15. !f İstanbul Bağımsız Filmler Festivali’nin Keş!f yarışmasında dikkatleri çeken filmi Kırıntılar – Crumbs; post-apokaliptik bir dönemde Etiyopya’da geçen sürreal hikayesini pop kültür kırıntıları ile birleştirerek alttan alta uygarlıkları, savaşları, kültürel sömürgeleşmeyi ve dini inançları eleştiren bir yapıya sahip. Fakat filmin yönetmeni ve senaryo yazarı Miguel Llansó’nun 68 dakikalık süre boyunca karşısına çıkan her kültür kırıntısını cebinde biriktirerek meydana getirdiği Kırıntılar’ın bu alt metin dışında elle tutulur bir anlatısı olduğunu söylemek epey zor. Zira film sanki ortada hiç senaryo yokmuş gibi gayet spontane ve deneysel biçimde işliyor ve bu durum seyircinin filmle kurmaya çalıştığı bağın kopmasına sebep oluyor. Bu anlamda, Kırıntılar filminin seyirci üzerinde bir tamamlanamamışlık ve tatminsizlik duygusu yaratması oldukça doğal.

Etiyopya’da geçen ilk post-apokaliptik, sürreal bilimkurgu filmi olan Kırıntılar; uzun yıllardır Etiyopya’nın Addis Ababa kentinde yaşayan İspanyol yapımcı ve yönetmen Miguel Llansó’nun yine Etiyopya’nın en ünlü ve en çok sevilen aktörlerinden biri olan Daniel Tadesse ile ortak bir şeyler yapma isteği sonucunda doğmuş bir film. Fantastik ve absürt bir süper kahraman hikayesi üzerinden evine dönmek isteyen bir adamın post-apokaliptik Etiyopya topraklarındaki ‘epik’ yolculuğunu ve sevdiği kadına olan aşkını anlatan Kırıntılar, bilindik süper kahraman anlatılarındaki kalıpları da ters yüz ediyor. Zira, süper kahraman hikayelerinde güçlü, kaslı ve kurtarıcı olarak karşımıza çıkan süper kahramanların ironisini yapan Llansó’nun bu ince detayları ve göndermeleri filmin alt metnini güçlendiriyor.

Kırıntılar: Uygarlık Kalıntıları İçinde Popüler Kültür

Daniel Tadesse tarafından canlandırılan Birdy karakteri, marsın çölümsü kraterlerine benzeyen topraklarda bulduğu yapay bir çam ağacıyla ilerken karşısına çıkan Nazi üniformalı bir adamdan kaçarak sevgilisi Candy ile birlikte yaşadıkları terk edilmiş bowling salonuna gelir. Büyük savaşlar öncesi uygarlıklardan kalma bu çam ağacını sevdiği kadına armağan eder. Bu esnada uzun yıllardır gökyüzünde asılı şekilde bekleyen paslanmış uzay gemisinden bazı sinyaller gelmektedir. Bu dünyaya ait olmadığına inanan ve Candy ile birlikte geldiği topraklara, gezegenine geri dönmek ve orada bir aile kurmak isteyen Birdy; bu amacına ulaşabilmek için terk edilmiş şehre doğru uzun mu uzun bir yolculuğa çıkacak ve şehrin sakinleri tarafından itibar edilen tek kişi olan Santa Claus ile kendisini bekleyen uzay gemisine binebilmek için anlaşma yapmaya çalışacaktır.

Uygarlık kalıntıları içinde çıkılan bu yolculukta biz seyircilere oldukça sürreal ve absürt gelebilecek detaylar vardır. Çünkü ‘büyük savaş’tan sonra hayatta kalan dünyanın sakinleri Michael Jordan, Madonna, Michael Jackson, Justin Bieber ve Einstein gibi ‘eski dünya’nın pop ikonları haline gelmiş isimlerine tapınmakta ve  kendilerini ‘büyük sanatçı’ Carrefour tarafından üretilmiş plastik kılıçlarla savunmaya çalışmaktadır. Bu noktada popüler kültürü bir tür tapınma kültürü ve kültürel emperyalizmin en büyük dişlilerinden biri olarak kuran  Llansó, filmin kahramanı olan Birdy’yi bu kırıntılara isyan bayrağı açan ve onlara itibar etmek istemeyen kişi olarak konumlandırır. Çünkü Birdy bu eski uygarlık kalıntılarının tapınıldığı dünyadan fazlasıyla soğumuştur ve bu dünyaya karşı hiçbir aidiyet hissetmemektedir.

Özellikle sinematografik anlamda Etiyopya’nın doğal güzelliklerini, manzaralarını incelikli biçimde resmetmeye çalışan Llansó’nun aynı titizliği senaryoda gösterememiş olması Kırıntılar filmini, 68 dakikalık kısa süresine rağmen, bölük pörçük bir film haline getirmiş.  Düşünsel anlamda ciddi bir altyapıya sahip olduğunu düşündüğüm  Llansó’nun en büyük eksiği sinema tekniği anlamında aynı altyapıya sahip olamaması; ki film boyunca bu teknik yetersizliğe oldukça şahit olduk. Hatta bazı yerlerde ‘acaba ben ne izliyorum’ ya da ‘neden böyle bir anlatım tercihinde bulunmuş ki’ gibi sorularla baş başa kalarak kendi kendime cevaplar vermeye çalıştım. Anlatım tercihi elbette yönetmenin kendi tercihidir; fakat alt metni güçlü söylemlere dayanan bir filmi ortada bir senaryo olmadan –görünürde var ama yok- tamamen önümüze ne çıkarsa hikayeye ekleyelim kafasıyla çekmenin de bu güçlü söylemi hunharca harcamak olduğunu düşünüyorum.

15. !f İstanbul Bağımsız Filmler Festivali’nin Keş!f yarışmasında dikkatleri çeken filmi Kırıntılar – Crumbs; post-apokaliptik bir dönemde Etiyopya’da geçen sürreal hikayesini pop kültür kırıntıları ile birleştirerek alttan alta uygarlıkları, savaşları, kültürel sömürgeleşmeyi ve dini inançları eleştiren bir yapıya sahip. Fakat filmin yönetmeni ve senaryo yazarı Miguel Llansó’nun 68 dakikalık süre boyunca karşısına çıkan her kültür kırıntısını cebinde biriktirerek meydana getirdiği Kırıntılar’ın bu alt metin dışında elle tutulur bir anlatısı olduğunu söylemek epey zor. Zira film sanki ortada hiç senaryo yokmuş gibi gayet spontane ve deneysel biçimde işliyor ve bu durum seyircinin filmle kurmaya çalıştığı bağın kopmasına sebep oluyor. Bu anlamda, Kırıntılar filminin seyirci üzerinde bir tamamlanamamışlık ve tatminsizlik duygusu yaratması oldukça doğal. Etiyopya’da geçen ilk post-apokaliptik, sürreal bilimkurgu filmi olan Kırıntılar; uzun yıllardır Etiyopya’nın Addis Ababa kentinde yaşayan İspanyol yapımcı ve yönetmen Miguel Llansó’nun yine Etiyopya’nın en ünlü ve en çok sevilen aktörlerinden biri olan Daniel Tadesse ile ortak bir şeyler yapma isteği sonucunda doğmuş bir film. Fantastik ve absürt bir süper kahraman hikayesi üzerinden evine dönmek isteyen bir adamın post-apokaliptik Etiyopya topraklarındaki ‘epik’ yolculuğunu ve sevdiği kadına olan aşkını anlatan Kırıntılar, bilindik süper kahraman anlatılarındaki kalıpları da ters yüz ediyor. Zira, süper kahraman hikayelerinde güçlü, kaslı ve kurtarıcı olarak karşımıza çıkan süper kahramanların ironisini yapan Llansó’nun bu ince detayları ve göndermeleri filmin alt metnini güçlendiriyor. Kırıntılar: Uygarlık Kalıntıları İçinde Popüler Kültür Daniel Tadesse tarafından canlandırılan Birdy karakteri, marsın çölümsü kraterlerine benzeyen topraklarda bulduğu yapay bir çam ağacıyla ilerken karşısına çıkan Nazi üniformalı bir adamdan kaçarak sevgilisi Candy ile birlikte yaşadıkları terk edilmiş bowling salonuna gelir. Büyük savaşlar öncesi uygarlıklardan kalma bu çam ağacını sevdiği kadına armağan eder. Bu esnada uzun yıllardır gökyüzünde asılı şekilde bekleyen paslanmış uzay gemisinden bazı sinyaller gelmektedir. Bu dünyaya ait olmadığına inanan ve Candy ile birlikte geldiği topraklara, gezegenine geri dönmek ve orada bir aile kurmak isteyen Birdy; bu amacına ulaşabilmek için terk edilmiş şehre doğru uzun mu uzun bir yolculuğa çıkacak ve şehrin sakinleri tarafından itibar edilen tek kişi olan Santa Claus ile kendisini bekleyen uzay gemisine binebilmek için anlaşma yapmaya çalışacaktır. Uygarlık kalıntıları içinde çıkılan bu yolculukta biz seyircilere oldukça sürreal ve absürt gelebilecek detaylar vardır. Çünkü ‘büyük savaş’tan sonra hayatta kalan dünyanın sakinleri Michael Jordan, Madonna, Michael Jackson, Justin Bieber ve Einstein gibi ‘eski dünya’nın pop ikonları haline gelmiş isimlerine tapınmakta ve  kendilerini ‘büyük sanatçı’ Carrefour tarafından üretilmiş plastik kılıçlarla savunmaya çalışmaktadır. Bu noktada popüler kültürü bir tür tapınma kültürü ve kültürel emperyalizmin en büyük dişlilerinden biri olarak kuran  Llansó, filmin kahramanı olan Birdy’yi bu kırıntılara isyan bayrağı açan ve onlara itibar etmek istemeyen kişi olarak konumlandırır. Çünkü Birdy bu eski uygarlık kalıntılarının tapınıldığı dünyadan fazlasıyla soğumuştur ve bu dünyaya karşı hiçbir aidiyet hissetmemektedir. Özellikle sinematografik anlamda Etiyopya’nın doğal güzelliklerini, manzaralarını incelikli biçimde resmetmeye çalışan Llansó’nun aynı titizliği senaryoda gösterememiş olması Kırıntılar filmini, 68 dakikalık kısa süresine rağmen, bölük pörçük bir film haline getirmiş.  Düşünsel anlamda ciddi bir altyapıya sahip olduğunu düşündüğüm  Llansó’nun en büyük eksiği sinema tekniği anlamında aynı altyapıya sahip olamaması; ki film boyunca bu teknik yetersizliğe oldukça şahit olduk. Hatta…

Yazar Puanı

Puan - 60%

60%

60

Miguel Llansó’nun 68 dakikalık süre boyunca karşısına çıkan her kültür kırıntısını cebinde biriktirerek meydana getirdiği Kırıntılar filminin alt metnin dışında elle tutulur bir anlatısı olduğunu söylemek epey zor.

Kullanıcı Puanları: İlk sen puanla!
60
Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi