttıran yakın çekimlerin (close-up) sıklıkla ve dikkatsiz bir biçimde kullanılması, CGI teknolojisinin tüm nimetlerinden yararlanmak adına yapılan çekimlerin yarattığı yapaylık ve güçlü bir bilim kurgusal altyapıyı yanlış tercihlerle yönlendirmek, Kuralsız’ın zayıf yönlerini oluşturuyor.

Oyuncu kadrosunda yer alan isimlerin varlığına ve sahip olduğu güçlü alt metne rağmen, dramatik yapısı ile teknik boyutunu bir türlü aynı çizgide buluşturamayan Kuralsız; Uyumsuz (Divergent) Serisi’nin ilk filmine kıyasla daha iyi bir noktada yer alsa da, kendinden beklenen başarı grafiğini bir türlü tutturamıyor.

Veronica Roth’un, çok satanlar listesinin zirvesinde yer alan ve beyazperdeye uyarlanan bilim kurgu roman serisi Divergent (Uyumsuz)’ın ikinci halkası olan Insurgent (Kuralsız), ilk filmin (Uyumsuz – Divergent) yarattığı soğuk duş etkisini, ne yazık ki gideremiyor. Serinin ilk filmi olan Uyumsuz’un yönetmenlik koltuğunda oturan Neil Burger’ın, ikinci filmde yerini Red, Uçuş Planı, R.I.P.D. gibi filmlerden tanıyacağımız Robert Schwentke’ye devretmiş olması ise, serinin geleceği için önemli bir gelişme. Shailene Woodley, Theo James, Miles Teller, Ansel Elgort ve Kate Winslet gibi önemli oyuncuları bir araya getiren serinin oyuncu kadrosuna sürpriz bir isim daha konuk oluyor: Naomi Watts. İlk filme kıyasla -özellikle teknik anlamda- daha yaratıcı altyapılara sahip olan Kuralsız, hikayesine ilk filmin kaldığı noktadan devam ediyor. Son yıllarda sıklıkla karşımıza çıkan bir kelime olan post-apokaliptik (doğal felaket, küresel savaş ya da kıyamet sonrası dönem) bir atmosferde geçen ve distopik bir dünyayı ele alan Uyumsuz Serisi’nin ilk filminde, sistemin devamlılığını ve uyumunu sağlamak amacıyla toplumun beş ayrı kategoriye bölündüğünü öğrenmiştik. Bu kategorilerin hiç birine tam anlamıyla uyum sağlayamayan ana karakterimiz Tris (Shailene Woodley) ise, ‘uyumsuz’ olduğunu anlayarak, toplum düzenini değiştirecek güce sahip olduğunu keşfetmişti. Serinin devam filmi olan Kuralsız’da ise, Tris ve onunla aynı fikirde düşünen arkadaşlarının isyanına ve düzeni değiştirme mücadelelerine tanık oluyoruz. Cesur Yeni Dünya, Biz, 1984 gibi distopik metinler ile benzer yapısal özelliklere sahip olan (bu üç distopik eserden ayrılan en büyük özelliklerinden birinin, aşk ve romantizm ögelerine seri boyunca çok sık yer vermesi diyebiliriz.) Uyumsuz Serisi’nin hikayesel alt metninin, yine bir edebiyat uyarlaması olan Açlık Oyunları (Hunger Games) Serisi’nin basit bir kopyası olduğu sıklıkla dile getirildi. Bu noktada, sürekli kıyaslanan iki film arasındaki en büyük farkın, hikayelerindeki alt metinler olduğunu vurgulamakta yarar var. Bireyci anarşizm düşüncesi çerçevesinde ilerleyen Uyumsuz Serisi ile kurtuluşu örgütlenmede ve kolektivizmde gören Açlık Oyunları Serisi arasındaki bu zıtlık, iki serinin de aynı değerde önemli olduğunu gösteriyor. Kuralsız filminde iyice açığa çıkan anarşizm düşüncesi, toplumun beş kategorisini de reddeden ‘toplumsuzlar’ grubunun varlığıyla da pekişiyor. Fakat, bu noktada aklımıza gelen “Peki bu kurulu düzen çöktükten sonra ne olacak?” gibi sorulara ikinci filmin sonunda da net bir yanıt verilmiyor. Hatta, Kuralsız filminin sonunda, şehri koruyan duvarların arkasından gelen sürpriz bir mesajla koltuklarımıza mıhlanırken, hikayenin gidişatıyla ilgili içimizde taşıdığımız tüm umutlarımızı da serinin üçüncü filmine erteliyoruz. Kuralsız filminde, özellikle senaryonun doruk noktasını oluşturan sahnelerin simülasyon evreni içerisinde dizayn edilerek yansıtılması, filmin en olumlu tercihlerinden biri. İlk filmdekine benzer bir biçimde, Kuralsız'ın doruk noktasında da teste tabi tutulan Tris, içinde çok özel bir mesajın yer aldığı kutuyu açmak için en güçlü denek adayı olarak kullanılıyor. Toplumun beş kategorisine de aynı derecede uyum sağlayabilecek kişi sayesinde açılacak olan kutunun sinyallerini kontrol eden bu simülasyon aygıtı, akıllara Baudrillard'ın simülasyon kuramını ve hiper-gerçeklik terimini getiriyor. Gerçek ile sanal arasındaki farkın bulanıklaştığı -hiper-gerçek diyebileceğimiz- bu noktalar, filmin bilim kurgu temelinin en hissedilir yanı oluyor. Böylece, 3D teknolojisiyle iç içe geçen simülasyon sahnelerinin verdiği görsel haz, filmin artı hanesine yazılıyor. Serinin sahip olduğu alt metnin gücüne rağmen, Uyumsuz filminde olduğu gibi, Kuralsız’ın da sinemasal teknik anlamında vasat seviyelerde kalışı (simülasyon testi sahneleri dışında), filmin notunu fazlasıyla düşürüyor.…

Yazar Puanı

Puan - 48%

48%

48

Oyuncu kadrosunda yer alan isimlerin varlığına ve sahip olduğu güçlü alt metne rağmen, dramatik yapısı ile teknik boyutunu bir türlü aynı çizgide buluşturamayan Kuralsız; Uyumsuz (Divergent) Serisi’nin ilk filmine kıyasla daha iyi bir noktada yer alsa da, kendinden beklenen başarı grafiğini bir türlü tutturamıyor.

Kullanıcı Puanları: 4.48 ( 8 votes)
48
Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi