Haftanın iddialı yapımları arasında bulunan yerli film Kırımlı, yılın sonuna yaklaştığımız şu günlerde vizyona girdi. Başrollerinde Murat Yıldırım ve Selma Ergeç bulunan film, dönemsel bir hikaye anlatıyor. Dönemin dinamiklerinden yalnızca izleyicinin ihtiyacı olduğu kadar bahsederek, hikayeye yoğunlaşan bir senaryoya sahip. Genel olarak baktığımızda ortaya gayet başarılı bir uyarlama çıkıyor.

Cengiz Dağcı’nın Korkunç Yıllar adlı romanından uyarlanan film, İkinci Dünya Savaşı sırasında Alman esir kamplarında rehin alınan Türk ve Tatar esirlerin yaşadıklarını anlatıyor. Kırımlı olan Sadık (Murat Yıldırım), bir gün trene binecekken Maria (Selma Ergeç) ile karşılaşır ve ona yardım eder. Başta Rusların tarafından savaşırken Almanlara esir düşen Sadık, bir süre sonra Almanların Türklerden oluşan bir lejyon kurma planına dahil olarak Alman ordusunda görev almaya başlar.

Yukarıda da yazdığım üzere Kırımlı, genel hatlarıyla oldukça oturaklı ve birçok alanda başarılı hamleler yapan bir film olmuş. Açılış sahnesi biraz zayıf ve havada kalır gibi dursa da film ilerledikçe taşlar yerine oturuyor. Sahneyi böyle tasarlamak belki en başta izleyici de merak uyandırmak adına tasarlanmış bir hamle gibi düşünüldüyse eğer, filmin ritmini oturtmasını zorlaştıran bir engel gibi durmuş. Bunun tam aksine sahne tasarımları ve çekimlerin başarısı ise ilk andan itibaren kendini hissettiriyor.

Çekimlerin gerçekçiliği açısından mekan tercihlerinin ve tasarımlarının oldukça başarılı göründüğünü söyleyebilirim. Kırımlı’yı izlerken, bugüne kadar izlediğimiz İkinci Dünya Savaşı uyarlamalarıyla rahatça kıyaslanabilecek görüntülere şahit oluyoruz. Ayrıca yönetmenimizin sık sık yakaladığı çok güzen enstantaneler de mevcut. Bu enstantanelerin yanı sıra bazı şık çekim tarzları filmin görselliğini rahatlıkla üst düzeye çıkarıyor.

Senaryosunda Almanca, Rusça ve Türkçe gibi dillerin yer aldığı filmin en önemli artılarından biri de, çok kültürlü bir ortamı olması gerektiği aktarması. Biraz cahili olduğum bir konu olsa da, aksanların kulak tırmalamadığını söyleyebilirim. Özellikle açılış sahnesinde Maria ile Nazi askerleri arasında geçen aksan odaklı bir diyalog, bu konunun üstüne ne kadar fazla kafa yorulduğunu açıkça ortaya koyuyor. Selma Ergeç’in de film boyunca kırık bir Türkçeyle konuşma zorunluluğu onu biraz yormuş olabilir, ancak altından kalkabilmiş. Murat Yıldırım ve Selma Ergeç çifti iyi bir kimya yakalayabilmiş diyebilirim. Bunun dışında film içerisinde yer yer fazlaca teatral kalan diyaloglar filmin içerisindeki tempoyu yer yer düşürüyor.

Kırımlı’nın en sıkıntılı noktası ise filmin, tüm süresi boyunca çalkantılı bir tempoya sahip olması. Bu konuda kararlı bir tutum sergilenememiş olunması filmi bazı sahnelerde düşürse de, sahip olduğu diğer artılar bu durumu rahatça kapatıyor demek pek de yanlış olmaz.

Sonuç olarak, Kırımlı için haftanın en iddialı yapımlarından biri demek, hak edilmiş bir yorum olur. Güzel uyarlanmış ve oldukça uğraşılmış senaryosu ve görselliği, barındırdığı küçük hataların üstünü örtüyor. Bir de en önemlisi, savaş dönemini anlatan bir film olarak sürekli ajitasyona bağlamıyor ve bu konuda seyirciye oynamıyor.

Haftanın iddialı yapımları arasında bulunan yerli film Kırımlı, yılın sonuna yaklaştığımız şu günlerde vizyona girdi. Başrollerinde Murat Yıldırım ve Selma Ergeç bulunan film, dönemsel bir hikaye anlatıyor. Dönemin dinamiklerinden yalnızca izleyicinin ihtiyacı olduğu kadar bahsederek, hikayeye yoğunlaşan bir senaryoya sahip. Genel olarak baktığımızda ortaya gayet başarılı bir uyarlama çıkıyor. Cengiz Dağcı’nın Korkunç Yıllar adlı romanından uyarlanan film, İkinci Dünya Savaşı sırasında Alman esir kamplarında rehin alınan Türk ve Tatar esirlerin yaşadıklarını anlatıyor. Kırımlı olan Sadık (Murat Yıldırım), bir gün trene binecekken Maria (Selma Ergeç) ile karşılaşır ve ona yardım eder. Başta Rusların tarafından savaşırken Almanlara esir düşen Sadık, bir süre sonra Almanların Türklerden oluşan bir lejyon kurma planına dahil olarak Alman ordusunda görev almaya başlar. Yukarıda da yazdığım üzere Kırımlı, genel hatlarıyla oldukça oturaklı ve birçok alanda başarılı hamleler yapan bir film olmuş. Açılış sahnesi biraz zayıf ve havada kalır gibi dursa da film ilerledikçe taşlar yerine oturuyor. Sahneyi böyle tasarlamak belki en başta izleyici de merak uyandırmak adına tasarlanmış bir hamle gibi düşünüldüyse eğer, filmin ritmini oturtmasını zorlaştıran bir engel gibi durmuş. Bunun tam aksine sahne tasarımları ve çekimlerin başarısı ise ilk andan itibaren kendini hissettiriyor. Çekimlerin gerçekçiliği açısından mekan tercihlerinin ve tasarımlarının oldukça başarılı göründüğünü söyleyebilirim. Kırımlı’yı izlerken, bugüne kadar izlediğimiz İkinci Dünya Savaşı uyarlamalarıyla rahatça kıyaslanabilecek görüntülere şahit oluyoruz. Ayrıca yönetmenimizin sık sık yakaladığı çok güzen enstantaneler de mevcut. Bu enstantanelerin yanı sıra bazı şık çekim tarzları filmin görselliğini rahatlıkla üst düzeye çıkarıyor. Senaryosunda Almanca, Rusça ve Türkçe gibi dillerin yer aldığı filmin en önemli artılarından biri de, çok kültürlü bir ortamı olması gerektiği aktarması. Biraz cahili olduğum bir konu olsa da, aksanların kulak tırmalamadığını söyleyebilirim. Özellikle açılış sahnesinde Maria ile Nazi askerleri arasında geçen aksan odaklı bir diyalog, bu konunun üstüne ne kadar fazla kafa yorulduğunu açıkça ortaya koyuyor. Selma Ergeç’in de film boyunca kırık bir Türkçeyle konuşma zorunluluğu onu biraz yormuş olabilir, ancak altından kalkabilmiş. Murat Yıldırım ve Selma Ergeç çifti iyi bir kimya yakalayabilmiş diyebilirim. Bunun dışında film içerisinde yer yer fazlaca teatral kalan diyaloglar filmin içerisindeki tempoyu yer yer düşürüyor. Kırımlı’nın en sıkıntılı noktası ise filmin, tüm süresi boyunca çalkantılı bir tempoya sahip olması. Bu konuda kararlı bir tutum sergilenememiş olunması filmi bazı sahnelerde düşürse de, sahip olduğu diğer artılar bu durumu rahatça kapatıyor demek pek de yanlış olmaz. Sonuç olarak, Kırımlı için haftanın en iddialı yapımlarından biri demek, hak edilmiş bir yorum olur. Güzel uyarlanmış ve oldukça uğraşılmış senaryosu ve görselliği, barındırdığı küçük hataların üstünü örtüyor. Bir de en önemlisi, savaş dönemini anlatan bir film olarak sürekli ajitasyona bağlamıyor ve bu konuda seyirciye oynamıyor.

Yazar Puanı

Puan - 68%

68%

68

Kırımlı için haftanın en iddialı yapımlarından biri demek, hakedilmiş bir yorum olur. Güzel uyarlanmış ve oldukça uğraşılmış senaryosu ve görselliği, barındırdığı küçük hataların üstünü örtüyor ve seyirciye oynamıyor.

Kullanıcı Puanları: 4.24 ( 8 votes)
68
Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi