Uzak filminden itibaren her filmiyle Cannes’da ödül almayı başaran Nuri Bilge Ceylan geçtiğimiz günlerde son filmi Kış Uykusu’yla sonunda büyük ödül Altın Palmiye’ye uzandı. Bu ödül hiç kuşkusuz hem Nuri Bilge hem de Türk sineması için bir dönüm noktası.

Kısaca filmin hikayesine değinmek gerekirse uzun yıllar İstanbul’da tiyatroculuk yapan Aydın karakteri Kapadokya’da babadan kalma otelin işletmesini üstlenmiştir. Burada kocasından boşanmış kardeşi Necla ve genç karısı Nihal ile izole bir hayat sürmektedir. Fakat her biri hem geçmişleri hem de kişiliklerindeki farklılıklar sebebiyle sürekli olarak bir birleriyle bir çatışma içindedirler. Hatta bu çatışma yer yer hayat üzerine düşüncelerden kavgaya dek varmaktadır. Ama yine de bir birlerini tehdit edercesine gitmeye her kalktıklarında kendilerini bunu yapacak cesareti gösteremezken bulurlar. Sürekli birbirlerini suçlarlar ama sonunda suçlu ya herkes ya da hiç kimsedir.

Hikayesi itibari ile Nuri Bilge sineması için beklenebilir bir filmle karşılaşacağınızı düşünebilirsiniz. Fakat daha ilk dakikasından tahminlerinizin çok ötesinde bir filmle karşı karşıya olduğunuzun farkına varacağınıza şüpheniz olmasın. Çünkü hem çekim tekniği hem de kurgusu itibari ile değil Nuri Bilge filmografisi içinde genel olarak Avrupa ve Hollywood sinemasında dahi eşine rastlayamayacağınız bir akıcılık mevcut. Öyle ki 3 saat 16 dakikanın sonunda film bittiğinde “Nasıl ya, 3 saat oldu mu?” dedirtmeyi başarıyor. Bu akıcılık konusunda Nuri Bilge Ceylan gerçekten inanılmaz bir azim ve başarı göstermiş açıkçası.

Ayrıca filmle ilgili söylenmesi gereken en önemli şey de şu ki Kış Uykusu’nda son yıllarda komedi filmlerinde bulabileceğinizden çok daha fazla mizah var. Evet, yanlış okumadınız filmi izlerken defalarca gülmekten karnınıza ağrılar girecek. Üstelik tüm bu mizah unsurları edebi göndermeler ve kişilik çatışmalarının altında yatan insan ruhuna dair söylemlerle birebir uyum içinde. Bir de buna inanılmaz başarılı oyunculuklar ve diyaloglar eklenince izlerken kendinizden geçebileceğiniz bir film çıkmış ortaya.

Kapadaokya’da geçmesi ve son teknoloji görüntü kalitesiyle muhteşem manzaralara tanık olmak bile Kış Uykusu’nu izlemek için başlı başına bir dürtü kesinlikle. Zaten oldukça uzun süren çekimler boyunca Nuri Bilge inanılmaz güzel kareler yakalamayı başarmış.

Filme ilgili olumsuz olarak söylenebilecek tek husus aslında Nuri Bilge’nin Cannes’daki basın toplantısında da belirttiği; çok yetenekli oyuncularla çalıştığı ve bu oyuncuların edebi dili inanılmaz başarılı bir şekilde kullanabildiği için bazı yerlerde diyalogların filmin genelinde eğreti durup durmadığının farkına varmanın zor olması. Gerçekten de bazı bölümlerde diyaloglardaki edebi alt yapı, Kış Uykusu’ndaki gerçeklik kabuğunun biraz çatlamasına sebep olmuş. Fakat özellikle yönetmenin mekana olan hakimiyeti ve bunun sonucu olarak henüz filmin ilk on dakikasında bir anda kendinizi oteldeki biri olarak görmeye başlamanız bu olumsuzluğu dahi hayatın bir parçası olarak kabul etmenizi sağlayabilir.

Gerek inanılmaz başarılı görselleri ve akıcılığı gerekse Çehov ve Shakespeare’den alıntılanan mizahi ve derinlikli hikayesiyle Kış Uykusu kesinlikle bir başyapıt. Yıllar sonra ben o filmi ilk çıktığında izlemiştim deme gururunu yaşayabilmek için 39 ilde yaklaşık 150 salonda gösterilecek bu şöleni kesinlikle kaçırmayın.

Uzak filminden itibaren her filmiyle Cannes’da ödül almayı başaran Nuri Bilge Ceylan geçtiğimiz günlerde son filmi Kış Uykusu’yla sonunda büyük ödül Altın Palmiye’ye uzandı. Bu ödül hiç kuşkusuz hem Nuri Bilge hem de Türk sineması için bir dönüm noktası. Kısaca filmin hikayesine değinmek gerekirse uzun yıllar İstanbul’da tiyatroculuk yapan Aydın karakteri Kapadokya’da babadan kalma otelin işletmesini üstlenmiştir. Burada kocasından boşanmış kardeşi Necla ve genç karısı Nihal ile izole bir hayat sürmektedir. Fakat her biri hem geçmişleri hem de kişiliklerindeki farklılıklar sebebiyle sürekli olarak bir birleriyle bir çatışma içindedirler. Hatta bu çatışma yer yer hayat üzerine düşüncelerden kavgaya dek varmaktadır. Ama yine de bir birlerini tehdit edercesine gitmeye her kalktıklarında kendilerini bunu yapacak cesareti gösteremezken bulurlar. Sürekli birbirlerini suçlarlar ama sonunda suçlu ya herkes ya da hiç kimsedir. Hikayesi itibari ile Nuri Bilge sineması için beklenebilir bir filmle karşılaşacağınızı düşünebilirsiniz. Fakat daha ilk dakikasından tahminlerinizin çok ötesinde bir filmle karşı karşıya olduğunuzun farkına varacağınıza şüpheniz olmasın. Çünkü hem çekim tekniği hem de kurgusu itibari ile değil Nuri Bilge filmografisi içinde genel olarak Avrupa ve Hollywood sinemasında dahi eşine rastlayamayacağınız bir akıcılık mevcut. Öyle ki 3 saat 16 dakikanın sonunda film bittiğinde “Nasıl ya, 3 saat oldu mu?” dedirtmeyi başarıyor. Bu akıcılık konusunda Nuri Bilge Ceylan gerçekten inanılmaz bir azim ve başarı göstermiş açıkçası. Ayrıca filmle ilgili söylenmesi gereken en önemli şey de şu ki Kış Uykusu’nda son yıllarda komedi filmlerinde bulabileceğinizden çok daha fazla mizah var. Evet, yanlış okumadınız filmi izlerken defalarca gülmekten karnınıza ağrılar girecek. Üstelik tüm bu mizah unsurları edebi göndermeler ve kişilik çatışmalarının altında yatan insan ruhuna dair söylemlerle birebir uyum içinde. Bir de buna inanılmaz başarılı oyunculuklar ve diyaloglar eklenince izlerken kendinizden geçebileceğiniz bir film çıkmış ortaya. Kapadaokya’da geçmesi ve son teknoloji görüntü kalitesiyle muhteşem manzaralara tanık olmak bile Kış Uykusu’nu izlemek için başlı başına bir dürtü kesinlikle. Zaten oldukça uzun süren çekimler boyunca Nuri Bilge inanılmaz güzel kareler yakalamayı başarmış. Filme ilgili olumsuz olarak söylenebilecek tek husus aslında Nuri Bilge’nin Cannes’daki basın toplantısında da belirttiği; çok yetenekli oyuncularla çalıştığı ve bu oyuncuların edebi dili inanılmaz başarılı bir şekilde kullanabildiği için bazı yerlerde diyalogların filmin genelinde eğreti durup durmadığının farkına varmanın zor olması. Gerçekten de bazı bölümlerde diyaloglardaki edebi alt yapı, Kış Uykusu’ndaki gerçeklik kabuğunun biraz çatlamasına sebep olmuş. Fakat özellikle yönetmenin mekana olan hakimiyeti ve bunun sonucu olarak henüz filmin ilk on dakikasında bir anda kendinizi oteldeki biri olarak görmeye başlamanız bu olumsuzluğu dahi hayatın bir parçası olarak kabul etmenizi sağlayabilir. Gerek inanılmaz başarılı görselleri ve akıcılığı gerekse Çehov ve Shakespeare’den alıntılanan mizahi ve derinlikli hikayesiyle Kış Uykusu kesinlikle bir başyapıt. Yıllar sonra ben o filmi ilk çıktığında izlemiştim deme gururunu yaşayabilmek için 39 ilde yaklaşık 150 salonda gösterilecek bu şöleni kesinlikle kaçırmayın.
Puan - 90 / 100

9

Gerek inanılmaz başarılı görselleri ve akıcılığı gerekse Çehov ve Shakespeare’den alıntılanan mizahi ve derinlikli hikayesiyle Kış Uykusu kesinlikle bir başyapıt.

Kullanıcı Puanları: 4.37 ( 16 votes)
9
Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi