İnanılması güç olsa da, kaymakamlık yaptığı açıklamayla Pera Film’in Kuir Kısalar Gösterimi’ni iptal eden metinle beraber ismini hiç zikretmeden 25 Kasım Feminist Gece Yürüyüşünün de yasaklandığını açıkladı. Duyurunun yapılma biçimi itibariyle konuya dikkatinizi çekmemiz gerekiyor.

Beyoğlu Kaymakamlığı, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü vesilesiyle yıllardır Taksim’de yapılması gelenekselleşmiş yürüyüşü, Kuir Kısalar’ın iptalini duyuran kararla beraber çaktırmadan iptal etmiş bulundu. Hem Gezi Direnişi hem de OHAL sonrasında Türkiye’deki kadın hareketinin en önemli etkinlikleri olan 25 Kasım ve 8 Mart yürüyüşleri Taksim’de yapılmaya devam edilmişti. Her defasında polis Taksim Meydanı’nda hazır bekliyor olsa da, organizasyonun sorumluluğunu üstlenen feminist grupların pazarlıklarıyla iki feminist gece yürüyüşüne de geçtiğimiz yıllarda izin verildi, polis gece yürüyüşleri yapılmadan, erkeklerin içinde yer almadığı bu kitleyi dağıtmaya çalışmıyordu. Gece yürüyüşüne müdahaleyi engelleyen en önemli unsurlardan biri oldukça kalabalık bir kadın kitlesinin polis karşısında sahip olduğu imajdı. Dün yapılan, Pera Film’in Kuir Kısalar Gösterimi’nin Beyoğlu Kaymakamlığı tarafından iptal edildiği açıklaması, bu sene 25 Kasım yürüyüşüne de izin verilmeyeceği mesajını “gizlice” bünyesinde taşırken, feminist yürüyüşü “LGBTİ+ temalı” şeklinde polisin gözünde oldukça “gayrimeşru” bir sıfatın ardına saklıyor. Elbette feminist hareket bundan gocunacak değil, fakat duyurunun açık açık yapılmamasının altını çizmemiz önem taşıyor.

Yakın zamanda LGBTİ filmlerine ve etkinliklerine uygulanan sansürler, üç beş mecrada yer alsa da çok da büyük tepkiler çekmeden birbirini takip ediyordu. Alman LGBTİ Film Günleri’nin Ankara Valiliği tarafından yasaklanmasının ardından Gizem Çalışır’ın kaleme aldığı “Ankara Valiliği’nin Tüm LGBTİ Etkinliklerini Yasaklaması Ne Anlatıyor?” yazısında ODTÜ LGBTİ+ Dayanışmasının, gösterimi yasaklanan Alman LGBTİ Film Günleri’nde yer alan filmlerden ‘Romeos’u 24 Kasım Cuma izleyiciyle buluşturmayı planladığını sizlere duyurmuştuk. Dün bu gösterim ODTÜ rektörlüğü tarafından gösterimin yapılacağı amfide elektriğin kesilmesiyle engellendi. Eş zamanlı olarak Van Valiliği, Kazım Öz’ün Zer isimli filminin gösterimine, Kültür Bakanlığı’ndan destek almış bir film olmasına ve “sakıncalı” sahneler sansürlenmiş olmasına karşın izin vermedi. ODTÜ Kadın Çalışmaları Kulübü ve LGBTİ dayanışması akşam saatlerinde yaşanan gelişmeler karşısında eril şiddet ve ayrımcılığa karşı kampüste bir yürüyüş gerçekleştirdiler.

Kuir Kısalar’ın iptali zaten başlı başına büyük bir haberken, içerisine gece yürüyüşünün çaktırılmadan yedirilmiş olması karşısında kelimeler kıyafetsiz kalsa da, sessizliği kırmamız gerekiyor. Keza sessizliğin, görmezden gelmenin, alışmanın uygulamadaki karşılığının ne olduğunu tüm gerçekliğiyle gösteren olaylarla karşı karşıyayız, umuyoruz ki bu tepkisizliğin bedeli şu an öngördüğümüz kadar ağır ödenmez. Fakat LGBTİ etkinliklerine uygulanan sansürlere sessiz kalınması, bir başka mücadele alanının yitirilme ihtimalinin kapılarını aralamış olabilir.

Yasak İçinde Yasak

“Gizlice” veya “çaktırmadan” gibi sıfatlara başvurma sebebimiz bu içeriğe olan ilginizi canlandırıp merakınızı kabartmak değil, Gece Yürüyüşünün iptalinin açık açık duyurulmayıp, Kuir Kısalar etkinliğinin iptal sürecine belirli ifadeler kullanılarak yedirilmiş, yürüyüşün içeriğinin bilerek çarpıtılmış olması. Açıklamanın iptal ettiği etkinlikler “Beyoğlu ilçemizde 25.11.2017 tarihinde yapılacağı duyumu alınan ‘’25 Kasım LGBTİ+’’ temalı toplantı ve gösteri yürüyüşü ile aynı konu ile ilgili kapalı alan film ve söyleşi etkinlikleri” şeklinde tanımlanıyor. İptal edilen kısa film festivali, bu tanımın yalnızca son kısmına denk düşüyor. Etkinlikle beraber öngörülmüş bir yürüyüş yok. Yani toplantı ve gösteri yürüyüşü derken kastedilen 25 Kasım Gece Yürüyüşü. 25 Kasım’a yapılacak müdahale, birkaç ay sonra 8 Mart’a da müdahale edileceği anlamına geliyor. Kısacası bu duyuru yalnızca Pera Sineması ve KuirFest’in ortak etkinliğinin değil, Türkiye’de yaşayan kadınların en önemli ve geleneksel görünürlük çalışmasının ellerinden alındığının duyurusu. Duyurunun geri kalanında “bahse konu etkinlikler” şeklinde bir tabir kullanılıyor ki açıklamanın kapsamı kendiliğinden artsın.

Burada birkaç amaç var gibi duruyor: bunların arasında belirttiğimiz üzere polisin kitleye yönelik imajını daha saldırılması gereken bir gruba evirmek ve feminist hareketi olduğundan daha “marjinal” bir statüye sürüklemek var. Fakat aynı zamanda 25 Kasım’ın iptalini dolaylı yoldan duyurmak, oluşabilecek kamuoyunu önceden engelleyerek daha az kalabalık bir gruba daha sert bir müdahale yapılmasını mümkün kılmak anlamına da geliyor. Kuvvetle muhtemel, yürüyüşle ilgili ana akım medyada yer alacak LGBTİ bireylerin ahlaki statüsüne odaklanan içerikler şimdiden hazır edilmiş durumda.

Yavaş yavaş pişirildiğimiz bu süreç unutmayın ki önce Trans yürüyüşlerine saldırılarla başladı ve sonrasında Ramazan gerekçesiyle Onur yürüyüşlerine sıçradı. LGBTİ temalı etkinliklerin yasaklanması vesilesiyle yeterince ses çıkaramazsak sıra feminist yürüyüşlere de gelmiş, hatta LGBTİ bireylerin varlığı, kadınları da susturmak amacıyla kullanılacakmış gibi duruyor. Hatırlarsanız aynı strateji Gezi Direnişi sırasında da izlenmiş, parkı işgal eden kitleleri uzaklaştırmak ve parka saldırmak için “marjinal sol örgütler”in varlığı ön plana çıkartılmış, polis müdahalesine gerekçe olarak parktakilerin güvenliğinin tehdit altında olması gerekçe olarak gösterilmişti. Bu argümanın medyada 4-5 gün boyunca pişirilmesinin ardından polis parka müdahale etmişti, bu aşamaya gelindiğinde direnişin olumlu imajı iyi niyetli ama kandırılan gençlere indirgenerek polisin müdahalesine meşru bir zemin hazırlanmıştı.

Son olarak Gezi Direnişi’nin ardından polis müdahalesi olmadan Taksim’de gerçekleştirilmesi mümkün olan son muhalif etkinliklerin 25 Kasım ve 8 Mart gece yürüyüşleri olduğunun altını çizmeyi de ihmal etmeyelim.

O yüzden bu sene tüm kadınların 25 Kasım tek bir ağızdan “İnadına İsyan, inadına isyan, inadına özgürlük” diye bağırması önceki senelerden çok daha önemli. Unutmayın ne kadar kalabalıksak o kadar güçlüyüz. Haklarımızı yalnızca dayanışmayla ve mücadeleyle koruyabiliriz.

Görsel: Çatlak Zemin

 

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi