Korkusuzlar - Only The Brave filminin yönetmeni Joseph Kosinski, sinema ile ilgili bir soruya “Bu günlerde zor olan şey insanları şaşkına çevirmek” diye bir yanıt vermiş. Kosinski’nin kariyerine baktığımızda zor olanı zaman zaman başarabildiğini görüyoruz. 80’ler klasiği Tron’a farklı bir yorum katabildiğini ya da Oblivion’da en azından bir noktaya kadar atmosfer yaratmada etkili olduğunu söyleyebilirim. Yönetmenin gerçek bir olaya dayanan son filmi Korkusuzlar – Only The Brave ise bir sapmaya işaret ediyor; sırtını gerçekçiliğe ve geleneksel bir anlatım tarzına yaslıyor. Karşımızda bilinçli ya da bilinçsiz şekilde 90’lar tadı veren ama günümüzde geçen bir film var ki filmin güçlü ve aynı zamanda güçsüz yanlarını da bu yaklaşım belirliyor. İşçi Sınıfı Kahramanlarına Merhaba Deyin Normalde vizyona Granite Mountain adıyla girecek olan filmin adının sonradan Only The Brave yapılması, fragmanlar ve afiş düşünüldüğünde yangınlara karşı mücadele eden bir ekibin daha çok aksiyona dayalı bir hikayesini çağrıştırıyordu. Fakat film bunun ötesine geçerek oldukça kalabalık bir kadroya sahip olmasına karşın karakterlerini derinleştirmeye çalışıyor. Yangınlara karşı verilen mücadele daha çok gerçekçi bir gerilim dozunda aktarılırken, hikayenin temeli bir kez daha aile olmanın önemine ayrılmış. Hamile bıraktığı kadını terk etmeyi düşünen ve bir esrarkeş olan Brendan’ın (Miles Teller) dönüşümünü; kendini işine adayarak bir bakıma aile olmanın getirdiği sorumluluklardan ve karşılıklı diyalogdan kaçan Eric (Josh Brolin) ile kesiştiren senaryo, Granite Mountain ekibinin birlikten doğan kuvveti aracılığıyla karakterlerine adeta şifa dağıtıyor. Brendan, Eric ve hatta sinir bozucu bir tiplemeden duygusal bir karaktere dönüşen Mack (Taylor Kitsch) sadece kendilerine değil, onları seven kişilere karşı sorumlulukları olduğunu da hatırlıyorlar. Zaten bu dönüşüm, karakterlerin itfaiyeci olmalarından kaynaklanan kahramanlık duygusuyla da örtüşüyor.  Her ne kadar kahramanlık payesi almaktan çok hayatta kalma dürtüsüyle hareket ediyor olsalar da; bir şekilde iki yaklaşım da birbirini tetikliyor ve işçi sınıfı kahramanını doğuruyor. Korkusuzlar – Only The Brave: Amerikan Ailesi Bildiğiniz Gibi Bütün bu çabanın oldukça sıradan bir sunuşla anlatılması ise tüm hikayenin yaratmaya çalıştığı etkileyiciliği biraz zedeliyor. Ken Nolan ve Eric Singer’ın senaryosu, bir sonraki adımı tahmin edebileceğiniz şekilde gelişiyor. Her şeyini yitirmek üzere olan karakterin elinden tutulması, erdemin öğretilmesi, ailesine değer vermesi ve kaybetmeyi öğrenmesi gibi aşamalar hiç şaşmadan ilerlerken ister istemez bu adımlara hizmet eden diyaloglar da sıradanlaşıyor. Biz bu filmi daha önce görmüştük hissi fazlasıyla uyanıyor. Epik finale giden yol, oyunculukların katkısıyla oldukça sarsıcı bir hal alıyor ki bu şekilde filmin kusurları da affedilebiliyor. Elbette Claudio Miranda’nın olayları titizlikle aktaran geniş açı çekimleri ile bolca kullanılmasına karşın alevlerin gücünü korkutucu derecede artırmayı başaran CGI teknolojisi, filmin artı hanesine yazılacak unsurlar oluyor. Korkusuzlar-Only The Brave; 90’lı yıllardan bir Backdraft örneği varken türe yeni bir katkıda bulunamıyor. Dramatik yapı kusursuz çalışmıyor. Fakat gerçekçiliğe önem vermesi ve son kertede karakterleriyle kurulan bağın finali etkileyici hale getirmesi ile risk almadan da sınıfı geçmeyi başarıyor. Amerikan ailesi darbe üstüne darbe alıyor ama ayakta kalıyor, merak edilecek bir şey yok.

Yazar Puanı

Puan - 65%

65%

Korkusuzlar-Only The Brave; türe yeni bir katkıda bulunamıyor. Dramatik yapı kusursuz çalışmıyor. Fakat gerçekçiliğe önem vermesi ve karakterleriyle kurulan bağın finali etkileyici hale getirmesi ile risk almadan da sınıfı geçmeyi başarıyor.

Kullanıcı Puanları: 2.7 ( 1 votes)
65

Korkusuzlar – Only The Brave filminin yönetmeni Joseph Kosinski, sinema ile ilgili bir soruya “Bu günlerde zor olan şey insanları şaşkına çevirmek” diye bir yanıt vermiş. Kosinski’nin kariyerine baktığımızda zor olanı zaman zaman başarabildiğini görüyoruz. 80’ler klasiği Tron’a farklı bir yorum katabildiğini ya da Oblivion’da en azından bir noktaya kadar atmosfer yaratmada etkili olduğunu söyleyebilirim. Yönetmenin gerçek bir olaya dayanan son filmi Korkusuzlar – Only The Brave ise bir sapmaya işaret ediyor; sırtını gerçekçiliğe ve geleneksel bir anlatım tarzına yaslıyor. Karşımızda bilinçli ya da bilinçsiz şekilde 90’lar tadı veren ama günümüzde geçen bir film var ki filmin güçlü ve aynı zamanda güçsüz yanlarını da bu yaklaşım belirliyor.

İşçi Sınıfı Kahramanlarına Merhaba Deyin

Normalde vizyona Granite Mountain adıyla girecek olan filmin adının sonradan Only The Brave yapılması, fragmanlar ve afiş düşünüldüğünde yangınlara karşı mücadele eden bir ekibin daha çok aksiyona dayalı bir hikayesini çağrıştırıyordu. Fakat film bunun ötesine geçerek oldukça kalabalık bir kadroya sahip olmasına karşın karakterlerini derinleştirmeye çalışıyor. Yangınlara karşı verilen mücadele daha çok gerçekçi bir gerilim dozunda aktarılırken, hikayenin temeli bir kez daha aile olmanın önemine ayrılmış. Hamile bıraktığı kadını terk etmeyi düşünen ve bir esrarkeş olan Brendan’ın (Miles Teller) dönüşümünü; kendini işine adayarak bir bakıma aile olmanın getirdiği sorumluluklardan ve karşılıklı diyalogdan kaçan Eric (Josh Brolin) ile kesiştiren senaryo, Granite Mountain ekibinin birlikten doğan kuvveti aracılığıyla karakterlerine adeta şifa dağıtıyor. Brendan, Eric ve hatta sinir bozucu bir tiplemeden duygusal bir karaktere dönüşen Mack (Taylor Kitsch) sadece kendilerine değil, onları seven kişilere karşı sorumlulukları olduğunu da hatırlıyorlar. Zaten bu dönüşüm, karakterlerin itfaiyeci olmalarından kaynaklanan kahramanlık duygusuyla da örtüşüyor.  Her ne kadar kahramanlık payesi almaktan çok hayatta kalma dürtüsüyle hareket ediyor olsalar da; bir şekilde iki yaklaşım da birbirini tetikliyor ve işçi sınıfı kahramanını doğuruyor.

Korkusuzlar – Only The Brave: Amerikan Ailesi Bildiğiniz Gibi

Bütün bu çabanın oldukça sıradan bir sunuşla anlatılması ise tüm hikayenin yaratmaya çalıştığı etkileyiciliği biraz zedeliyor. Ken Nolan ve Eric Singer’ın senaryosu, bir sonraki adımı tahmin edebileceğiniz şekilde gelişiyor. Her şeyini yitirmek üzere olan karakterin elinden tutulması, erdemin öğretilmesi, ailesine değer vermesi ve kaybetmeyi öğrenmesi gibi aşamalar hiç şaşmadan ilerlerken ister istemez bu adımlara hizmet eden diyaloglar da sıradanlaşıyor. Biz bu filmi daha önce görmüştük hissi fazlasıyla uyanıyor. Epik finale giden yol, oyunculukların katkısıyla oldukça sarsıcı bir hal alıyor ki bu şekilde filmin kusurları da affedilebiliyor. Elbette Claudio Miranda’nın olayları titizlikle aktaran geniş açı çekimleri ile bolca kullanılmasına karşın alevlerin gücünü korkutucu derecede artırmayı başaran CGI teknolojisi, filmin artı hanesine yazılacak unsurlar oluyor.

Korkusuzlar-Only The Brave; 90’lı yıllardan bir Backdraft örneği varken türe yeni bir katkıda bulunamıyor. Dramatik yapı kusursuz çalışmıyor. Fakat gerçekçiliğe önem vermesi ve son kertede karakterleriyle kurulan bağın finali etkileyici hale getirmesi ile risk almadan da sınıfı geçmeyi başarıyor. Amerikan ailesi darbe üstüne darbe alıyor ama ayakta kalıyor, merak edilecek bir şey yok.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi