Dizilerin yıllar boyunca devam ettiği, hikayenin ve karakterlerin nice dönüşümler geçirdiği ağdalı yapımların içinde kaybolduğumuz günlerde iki sezonluk bir İngiliz dizisi olan Utopia bütün hikayesini toplamda 12 bölümde giriş, gelişme ve belki de mecburi bir sonuçla anlatmayı başarıyor. Mecburi, çünkü 2. Sezondan sonra tüm izleyiciler dört gözle dizinin devamını beklerken 3. Sezonun iptali gündeme geldi. Channel 4’da yayınlanan Utopia, Black Mirror’la birlikte son yılların en güçlü İngiliz dramalarından biri olarak görülebilir. 2. Sezonla birlikte sona ereceği açıklanan Utopia’nın Amerikan versiyonunu David Fincher, ses getiren son filmi Gone Girl’ün yazarı Gillian Flynn ile çalışarak çekmeye hazırlanıyor.

Dennis Kelly imzalı Utopia, The Utopia Experiments adlı çizgi romanın fanları olan Becky, Ian, Wilson, Grant ve Bejan bir internet sitesinde bilgi paylaşımında bulunurlar. Bejan’ın diğer scriptin elinde olduğunu ve internet üzerinden tanıdığı arkadaşlarıyla tanışıp bunu paylaşmak istemesi üzerine olaylar karışır.

 

Where is Jessica Hyde?

Dizide sık sık duyduğumuz “Where is Jessica Hyde?” sorusu olayların Jessica üzerinde kilitlendiği yorumunu yapmamıza sebep oluyor. Nitekim, olayın çözümünde kilit rol oynayan Jessica’nın ne kadar katmanlı bir karakter olduğu ilerleyen günlerde ortaya çıkıyor. Aslında kurgulanan bütün karakterler oldukça katmanlı ve her bölümde onların biraz daha soyunmalarını izliyoruz. Bir katille empati kurdurabilen dizi izleyicinin algılarıyla oynayabiliyor.  Bir bölümde nefret edilen bir karaktere diğer bölümde sempati duyabilen seyirci, bu sayede etik kavramı üzerine sorgulama yapma imkanı bulurken, olayların neliği ve niteliğinin de ne kadar değişken olabileceği Where is Jessica Hyde sorusu gibi, sık sık izleyicinin yüzüne vuruluyor : “Kötülük nedir?”

Konusu itibarı ile izleyiciyi oldukça ikilemde bırakan dizi, aslında net seçenekler sunuyor. Bu netliğin çekim teknikleri, yatay ya da dikey ikiye bölünmüş landscapeler ve saturasyonu yoğun oldukça net renk seçimleri bu netliği destekleyen unsurlardan birkaçı olarak değerlendirilebilir. Diziyi izleyenlerin aklında Utopia sarısı olarak kalabilecek yoğunlukta kullanılan sarı rengini, yeşil ve maviler destekliyor. Renklerin bu denli göz alıcılığının çizgi romandan yola çıkan bir hikayenin anlatımında öne çıkması oldukça tutarlı denilebilir.

utoc3ada-landscape

Tanrıcılık Oynamak ve Biyoetik

Dizi hakkında verilebilecek birçok bilginin spoiler olması sebebiyle konu anlatımının zorlaşması söz konusu olsa da, Utopia çizgi roman etrafında toplanan dört arkadaşın, aslında oldukça büyük bir planın ortasında kalmalarının hikayesi olarak toparlanabilir. Bir bilim insanı olan Philip Carvel’ın projesi Janus, bir gen seçilimi yapıp bu geni koruyabilen ancak diğer tüm insanlığı kısırlaştıran, üremesini engelleyen bir projedir. Bu projenin amacı, dünya üzerinde dünyanın kaynaklarının karşılayabileceğinden de fazla üremeye başlayan ve bu yüzden savaşlar, kıtlıklar yaşayacağı öngörülen insanlık için “tanrıcılık oynayarak” üremeyi durdurmak, seçilen gene sahip insanların üremesi sağlanarak, dünyada var olan insan popülasyonunu azaltmak ve dünyayı eski dengesine kavuşturmak olarak özetlenebilir. Makro bir bakış açısıyla, dünyanın iyiliğini düşünerek evet denilebilecek bu biyoetik soru, mikro bir bakış açısıyla, tek tek bireylerin hayatları ve üreyebilme hakları düşünüldüğünde hala aynı kararlılıkla cevaplanabilir mi? Bu tanrı rolü ve gen seçebilme hakkı bir kişinin ellerine bırakılabilir mi? Bu gen seçimi aslında hayal edilebilecek en büyük soykırım değil mi? Bu soruların cevapları, izleyicilerin hayat görüşlerine, ideolojilerine ve deneyimlerine kalmış, ancak ne olursa olsun izleyiciye bir tarafla tam bir özdeşleşme imkanı tanımayan dizi, izleyicinin iyi-kötü tanımını rahatlıkla yapabilmesini engelliyor.

Kötülüğün Şeffaflığı ve Şiddetin Estetiği

Kötülük her ne kadar genelgeçer bir kavram olarak görülse de, oldukça değişken ve şeffaf bir kavram olarak da değerlendirilmelidir. Bir kişiye göre kötü olanın, yüzlerce kişinin hayatını kurtarabilmesi ihtimali gibi, kötülüğün tek bir koşul altında değerlendirilip mutlak sonuca ulaşılacağının düşünülmesi rasyonel bir bakış açısı değildir. Utopia, bu sorguyu yaptırabilen karakter kullanımıyla oldukça dikkatli izlenmesi gereken bir dizi. Arby olarak tanıdığımız hissiz bir katil olan Pietre, hırıltılı sesi, nefes alışı, donuk bakışlarını tamamlayan yavaş ve hissiz konuşmasıyla tam bir sosyopat profili çizer, ancak Pietre izleyiciyi şaşırtacak bir arka plana sahiptir ve izleyicinin Pietre’nin yaptıklarına hak verdiği an, “kötülüğün ne olduğu” sorgulamasının başladığı andır.

utopia-filmloverss2

Yoğun şiddet sahneleri içeren Utopia, şiddetin bile estetik olabileceğini kanıtlayan görüntülere sahip. Duvardan akan kana ya da yavaşça kesilen bir boğaza hayranlıkla bakarken kendinizi yakalarsanız bundan ürkmeyin, Utopia gerçekten de şiddetin estetiğinin olabileceğine sizi ikna edecek.

Ütopya/Distopya

Utopia, bir distopyanın ütopyası olarak değerlendirilebilir mi? Yoksa içinde tamamen günümüze dair bir eleştiri mi barındırıyor? Kuş gribi/domuz gribi gibi salgınlar dizideki Rus gribi gibi üretilen bir projenin parçaları olabilir mi? Komplo teorileri sevenler, özellikle dizinin 3. Sezonunun iptal edilmesiyle, dizinin anlattıklarının gerçekleri gözler önüne serdiğine daha da inanmış görünüyorlar. Sizce, yalnızca seçilen genin üreyebildiği ve geri kalan herkesin kısırlaşacağı bir dünya hayali bir ütopya mıdır yoksa distopya mı?

– Biz de tatile gidiyoruz, Güney Fransa’ya.

– Harika

– Otobüsle gitmek için uzun yol.
– Biliyorum
– Sadece, çevreyi düşünüyorum
– Evet, hepimiz bunu düşünmeliyiz. Kulağa bir aptal gibi gelmek istemem ama hepimizin bir sorumluluğu olduğunu düşünüyorum.
– Tabii, haklısınız. Hepimizin var.
– O zaman neden çocuk yaptınız?
– Pardon?
– Hiçbir şey karbonu birinci sırada, insanoğlu gibi kullanmaz. Yine de bir tane yarattınız. Niye? Bunu niye yaptınız? Yaşamı boyunca 515 ton karbon üretecek. 40 kamyon eder. Ona sahip olmak neredeyse Paris’e 6500 uçuşa eş değer bir şey. Yılda 90 kere uçabilirsiniz, gidiş ve dönüş. Neredeyse hayatınızın her haftasında. Yine de onun doğumunun gezegene verdiği etkinin aynısı olmaz.
– Evet, ama sanmıyorum ki…
– Böcek ilaçları, deterjanlar yüksek miktarda plastikler, onu sıcak tutmak için kullanılan nükleer yakıtlar… Onun doğumu bencilce bir davranıştı. Acımasızcaydı. Diğerlerinin acı çekmesine neden oldunuz. Aslında ne olduğunu önemsiyor olsanız onun boğazını şuracıkta kesersiniz.
İyi seyirler

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi