Sanat dünyası o kadar enteresandır ki; sanatçı bütün hayatı boyunca sürekli bir üretim halinde olsa bile, bazen kimseler tarafından fark edilemez. Yapılan işlerin gayet başarılı olmasına rağmen sanatçıların değeri kimi zaman hiç anlaşılamamakta, kimi zaman da ölümlerinden sonra anlaşılabilmektedir. Başka bir durum da kariyerleri boyunca devam ettirdikleri üretimlerden bağımsız, bambaşka bir şey ile patlamalarını yapanlardır. Alan Rickman da bu son saydığımız kategoriye cuk oturan bir isimdir. 1946 yılında Londra’da doğan Rickman, tiyatroya yıllarca emek verdikten ve bir şekilde otoritelerin takdirini kazandıktan sonra asıl patlamasını sinemada yapmıştır. Ve bu patlama da hemen olmamış, oynadığı filmlerde performansı hep beğenilse de tüm dünyada tanınması Harry Potter serisinin film uyarlamaları ile olmuştur. Tiyatroda oyuncu olarak yer almasının yanında yönetmenlik de yapan Rickman, 1997 yapımı The Winter Guest isimli film ile sinemada da ilk kez yönetmenliği denemiştir. Bugün 69 yaşında olan usta oyuncu; 18 sene sonra tekrar sinemada yönetmen koltuğuna oturmuş ve geçtiğimiz sene Küçük Karmaşa-A Little Chaos ile sanatsal üretimlerinin hiçbir zaman durmayacağını göstermiş, “Always” demiştir.

Fransa Kralı XIV. Louis, ülkesinin görkemine yakışır bir saray inşa ettirmek istemektedir. Versay bölgesinde yapımına başlanan saray için zamanın en ünlü mimarları görevlendirilmiş ve her küçük detay planlanarak inşaata başlanmıştır. Baş mimar Andre Le Notre, sarayın bahçe bölümüne eklenecek açık hava balo salonu inşaatı için Sabine De Barra isimli kadın mimarı seçmiştir. İkili arasındaki ilişki zaman içinde gelişirken, bu durum bazı üçüncü kişileri rahatsız edecektir.

Küçük Karmaşa, De Barra’nın yapmakla görevlendirildiği bahçenin ismidir. Film, bahçeyle zıt olarak o kadar düz bir şekilde anlatmış ki hikayesini, seyirci 117 dakika boyunca hikayenin farklı bir şeye evrileceğine dair bir beklenti içinde kalıyor. Ne yazık ki herhangi bir kırılma ya da dönüşüm söz konusu olmuyor ve hikaye başladığı tonda sona eriyor. Alan Rickman biraz heyecanla yola çıkmış olacak ki öyküsünü tam olarak ne üzerine oturtacağını bilememiş. Kraliyet yaşantısını, De Barra ve Le Notre arasındaki aşkı, bahçenin inşasını, ana karakterin geçmişinden gelen travmaları görüyoruz ama her biri ayrı filmlerin konusu olabilecek noktalar kısa kısa geçiliyor. Genele baktığımızda ayrıntılar, bir bütünlük oluşturamamaları ile filmi orta seviye bir işten öteye götüremiyorlar.

Alan Rickman; yönetmenliği dışında filmde XIV. Louis’i de canlandırırken, De Barra karakterine de Kate Winslet hayat veriyor. Harry Potter ve Ölüm Yadigarları 2.Bölüm’den sonra ilk defa böyle uzun uzadıya Rickman’ı izlemek bünyeye iyi gelse de ve onun, karakteristik ve çok yönlü mimiklerini özlemiş olsak da kendi yazdığı kötü senaryo hem kendisinin hem de Kate Winslet’ın oyunculuklarını yeterince sergilemelerine imkan yaratamamış. Görsel anlamda birkaç açı denemesi dışında stabil ilerleyen film, anlattığı döneme dair ince detaylara önem veren sanat yönetimi ile öne çıkıyor.

Küçük Karmaşa, sadece Severus Snape’ten ötürü bile önünde ceket ilikleyeceğimiz Alan Rickman’ın büyük sanat kariyeri içinde bir deneme olmaktan öteye geçemeyecek bir film. Sade ve dingin bir anlatım tercih ederken, gösterilen hikayeleri birbirine bağlayamamak filmin en büyük eksisi olarak dikkat çekiyor.

Sanat dünyası o kadar enteresandır ki; sanatçı bütün hayatı boyunca sürekli bir üretim halinde olsa bile, bazen kimseler tarafından fark edilemez. Yapılan işlerin gayet başarılı olmasına rağmen sanatçıların değeri kimi zaman hiç anlaşılamamakta, kimi zaman da ölümlerinden sonra anlaşılabilmektedir. Başka bir durum da kariyerleri boyunca devam ettirdikleri üretimlerden bağımsız, bambaşka bir şey ile patlamalarını yapanlardır. Alan Rickman da bu son saydığımız kategoriye cuk oturan bir isimdir. 1946 yılında Londra’da doğan Rickman, tiyatroya yıllarca emek verdikten ve bir şekilde otoritelerin takdirini kazandıktan sonra asıl patlamasını sinemada yapmıştır. Ve bu patlama da hemen olmamış, oynadığı filmlerde performansı hep beğenilse de tüm dünyada tanınması Harry Potter serisinin film uyarlamaları ile olmuştur. Tiyatroda oyuncu olarak yer almasının yanında yönetmenlik de yapan Rickman, 1997 yapımı The Winter Guest isimli film ile sinemada da ilk kez yönetmenliği denemiştir. Bugün 69 yaşında olan usta oyuncu; 18 sene sonra tekrar sinemada yönetmen koltuğuna oturmuş ve geçtiğimiz sene Küçük Karmaşa-A Little Chaos ile sanatsal üretimlerinin hiçbir zaman durmayacağını göstermiş, “Always” demiştir. Fransa Kralı XIV. Louis, ülkesinin görkemine yakışır bir saray inşa ettirmek istemektedir. Versay bölgesinde yapımına başlanan saray için zamanın en ünlü mimarları görevlendirilmiş ve her küçük detay planlanarak inşaata başlanmıştır. Baş mimar Andre Le Notre, sarayın bahçe bölümüne eklenecek açık hava balo salonu inşaatı için Sabine De Barra isimli kadın mimarı seçmiştir. İkili arasındaki ilişki zaman içinde gelişirken, bu durum bazı üçüncü kişileri rahatsız edecektir. Küçük Karmaşa, De Barra’nın yapmakla görevlendirildiği bahçenin ismidir. Film, bahçeyle zıt olarak o kadar düz bir şekilde anlatmış ki hikayesini, seyirci 117 dakika boyunca hikayenin farklı bir şeye evrileceğine dair bir beklenti içinde kalıyor. Ne yazık ki herhangi bir kırılma ya da dönüşüm söz konusu olmuyor ve hikaye başladığı tonda sona eriyor. Alan Rickman biraz heyecanla yola çıkmış olacak ki öyküsünü tam olarak ne üzerine oturtacağını bilememiş. Kraliyet yaşantısını, De Barra ve Le Notre arasındaki aşkı, bahçenin inşasını, ana karakterin geçmişinden gelen travmaları görüyoruz ama her biri ayrı filmlerin konusu olabilecek noktalar kısa kısa geçiliyor. Genele baktığımızda ayrıntılar, bir bütünlük oluşturamamaları ile filmi orta seviye bir işten öteye götüremiyorlar. Alan Rickman; yönetmenliği dışında filmde XIV. Louis’i de canlandırırken, De Barra karakterine de Kate Winslet hayat veriyor. Harry Potter ve Ölüm Yadigarları 2.Bölüm’den sonra ilk defa böyle uzun uzadıya Rickman’ı izlemek bünyeye iyi gelse de ve onun, karakteristik ve çok yönlü mimiklerini özlemiş olsak da kendi yazdığı kötü senaryo hem kendisinin hem de Kate Winslet’ın oyunculuklarını yeterince sergilemelerine imkan yaratamamış. Görsel anlamda birkaç açı denemesi dışında stabil ilerleyen film, anlattığı döneme dair ince detaylara önem veren sanat yönetimi ile öne çıkıyor. Küçük Karmaşa, sadece Severus Snape’ten ötürü bile önünde ceket ilikleyeceğimiz Alan Rickman’ın büyük sanat kariyeri içinde bir deneme olmaktan öteye geçemeyecek bir film. Sade ve dingin bir anlatım tercih ederken, gösterilen hikayeleri birbirine bağlayamamak filmin en büyük eksisi olarak dikkat çekiyor.

Yazar Puanı

Puan - 60%

60%

Küçük Karmaşa, sadece Severus Snape’ten ötürü bile önünde ceket ilikleyeceğimiz Alan Rickman’ın büyük sanat kariyeri içinde bir deneme olmaktan öteye geçemeyecek bir film.

Kullanıcı Puanları: İlk sen puanla!
60
Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi