Yıllardır haberlerini duyduğumuz ve beklediğimiz Kötü Kedi Şerafettin, sonunda beyazperdedeki yerini aldı. Uzun süren titiz çalışmaların sonucunda kaliteli bir ürünün ortaya çıktığı net biçimde görülüyor. Umarım, animasyon sineması dahilinde henüz iyi örnekler veremeyişimiz Kötü Kedi Şerafettin ile son bulur.

Cihangir’e köpek sokmayan Kötü Kedi Şerafettin’in (Şero) sıradan bir Mart gününe ortak olduğumuz filmde, Şero ve ortakları Martı Rıfkı ile Fare Rıza terasta mangal keyfi yapmak isterler. Yiyecek ve içecek bulma telaşına girdiklerinde ise işler ters gider.

Karakterleri seslendirenler arasında Uğur Yücel, Demet Evgar, Güven Kıraç ve Ayşen Gruda gibi isimler yer alıyor. Karakterleri seslendiren sanatçıların filmin geneline yayılan başarılı çalışmaları karakterlerin beyazperdeye uyumu açısında hayati önem taşıyor. Her bir isim üstüne düşen görevi yerine getirmesini bilmiş. Aralarındaki uyumla birlikte filmi yukarı çeken bu isimler filmin başarısını daha da göz önünde kılıyor.

Ayşe Ünal ve Mehmet Kurtuluş’un yönetmen koltuğunda oturduğu filmin özgün senaryosu ise Şero’nun yaratıcısı Bülent Üstün ile birlikte Levent Kazak tarafından ele alınıyor. Filmin baş kahramanları olan Şero, Rıfkı ve Rıza üçlüsünün diyalogları ile ilişkileri tam hayal ettiğimiz ve beklediğimiz gibi karşımıza çıkıyor. Öte yandan Şero’nun sahibi olan Tonguç ile birlikte yan karakterlerin varlığı da filmin dengesine gayet iyi oturuyor. Yan karakterler filmin hikayesini zenginleştirirken, mizahi olarak da güçlendiriyor. Zamanında karikatürleri takip etmiş izleyicileri rahatlıkla doyurabilecek detaylar olduğunu da eklemekte fayda var. Ancak, Bülent Üstün’ün daha önceden yazdığı hikayelerden bağımsız olarak yazılan senaryo bazı yerlerde kendi tekrar ediyor. Filmin başında, işleyen bir matematik üstüne kurulan ve tıkır tıkır ilerleyen olay örgüsü, girdiği tekrar döngüsüyle sekteye uğruyor. Fakat, filmin genel yapısı ele alınacak olduğunda başarılı yanlarının ağır bastığını rahatlıkla söyleyebiliriz.

Kötü Kedi Şerafettin: Yerli Animasyonların Mihenk Taşı

Her şey bir yana, Kötü Kedi Şerafettin mizahi açıdan hayalkırıklığı yaratmıyor. Yalnızca belli klişelerle mizahi ağırlık oluşturmak yerine, durum komedileriyle süslü zengin mizahi yapısı oldukça eğlenceli anlar vadediyor. Bülent Üstün’ün Levent Kazak’la iyi bir denge tutturması, Şerafettin’i bu denli özel kılan özelliklerin silinip gitmemesini başarıyla sağlamış. Şerafettin’i Şerafettin yapan özellikler olması gereken ağırlıkta işleniyor. Filmin hızlı temposu ve gürültüsü yer yer öne çıksa da, mizahi kalitesiyle yormayan bir seyir kalitesi oluşuyor.

Geçen yıl vizyona giren yerli animasyon filmi Evliya Çelebi: Ölümsüzlük Suyu gibi örneklere kıyasla, Kötü Kedi Şerafettin’in fazlasıyla önde olduğu apaçık bir gerçek. Gerek 3D animasyonların kalitesi, gerek iyi yazılmış hikayesi ve mizah gücüyle yapılmış en iyi yerli animasyon filmi olabilir. Bu alanda uluslararası standartlardan da pek geri kalmadığını rahatlıkla söyleyebiliriz. Özellikle İstanbul’u resmederken şehrin detaylarına bağlı kalınması ve birçok ayrıntıyla süslenmesi titiz işçiliğin net bir örneği olarak karşımıza çıkıyor. Kötü Kedi Şerafettin’in yaklaşık iki yıla yayılan yapım sürecinin de bu detaycı çalışmada önemli etkisi olsa da, yerli stüdyoların yapabilecekleri konusunda önemli bir fikir oluşturuyor.

Bu haftadan itibaren yerli animasyon sinemamızın mihenk taşı olabilecek bir örneğe sahibiz. Kötü Kedi Şerafettin mizahi özelliklerini akıcı ve eğlenceli bir senaryoyla besleyen başarılı bir animasyon örneği. Animasyonların kalitesi ve detaycı çalışma, başarılı seslendirmelerle bir araya gelince ortaya dünya standartlarına yetişen bir film çıkmış.

Yıllardır haberlerini duyduğumuz ve beklediğimiz Kötü Kedi Şerafettin, sonunda beyazperdedeki yerini aldı. Uzun süren titiz çalışmaların sonucunda kaliteli bir ürünün ortaya çıktığı net biçimde görülüyor. Umarım, animasyon sineması dahilinde henüz iyi örnekler veremeyişimiz Kötü Kedi Şerafettin ile son bulur. Cihangir’e köpek sokmayan Kötü Kedi Şerafettin'in (Şero) sıradan bir Mart gününe ortak olduğumuz filmde, Şero ve ortakları Martı Rıfkı ile Fare Rıza terasta mangal keyfi yapmak isterler. Yiyecek ve içecek bulma telaşına girdiklerinde ise işler ters gider. Karakterleri seslendirenler arasında Uğur Yücel, Demet Evgar, Güven Kıraç ve Ayşen Gruda gibi isimler yer alıyor. Karakterleri seslendiren sanatçıların filmin geneline yayılan başarılı çalışmaları karakterlerin beyazperdeye uyumu açısında hayati önem taşıyor. Her bir isim üstüne düşen görevi yerine getirmesini bilmiş. Aralarındaki uyumla birlikte filmi yukarı çeken bu isimler filmin başarısını daha da göz önünde kılıyor. Ayşe Ünal ve Mehmet Kurtuluş’un yönetmen koltuğunda oturduğu filmin özgün senaryosu ise Şero’nun yaratıcısı Bülent Üstün ile birlikte Levent Kazak tarafından ele alınıyor. Filmin baş kahramanları olan Şero, Rıfkı ve Rıza üçlüsünün diyalogları ile ilişkileri tam hayal ettiğimiz ve beklediğimiz gibi karşımıza çıkıyor. Öte yandan Şero’nun sahibi olan Tonguç ile birlikte yan karakterlerin varlığı da filmin dengesine gayet iyi oturuyor. Yan karakterler filmin hikayesini zenginleştirirken, mizahi olarak da güçlendiriyor. Zamanında karikatürleri takip etmiş izleyicileri rahatlıkla doyurabilecek detaylar olduğunu da eklemekte fayda var. Ancak, Bülent Üstün’ün daha önceden yazdığı hikayelerden bağımsız olarak yazılan senaryo bazı yerlerde kendi tekrar ediyor. Filmin başında, işleyen bir matematik üstüne kurulan ve tıkır tıkır ilerleyen olay örgüsü, girdiği tekrar döngüsüyle sekteye uğruyor. Fakat, filmin genel yapısı ele alınacak olduğunda başarılı yanlarının ağır bastığını rahatlıkla söyleyebiliriz. Kötü Kedi Şerafettin: Yerli Animasyonların Mihenk Taşı Her şey bir yana, Kötü Kedi Şerafettin mizahi açıdan hayalkırıklığı yaratmıyor. Yalnızca belli klişelerle mizahi ağırlık oluşturmak yerine, durum komedileriyle süslü zengin mizahi yapısı oldukça eğlenceli anlar vadediyor. Bülent Üstün’ün Levent Kazak’la iyi bir denge tutturması, Şerafettin’i bu denli özel kılan özelliklerin silinip gitmemesini başarıyla sağlamış. Şerafettin’i Şerafettin yapan özellikler olması gereken ağırlıkta işleniyor. Filmin hızlı temposu ve gürültüsü yer yer öne çıksa da, mizahi kalitesiyle yormayan bir seyir kalitesi oluşuyor. Geçen yıl vizyona giren yerli animasyon filmi Evliya Çelebi: Ölümsüzlük Suyu gibi örneklere kıyasla, Kötü Kedi Şerafettin’in fazlasıyla önde olduğu apaçık bir gerçek. Gerek 3D animasyonların kalitesi, gerek iyi yazılmış hikayesi ve mizah gücüyle yapılmış en iyi yerli animasyon filmi olabilir. Bu alanda uluslararası standartlardan da pek geri kalmadığını rahatlıkla söyleyebiliriz. Özellikle İstanbul’u resmederken şehrin detaylarına bağlı kalınması ve birçok ayrıntıyla süslenmesi titiz işçiliğin net bir örneği olarak karşımıza çıkıyor. Kötü Kedi Şerafettin’in yaklaşık iki yıla yayılan yapım sürecinin de bu detaycı çalışmada önemli etkisi olsa da, yerli stüdyoların yapabilecekleri konusunda önemli bir fikir oluşturuyor. Bu haftadan itibaren yerli animasyon sinemamızın mihenk taşı olabilecek bir örneğe sahibiz. Kötü Kedi Şerafettin mizahi özelliklerini akıcı ve eğlenceli bir senaryoyla besleyen başarılı bir animasyon örneği. Animasyonların kalitesi ve detaycı çalışma, başarılı seslendirmelerle bir araya gelince ortaya dünya standartlarına yetişen bir film çıkmış.

Yazar Puanı

Puan - 64%

64%

64

Kötü Kedi Şerafettin mizahi özelliklerini akıcı ve eğlenceli bir senaryoyla besleyen başarılı bir animasyon örneği. Animasyonların kalitesi ve detaycı çalışma, başarılı seslendirmelerle bir araya gelince ortaya dünya standartlarına yetişen bir film çıkmış.

Kullanıcı Puanları: 4.18 ( 14 votes)
64
Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi