1920’lerde A.B.D’de sinemanın yaygınlaşmasına katkıda bulunan birçok komedyen tüm dünyayı etkilemeyi başaracak komedi filmleri çekti. Charlie Chaplin, Buster Keaton ve Harold Lloyd gibi isimler Amerikan sinemasının öncülerinden olurken, Amerikanların kendilerine has mizah anlayışının gelişmesine öncülük ettiler. Sadece komedi yapmayan bu isimler; politik alt metinleriyle dönemin birçok sorununa -savaş, işçi hakları vs- filmlerinde yer verdiler. 1960’lara geldiğimizde Woody Allen ve Mel Brooks gibi isimler hem komedi anlayışını değiştirdiler hem de komedinin sinemadaki yerine dair önemli adımlar attılar. Mel Brooks parodi filmlerle “Scary Movie” gibi 2000’lerde yeniden popüler hale gelen komedi filmlerine öncülük ederken, Woody Allen bugün hala popülerliğini koruyan kendine has uslubuyla yeni filmlere imza atmaya devam ediyor. Lakin, enerjisi bitmek tükenmek bilmeyen Allen her yıla yeni bir film sığdırıyor olsa da Amerikanların mizah anlayışı her yeni jenerasyon ile değişmeye devam ediyor. Daha birkaç yıla kadar Amerikanların en sevdiği isimlerin başında Will Ferrell, Adam Sandler gibi isimler yer alırken, kısa sürede bu isimler bayrağı Seth Rogen ve tayfasına devretmiş gibi gözüküyor.

Andrew Jay Cohen ve Brendan O’Brien’ın yazdığı, Nicholas Stoller’in yönettiği 2014 yapımı Kötü Komşular – Neighbors iyi formülize edilmiş, yeni kuşak Amerikan seyircisinin ne istediğini bilen ve vadettiğini seyircisine sunan bir komedi filmiydi. İlk çocukları dünyaya gelen evli genç bir çiftin, düzenlediği akıl almaz partileriyle tanınan öğrenci topluluğu ile komşu olması sonrası yaşanan olayları konu alan film, zaman zaman Amerikan toplumunun aile yapısı ve üniversite öğrencilerinin iş-hayat kaygısı hakkında mesaj verme misyonu üstlense de, zihinlere yer eden birkaç sahneyle son yılların en eğlenceli yapımlarından biri olarak dikkat çekmişti. Tam olarak ilk filmin kaldığı yerden devam eden Kötü Komşular 2’de, Mac (Seth Rogen) ve Kelly Radner (Rose Bryne) ikinci bebeklerini beklemektedir ve çok da iyi anıları bulunmayan evlerinden taşınmaya karar verirler. Fakat, evlerini satmadan hemen önce mahallelerine -ilk filmdeki eve- Teddy ve kardeşlerinin pabucunu dama atacak bir kız öğrenci topluluğu taşınır. Evlerini satabilmek için 30 günlük sürece ihtiyacı olan Radner çifti, kızları durdurmalıdır fakat kızların akıl hocası Radner çiftinin yakından tanıdığı bir isimdir; Teddy Sanders (Zac Efron).

“There’s no such thing as reverse sexism, Mr. White Man.”

İlk filmin senaryosunu kaleme alan Andrew Jay Cohen ve Brendan O’Brien’a bu kez Nicholas Stoller, Evan Goldberg ile Seth Rogen de eklenmiş. Bu beş adam, birçok kez birlikte çalışan isimler. Birlikte ya da ayrı ayrı, This is The End, Superbad, Get Him to the Greek gibi 2000 sonrası çekilen birçok başarılı komedi filminin arkasında olan isimler. Filmlerinde genel olarak cinsiyetçi, homofobik ve ırkçı söylemleri mizah aracı olarak kullanan bu isimler, Kötü Komşular 2’de Amerikan toplumunun daha duyarlı olmaya başladığı, yasalarla da hak ve özgürlükleri desteklediği dönemde, bu konularda daha dikkatli davranıp, taraf değiştirmeyi tercih ediyorlar. Beş erkeğin bir araya gelerek oluşturduğu senaryonun tam anlamıyla feminist olmasını beklemek hayalcilik olur ancak bu konuda gayret gösterdikleri açık. Kadınların haklarını korumak için, geç de olsa üniversiteye girişi ile birlikte düzene karşı durmaya başlaması gerektiğinin altını çizen film, kullanılan seksist kelimelerin dilimize ne kadar yerleştiğini mizahi bir dille yansıtıyor. Bugüne kadar Amerikan komedilerinde güldürü unsuru olarak kullanılan bu kelimeler, Kötü Komşular 2’de insanın kendisiyle dalga geçilecek durumda acizleştiğini göstermek amacıyla diyaloglara yediriliyor.

Kötü Komşular 2: Kardeş Olmak ya da Olmamak

2014 yılında vizyona giren ilk film ile kıyaslayacak olursak daha az güldüren ve güldürdüğü sahnelerde gücünü ilk filmden alan bir yapımdan bahsedebiliriz. Özellikle ilk filmin mizahi açıdan en güçlü bölümü olan hava yastığı ile intikam alınan sahneler, bu filmin de en önemli kozu oluyor. Bu sebeple normal şartlarda, amacı keyifli bir 90 dakika geçirtmek olan bu filmi izlerken ilk filmi izlemiş olmak zorunluluk sayılmaz ancak Kötü Komşular 2’den keyif alabilmek için ilk filmi izlemiş olmak önemli bir avantaj sağlıyor. Radner çifti ve arasındaki ilişki, özetle genç yaşta ebeveyn olmak durumu Kötü Komşular 2’de de ilk filmde olduğu gibi önemli bir yer kaplıyor. Filmin vermek istediği mesajlardan biri olan “kardeş olmak” ise ilk filmde olduğu gibi son derece havada kalıyor. Seyirci karakterler arasında ne herhangi bir duygusal bağ kurulabiliyor ne de karakterlerin arasındaki ilişki ciddiye alabiliyor. Bu konuda, Seth Rogen’in yarattığı ve bir oyuncak ayı ile insan üzerinden kardeşlik ilişkisi kuran yeni dönem Amerikan komedilerinden Ted’in sadece bu konu göz önüne alındığında daha başarılı ve iyi bir örnek olduğunu düşünüyorum.

Filmin oyuncu kadrosu büyük ölçüde korunmuş. Zac Efron, Seth Rogen ikilisi filmin başrollerini paylaşırken ilk filmde önemli bir rolü olan Dave Franco’nun süresi azaltılmış yerine yeni kulübün kurucusu Chloe Grace Moretz eklenmiş. Burada Seth Rogen’e ayrı bir parantez açmak istiyorum. 40 Yıllık Bekar ile büyük sükse yapan Judd Apatow’un yazıp yönettiği 2007 yapımı Kaza Kurşunu’nun Seth Rogen’in kariyerinde oldukça önemli bir yere sahip olduğunu belirtmek gerekiyor. Rogen, bu filmle birlikte kariyerinde yükselişe geçerken, sadece oyunculuğuyla değil yeni jenerasyon komedyenler arasında kuvvetli kalemiyle de sıyrıldığını düşünüyorum. Özellikle, Türkiye’de ne kadar sevilip sevilmediği veya yapmaya çalıştığı mizahın bize ne kadar geçtiği konusunda sıkıntılarım olsa da, her geçen gün kendisini geliştirdiği, hem oyunculuk hem de senarist kimliğiyle başarılı projelere imza attığını söylemek gerekiyor. Üstelik yukarıda isimlerini çokça saydığım, genelde aynı isimlerin yönetmen koltuğunda oturduğu, hem beraber yazan hem de birlikte rol alan bu jenerasyonun Woody Allen tadı barındıran filmleri, çağa ayak uydurarak yeni bir akım yaratıyor diyebilirim.

Özetle, Kötü Komşular 2 ilk filmde olduğu kadar güldürmeyi başaramıyor belki ama devam filmlerinin yarattığı alışıldık hayal kırıklığını da yaratmıyor. Bu koşullar altında Kötü Komşular’ın iyi bir seri olduğunu ve devam edebileceğini düşünüyorum.

1920’lerde A.B.D’de sinemanın yaygınlaşmasına katkıda bulunan birçok komedyen tüm dünyayı etkilemeyi başaracak komedi filmleri çekti. Charlie Chaplin, Buster Keaton ve Harold Lloyd gibi isimler Amerikan sinemasının öncülerinden olurken, Amerikanların kendilerine has mizah anlayışının gelişmesine öncülük ettiler. Sadece komedi yapmayan bu isimler; politik alt metinleriyle dönemin birçok sorununa -savaş, işçi hakları vs- filmlerinde yer verdiler. 1960’lara geldiğimizde Woody Allen ve Mel Brooks gibi isimler hem komedi anlayışını değiştirdiler hem de komedinin sinemadaki yerine dair önemli adımlar attılar. Mel Brooks parodi filmlerle “Scary Movie” gibi 2000’lerde yeniden popüler hale gelen komedi filmlerine öncülük ederken, Woody Allen bugün hala popülerliğini koruyan kendine has uslubuyla yeni filmlere imza atmaya devam ediyor. Lakin, enerjisi bitmek tükenmek bilmeyen Allen her yıla yeni bir film sığdırıyor olsa da Amerikanların mizah anlayışı her yeni jenerasyon ile değişmeye devam ediyor. Daha birkaç yıla kadar Amerikanların en sevdiği isimlerin başında Will Ferrell, Adam Sandler gibi isimler yer alırken, kısa sürede bu isimler bayrağı Seth Rogen ve tayfasına devretmiş gibi gözüküyor. Andrew Jay Cohen ve Brendan O’Brien’ın yazdığı, Nicholas Stoller’in yönettiği 2014 yapımı Kötü Komşular - Neighbors iyi formülize edilmiş, yeni kuşak Amerikan seyircisinin ne istediğini bilen ve vadettiğini seyircisine sunan bir komedi filmiydi. İlk çocukları dünyaya gelen evli genç bir çiftin, düzenlediği akıl almaz partileriyle tanınan öğrenci topluluğu ile komşu olması sonrası yaşanan olayları konu alan film, zaman zaman Amerikan toplumunun aile yapısı ve üniversite öğrencilerinin iş-hayat kaygısı hakkında mesaj verme misyonu üstlense de, zihinlere yer eden birkaç sahneyle son yılların en eğlenceli yapımlarından biri olarak dikkat çekmişti. Tam olarak ilk filmin kaldığı yerden devam eden Kötü Komşular 2’de, Mac (Seth Rogen) ve Kelly Radner (Rose Bryne) ikinci bebeklerini beklemektedir ve çok da iyi anıları bulunmayan evlerinden taşınmaya karar verirler. Fakat, evlerini satmadan hemen önce mahallelerine -ilk filmdeki eve- Teddy ve kardeşlerinin pabucunu dama atacak bir kız öğrenci topluluğu taşınır. Evlerini satabilmek için 30 günlük sürece ihtiyacı olan Radner çifti, kızları durdurmalıdır fakat kızların akıl hocası Radner çiftinin yakından tanıdığı bir isimdir; Teddy Sanders (Zac Efron). “There’s no such thing as reverse sexism, Mr. White Man.” İlk filmin senaryosunu kaleme alan Andrew Jay Cohen ve Brendan O’Brien'a bu kez Nicholas Stoller, Evan Goldberg ile Seth Rogen de eklenmiş. Bu beş adam, birçok kez birlikte çalışan isimler. Birlikte ya da ayrı ayrı, This is The End, Superbad, Get Him to the Greek gibi 2000 sonrası çekilen birçok başarılı komedi filminin arkasında olan isimler. Filmlerinde genel olarak cinsiyetçi, homofobik ve ırkçı söylemleri mizah aracı olarak kullanan bu isimler, Kötü Komşular 2’de Amerikan toplumunun daha duyarlı olmaya başladığı, yasalarla da hak ve özgürlükleri desteklediği dönemde, bu konularda daha dikkatli davranıp, taraf değiştirmeyi tercih ediyorlar. Beş erkeğin bir araya gelerek oluşturduğu senaryonun tam anlamıyla feminist olmasını beklemek hayalcilik olur ancak bu konuda gayret gösterdikleri açık. Kadınların haklarını korumak için, geç de olsa üniversiteye girişi ile birlikte düzene karşı durmaya başlaması gerektiğinin altını çizen film, kullanılan seksist kelimelerin dilimize ne kadar yerleştiğini mizahi bir dille yansıtıyor. Bugüne kadar Amerikan komedilerinde güldürü unsuru olarak kullanılan bu kelimeler, Kötü Komşular 2’de insanın kendisiyle dalga geçilecek durumda acizleştiğini göstermek amacıyla diyaloglara…

Yazar Puanı

puan - 61%

61%

Kötü Komşular 2 ilk filmde olduğu kadar güldürmeyi başaramıyor belki ama devam filmlerinin yarattığı alışıldık hayal kırıklığını da yaratmıyor. Bu koşullar altında Kötü Komşular'ın iyi bir seri olduğunu ve devam edebileceğini düşünüyorum.

Kullanıcı Puanları: 3.35 ( 2 votes)
61
Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi