Bu yazı Rıza Oylum tarafından yazılmıştır.

Sinema yayıncılığı özellikle son birkaç yıldır oldukça zenginleşti. Dünya literatürünün birçok temel sinema kitabı artık Türkçe olarak yayınlanıyor. Bu dönem içinde yayınlanan sinema kitapları serilerinden biri, daha önce örneğine sık rastlanmayan bir deneme içeriyor: Bir film üzerine bir yazarın yazdığı kapsamlı analizler. Bir filmden bir kitap çıkar mı? Bakmasını bilirsen kaldırımın altından okyanus çıkar.

Kült Filmlerin Artık Kitapları Var

Dünyanın önemli sinema merkezlerinden British Film Enstitüsü’nün ortaklığıyla hazırlanan seride; Yedi Samuray, Metropolis, Gözleri Tamamen Kapalı, Baba, Esaretin Bedeli, Ucuz Roman, Saklı ve Ruhların Kaçışı filmlerini analiz eden 8 kitap var. Seride; filmlerin çekim aşamaları, hikâyeleri, izleyiciler üzerindeki etkileri ve özellikleri en ince ayrıntılarıyla masaya yatırılıyor.

Yedi Samuray: Keskin Kılıçlar Sahnede

Yedi Samuray kitabının yazarı Joan Mellen’in Japon sineması üstüne başka kitapları da mevcut. Latin Amerika ve sinema sanatı üstüne toplamda 22 kitabı olan Temple Üniversitesi’nde profesör olan Mellen’in oldukça akıcı bir dil kullanmış. Akira Kurosawa’nın Yedi Samuray’ında 16. yüzyıl Japonya’sında düzenli bir şekilde silahlı eski samurayların saldırısına uğrayan ve ürünleri yağmalanan fakir bir köy ahalisi, efendisiz kalmış bir samuraydan yardım ister. O da kendisi gibi işsiz olan 6 samuray ile birlikte silah bile satın alamayacak kadar fakir olan bu köylülere karın tokluğuna kendilerini savunmasını öğretir ve hep birlikte haydutlarla kıyasıya bir savaşa girerler. Bu basit öykülü film, yalnızca Japon sinemasının en ünlü yapıtı değil, aynı zamanda dünya sinemasının da başyapıtlarından biri oldu. Yazar film üzerinden oldukça kapsayıcı bir analize girip sınıf çatışmaları, samuray ruhu, kadın erkek ilişkileri, şehirleşme ve modernizme yönelik yönetmenin yaklaşımlarını gün yüzüne çıkarıyor. Yedi Samuray üstüne yapılan farklı analizleri de masaya yatırıyor.

Gözleri Tamamen Kapalı: İmgelerin İzinden

Gözleri Tamamen Kapalı filminin analiz edildiği kitap, Sorbonne’da çalışan Fransız araştırmacı Michel Chion’a teslim edilmiş. Stanley Kubrick’in son filmi olan yapım, vizyona girdiğinde büyük tartışmalar yaratmıştı. İçinde barındırdığı gizem unsurları hâlâ analiz edilmeyi sürdürülen film üstüne yazar, filmi sahne sahne ele alırken öykünün bütünlüğünü de gözden kaçırmıyor. Toplumsal statü, elitizim, cinsel arzular ve gerçeklik kavramının filmdeki seyrini başarılı ve kapsayıcı bir derinlikle analiz ediyor.

Ucuz Roman: Tarantino’nun Mabedine Giriş Bileti

Tarantino’un kült mertebesini fazlasıyla hak eden filmi Ucuz Roman’ı, California Üniversitesi’nde Film Çalışmaları bölümünde profesör olan Dana Polan kaleme almış. Yazar Ucuz Roman üzerinden Tarantino’nun kodlarını deşifre ediyor ve bu sırlarla dolu mabede okuyucular için adeta bir giriş bileti kesiyor.

“Tarantino, filmlerini o kadar çok kültürel sırla dolduruyor ki ancak ve sadece onun gibi bir bağımlı bütün göndermeleri anlayabilir. Yine de ne kadar çok anlarsanız o kadar cool oluyorsunuz. Tarantino filmleri bir tarikata girişte yapılan kabul ritüellerinden farksız.”

Yazar, alışılmışın aksine, kitabı bölümlere ayırmamış. Başlanıldığında bir solukta okunabilecek uzun bir inceleme yazısı niteliğinde olan kitap, filmden fotoğraflarla, yönetmenlerden, ünlülerden sözler ve film replikleriyle okuyucuya keyifli bir okuma vaat ediyor.

Metropolis: Uzlaşmaz Sınıfların Distopyası

Thomas Elsaesser’in yazdığı Metropolis incelemesi gerçek bir bilgi deposu. Filmde işçiler yerin altında çalışıp yine yerin altında kendileri için oluşturulmuş işçi gettolarında yaşarlar. Yerin üstünde ise işçilerin bu üretimden edindikleri kazanımları keyifle harcayan zenginler sınıfı yaşamlarını sürdürüyordur. Metropolis ismindeki bu şehrin efendisi Joh Federsen’in oğlu Freder, ansızın karşısına çıkan Maria’yı ararken haberdar olmadığı yeni bir dünya keşfetmiştir: İşçilerin dünyası. Sonunda Maria’ı bu dünya içinde bulur. Maria işçilerin manevi önderi konumundadır. Maria’nın işçilere olan önermesi filmin de temel dayanağıdır. “Beyin ile el arasındaki aracı yürek olmalıdır”

Gelecek zamanda geçen Metropolis’i, kült mertebesine taşıyan oldukça fazla özelliği söz konusudur. Son derece zengin olan yaptığı göndermelere onu farklı katmanlarda yorumlanan, sürekli tartışılan, her kesimin farklı yorumladığı bir film haline getirmiştir. Hıristiyanlık, Yunan mitolojisi, mimari, sanayi, üretim ilişkileri, gibi farklı konu bütünlerine yaptığı göndermeler ve yaklaşımlar filmin zenginliklerinden bazılarıdır.

Filmin ortaya çıkma hikâyesi ve tarih boyunca başına gelenler de en az filmin kendisi kadar çeşitlidir. Yazar filmin bütün yönlerini, yaptığı etkileri ve film üstüne yapılan tartışmaları oldukça kapsamlı ve bir o kadar da akıcı bir üslupla kaleme almış. Sanılanın aksine Nazi döneminde de filmin sahiplenilmediğini örneklerle ortaya koymuş. Zira film hiçbir kesimi memnun etmemiştir.

Esaretin Bedeli: Sinemanın En Sevileni

Geniş bir hayran kitlesine sahip Esaretin Bedeli filminin kitabını Mark Kermode yazmış. Filmin ortaya çıkma hikâyesini ve arka planını gün yüzüne çıkaran yazar, filmin yönetmeni Frank Darabont ve başrol oyuncuları Tim Robbins ve Morgan Freeman’ın pek çok yorumunu da bir araya getirmiş. Yazar filmin bu denli sevilmesinin altında yatan nedenleri ortaya çıkarmaya çalışmış.

Saklı: Haneke’nin İzinde

Michael Haneke’nin Fransa’da çektiği filmlerden biri olan Saklı, usta yönetmenin her zamanki katmanlı ve sert anlatımından izler taşıyordu. Catherine Wheatley, Haneke’nin sinema anlayışının temel dayanakları olan yabancılaşma ve burjuva toplum yapısı eleştirisinin izlerini sürerken; çoğulcu bir okumayla filmin bütün sahnelerinin analiz ediyor. Fransa’nın sömürgeciliği, gerçeklik, medya-toplum ilişkisi gibi temalar yazarın film üzerinden çıkarımda bulunduklarından bazıları. Haneke’nin katmanlı dünyasını keşfetmek için kılavuz çalışmalardan biri olmuş kitap.

Ruhların Kaçışı: Japon Mitolojisine Yolculuk

Oscar dâhil çok sayıda ödül kazanan Ruhların Kaçışı, anime türünün en meşhur çalışması. Hayao Miyazaki’nin ruhların dinlenme tesisinde mahsur kalan Chihiro’nun başından geçenleri resmettiği çalışma, masalsı anlatımıyla büyük bir izleyici kitlesi edinmişti. Andrew Osmond kitabında; Japon mitolojisi, tüketim toplumu ve 2. Dünya Savaşı sonrası Japon toplumunun yaşadıkları dönüşümlerin Ruhların Kaçışı’ndaki izlerini takip ediyor.

Baba: Hiçbir Şey Eskisi Gibi Olmayacak

Francis Ford Coppola’nın Baba filmi çekildiği yetmişlerin başından itibaren, sinema anlayışını değiştiren, her coğrafyada fanatikler edinen ilk filmlerden biriydi. Yapım, estetikten ödün vermeden inanılmaz bir ticari başarı yakalamıştı. Yönetmen, Mario Puzo’nun romanını görsel bir hazineye dönüştürürken, sinema tarihine de unutulmaz bir imza atmıştı.

Jon Lewis’in kaleme aldığı kitap; kamera arkasını keşfetmek, filmin kurgu sürecinde olan bitenden haberdar olmak, Coppola ile Paramount yöneticileri arasındaki gerilim ve filmde gözden kaçan ayrıntıları öğrenmek için kaçırılmaz bir fırsat sunuyor.

  • Yedi Samuray, Joan Mellen, 140 sayfa, Alfa Kitap
  • Metropolis, Thomas Elsaesser, 140 Sayfa, Alfa Kitap
  • Gözleri Tamamen Kapalı, Michel Chion, 140 sayfa, Alfa Kitap
  • Baba, Jon Lewis, 140 sayfa, Alfa Kitap
  • Esaretin Bedeli, Mark Kermode, 140 sayfa, Alfa Kitap
  • Ucuz Roman, Dana Polan, 145 sayfa, Alfa Kitap
  • Saklı, Catherine Wheatley, 130 sayfa, Alfa Kitap
  • Ruhların Kaçışı, Andrew Osmond, 200 Sayfa Alfa Kitap

*Bu yazı Birgün Kitap Eki’nin Kasım 2015 166. sayısında yayınlanmıştır. 

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi