Array ( [0] => 9 [1] => 38 [2] => 7467 [3] => 10 [4] => 832 [5] => 11 [6] => 1237 [7] => 1875 [8] => 1125 [9] => 15422 [10] => 12794 [11] => 13 [12] => 708 [13] => 7468 [14] => 14 [15] => 208 [16] => 15421 [17] => 1859 [18] => 15423 ) test Array ( [0] => 11 [1] => 2692 ) test Array ( [0] => Array ( [name] => Dram [link] => http://www.filmloverss.com/kategori/turler/dram/ ) )
Küçük Gariban Bashu
Bashu, gharibeye koochak
1989 - Bahram Beizai
120
İran
Senaryo Bahram Beizai
Oyuncular Susan Taslimi, Parvis Pourhosseini, Adnan Afravian
Melek Yeşilyurt
Küçük Gariban Bashu temel olarak savaşın İran’da yarattığı insani yıkımı ve sonrasındaki toparlanma çabalarını Bashu isimli küçük bir çocuğun hikâyesi üzerinden, imgesel bir şekilde anlatır.

Küçük Gariban Bashu

Küçük Gariban Bashu (Bashu, Gharibeye Koochak), yönetmenliğini Behram Beyzai’nin üstlendiği 1989 İran yapımı bir film. Film, 1980 – 1988 yıllarında arasında gerçekleşen İran – Irak savaşının hemen sonrasında çekilir. Küçük Gariban Bashu; temel olarak savaşın İran’da yarattığı insani yıkımı ve sonrasındaki toparlanma çabalarını Bashu isimli küçük bir çocuğun hikâyesi üzerinden, imgesel bir şekilde anlatır. Beyzai, bu sebeple filmin açılış sahnesi dışında savaşa dair neredeyse hiçbir açık göndermede bulunmaz. Fakat açılış yazılarının arka planında akan uçak resimleri; bu resimlere eşlik eden biraz kaotik, biraz mistik ve birbirinden farklı seslere yer veren ağıtvari bir müzik, daha ilk sahnede gösterilen aralıksız bombardıman ile filmin bu büyük savaşla olan ilgisini yeterince açık bir şekilde ortaya koyar.

Filmin ilk sahnesinde patlayan bombalar, yıkılan evler arasında üç çarpıcı görüntü dikkat çekiyor. Çöken bir evin altında kalan bir adam, alev almış çarşafı ile oradan oraya savrulan bir kadın ve dumanlar arasında kaybolan küçük bir kız çocuğu… Filmin ilerleyen sahnelerinde bu üç kişinin Bashu’nun ailesi olduğunu ve bombardımanda hepsinin hayatını kaybettiğini öğreniriz. Ailenin yok olan fertlerinin imgeleri film boyunca Bashu’yu takip eder. Ürkütücüdürler ve izleyiciyi sarsarak savaşın gerçekliğini hatırlatırlar durmadan. Toz duman içinde yolunu bulmaya çalışan yıkık dökük kamyon ise bombardımandan kaçıp mısır tarlasına saklanan Bashu’yu yeni bir hayata taşır.

İran’ın güneyindeki bulunan köyünün savaş cehennemine dönmesi ile ilk gördüğü kamyonun arkasına atlayıp hiç bilmediği, dilini bile anlamadığı, kendi köyüne hiç benzemeyen bir köye gelir Bashu. Geldiği yerin İran olup olmadığından bile emin değildir. Ama savaşın travmalarını da beraberinde getirir. Öyle ki tünel yapımı için patlatılan dinamiti de bomba sanır ve ölümün gölgesinden hayata kaçmaya başlar. Kaçtığı yerde ise Naii ile karşılaşır. Naii, ilk başta uzak durur Bashu’dan, hatta korkar biraz. Çünkü Bashu farklıdır onlardan, siyahtır, başka bir dilde konuşur. Yabancıyı, bilinmeyeni temsil eder. İki çocuğu ile birlikte yaşayan Naii ise kendi halinde bir kadındır. Uzağında durur köydeki diğer insanların. Fakat doğayla, hayvanlarla farklı, mistik bir ilişki içindedir. Yaşamı, anneliği, yuvayı temsil eder. Korksa da Bashu’dan, daha ilk günden yiyecek ve başını sokacak bir çatı sunar ona.

Köylü ise Naii kadar iyi niyetli yaklaşmaz Bashu’ya. Onlar için “kömür parçası”sıdır Bashu. Hem Bashu’yu hem de Bashu’ya sahip çıktığı için Naii’yi dışlarlar. “Kömür parçası”nı evine aldığı için de, pazar yerinde sahip çıkmadığı için de suçludur Naii onlara göre. Aynı şekilde onu karşılıksız beslediği için de, çalıştırdığı için de suçludur yine. Bu düşmanca tutumda kocası yanında olmayan, tek başına bir kadın olmasının da etkisi vardır elbette. Naii ise direnir tüm bunlara, kendi yöntemleri ile mücadele verir köylülere karşı. Kâh evinden kovar köylüleri, kâh Bashu’yu sabunla beyazlatmaya çalışarak onlardan biri haline getirmeye çalışır. Uzakta çalışan kocası da istemez Bashu’yu. Naii kocasına karşı da mücadele verir. Kocası istemedi diye evden göndermez; aksine sonuna kadar kavgasını verir. Naii, aynı ülke içinde ama birbirinden bir haber yaşayan; kendi gibi olmayanı içinde barındırmayan bu topluluğu birleştirmeye çalışan kişidir bir yerde. Bu imge Bashu’nun, köyün çocuklarından dayak yedikten sonra yere düşen ders kitabını alıp “İran bizim ülkemiz; biz İran’ın çocuklarıyız” cümlelerini okumaya başlaması ve bunun üzerine diğer çocuklarla barışması ile de örtüşür. Savaşın ertesinde, farklılıklara rağmen bir aradalık mesajı verilir.

Naii ve Bashu karşılaştıkları birçok sorunun üstesinden bir şekilde gelirler. Fakat en zoru aşılmamıştır daha. Bashu’nun kendi evinde kaldığını diğer köylülerden öğrenen Naii’nin kocası çıkar gelir günün birinde. Çalıştığı zorlu işte bir kolunu bırakıp öyle gelmiştir ama. Bu da ayrı bir zorluk demektir geçim kavgasında. Naii’nin kocasına göre Bashu onlarla kalması daha güçleştirecektir durumu. Naii pes etmez yine. Bashu’nun ailesinin yokluğu ile Naii’nin kocasının kaybettiği kolu bir duygudaşlık yaratır ikisi arasında. Çocuğun evde kalmasına ilk başta şiddetle karşı çıkan koca, yüz yüze gelince indirir gardını. Yeni bir aile vardır artık ortada. Savaşın, İran’daki zorlu yaşamın hırpaladığı bu insanlar birbirlerine yaralarından bağlanırlar. Zorluklarla baş edebilmek için hep birlikte mücadele verirler; hayatta kalabilmek için hayata karşı.



MAİLİNİZ VAR
Sinema dünyasından son haberlere herkesten önce
ulaşmak için mail listemize üye olabilirsiniz.
Üye Ol