“Zihin koca bir evrendir” mottosuyla yola çıkan Korku Terapisi, bireyin kendisini derinden etkileyen olayları tamamen bastırıp unutma yoluna gitmesi ile açıklanan “regresyon” konusuna odaklanıyor. Gerçek bir olaydan esinlenildiği aktarılan filmde; regresyonları geri çağırması ve bireye anılarını yeniden hatırlatması amacıyla uygulanan seanslarda hipnoz yöntemi kullanılması, ancak bireye hatırlatılmaya çalışılan durumun bazen zihinde yanlış anıları üretmeye sebep olması ile yol açabileceği ciddi karmaşalar ele alınıyor. Korku Terapisi de tam bu noktada düğümlenen ve regresyon terapilerinin bilim dünyasında neden gözden düştüğünü açıklayan bir film.

Emma Watson’ın canlandırdığı Angela, babası tarafından cinsel istismara maruz bırakıldığını açıklamaya karar veren 17 yaşında genç bir kızdır. Yaşadığı travmanın onda bıraktığı etkiler sebebiyle kiliseye sığınmış ve hayatını orada devam ettirmektedir. Ethan Hawke’ın canlandırdığı Bruce Kenner karakteri ise, film noir türünde sıkça karşımıza çıkan herhangi bir aile bağı bulunmayan, kendisini işine adamış yalnız erkeğin modern versiyonu olarak değerlendirilebilir. Kenner filmin dramatik yolculuğunda kendisini Angela’ya yardım etmeye ve olaydaki gizemi çözmeye adar. Bu noktada Emma Watson’ın da farklı bir femme fatale yorumu olarak değerlendirilebileceğini söylemek yerinde olacaktır. Angela’nın babası John Gray’in göz altına alınmasının ardından hatırlamadığını iddia ettiği cinsel istismar anılarını geri çağırabilmek adına Profesör Raines (David Thewlis) tarafından John’a regresyon terapisi uygulanır. Bu terapinin ardından John’un hatırladıklarıyla işler daha da dallanır budaklanır ve olayın arkasında satanist bir grubun olduğu, ayinlerinde ise Angela’nın kullanıldığı sonucuna ulaşılır. Bu varsayım üzerinden yapılan diğer terapilerde de olayın gittikçe büyümesi, Bruce Kenner’ı adeta bir kara delik gibi içine çeker. Filmin öne çıkan özelliklerinden biri olan başarılı oyunculuklar, senaryonun etkili twistlerini daha da ön plana çıkarmaya oldukça yardımcı olmuş denebilir.

Filmin yönetmenliğini ve senaristliğini üstlenen ünlü yönetmen Alejandro Amenabar, 1996 yılında korku/gerilim türüyle kariyerine başlamasının ardından Aç Gözünü (Abre Los Ojos), Diğerleri (The Others), İçimdeki Deniz (Mar Adentro) gibi ünlü filmlerin yönetmenliğini yapmıştı. Yönetmenin sevdiği ve başarılı işler çıkardığı bir tür olan gerilime 2015 yılında Korku Terapisi ile geri dönüş yaptığını görüyoruz. Bu dönüş büyük ses getirecek bir nitelikte olmasa da başarılı bir deneme olarak değerlendirilebilir.

Film görsel anlamda, gerilim türünün olmazsa olmazı ışık ve renk kullanımının başarısından öte bir görsellik vadetmese de, senaryonun bu boşluğu doldurduğunu söylemek mümkün. Filmin gerilimini yaratan satanizm motifleri de filmin içinde dozunda ve başarılı bir şekilde kullanılmış. Korku Terapisi, izleyicisini korkutmak için hikaye anlatmayan, aksine hikayesini anlatırken geren/korkutan bir film olmayı başarabilmiş. Yükselip alçalan temposu da göz önüne alındığında Korku Terapisi ortalamanın biraz üzerinde denebilir.

“Zihin koca bir evrendir” mottosuyla yola çıkan Korku Terapisi, bireyin kendisini derinden etkileyen olayları tamamen bastırıp unutma yoluna gitmesi ile açıklanan “regresyon” konusuna odaklanıyor. Gerçek bir olaydan esinlenildiği aktarılan filmde; regresyonları geri çağırması ve bireye anılarını yeniden hatırlatması amacıyla uygulanan seanslarda hipnoz yöntemi kullanılması, ancak bireye hatırlatılmaya çalışılan durumun bazen zihinde yanlış anıları üretmeye sebep olması ile yol açabileceği ciddi karmaşalar ele alınıyor. Korku Terapisi de tam bu noktada düğümlenen ve regresyon terapilerinin bilim dünyasında neden gözden düştüğünü açıklayan bir film. Emma Watson’ın canlandırdığı Angela, babası tarafından cinsel istismara maruz bırakıldığını açıklamaya karar veren 17 yaşında genç bir kızdır. Yaşadığı travmanın onda bıraktığı etkiler sebebiyle kiliseye sığınmış ve hayatını orada devam ettirmektedir. Ethan Hawke’ın canlandırdığı Bruce Kenner karakteri ise, film noir türünde sıkça karşımıza çıkan herhangi bir aile bağı bulunmayan, kendisini işine adamış yalnız erkeğin modern versiyonu olarak değerlendirilebilir. Kenner filmin dramatik yolculuğunda kendisini Angela’ya yardım etmeye ve olaydaki gizemi çözmeye adar. Bu noktada Emma Watson’ın da farklı bir femme fatale yorumu olarak değerlendirilebileceğini söylemek yerinde olacaktır. Angela’nın babası John Gray’in göz altına alınmasının ardından hatırlamadığını iddia ettiği cinsel istismar anılarını geri çağırabilmek adına Profesör Raines (David Thewlis) tarafından John'a regresyon terapisi uygulanır. Bu terapinin ardından John’un hatırladıklarıyla işler daha da dallanır budaklanır ve olayın arkasında satanist bir grubun olduğu, ayinlerinde ise Angela’nın kullanıldığı sonucuna ulaşılır. Bu varsayım üzerinden yapılan diğer terapilerde de olayın gittikçe büyümesi, Bruce Kenner’ı adeta bir kara delik gibi içine çeker. Filmin öne çıkan özelliklerinden biri olan başarılı oyunculuklar, senaryonun etkili twistlerini daha da ön plana çıkarmaya oldukça yardımcı olmuş denebilir. Filmin yönetmenliğini ve senaristliğini üstlenen ünlü yönetmen Alejandro Amenabar, 1996 yılında korku/gerilim türüyle kariyerine başlamasının ardından Aç Gözünü (Abre Los Ojos), Diğerleri (The Others), İçimdeki Deniz (Mar Adentro) gibi ünlü filmlerin yönetmenliğini yapmıştı. Yönetmenin sevdiği ve başarılı işler çıkardığı bir tür olan gerilime 2015 yılında Korku Terapisi ile geri dönüş yaptığını görüyoruz. Bu dönüş büyük ses getirecek bir nitelikte olmasa da başarılı bir deneme olarak değerlendirilebilir. Film görsel anlamda, gerilim türünün olmazsa olmazı ışık ve renk kullanımının başarısından öte bir görsellik vadetmese de, senaryonun bu boşluğu doldurduğunu söylemek mümkün. Filmin gerilimini yaratan satanizm motifleri de filmin içinde dozunda ve başarılı bir şekilde kullanılmış. Korku Terapisi, izleyicisini korkutmak için hikaye anlatmayan, aksine hikayesini anlatırken geren/korkutan bir film olmayı başarabilmiş. Yükselip alçalan temposu da göz önüne alındığında Korku Terapisi ortalamanın biraz üzerinde denebilir.

Yazar Puanı

Puan - 60%

60%

Korku Terapisi, izleyicisini korkutmak için hikaye anlatmayan aksine hikayesini anlatırken geren/korkutan bir film olmayı başarabilmiş.

Kullanıcı Puanları: 4 ( 2 votes)
60
Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi