Kırılma Noktası, bir yeniden çevrim (remake) olduğu göz önünde bulundurularak, salt bir film değerlendirmesinin yanı sıra, karşılaştırmalı bir değerlendirmeye de tabi tutulmalıdır. 1991 yılında Kathryn Bigelow’un yönetmenliğini yaptığı film kült filmler arasında yerini alır. Keanu Reeves henüz bu denli bir başarıyı elde edemediği dönemlerde Johnny Utah karakterine hayat verir. Büyük kitleler tarafından sevilen Kırılma Noktası, Patrick Swayze (Bodhi) ve Keanu Reeves’e (Utah) büyük başarı kazandırır.

Kırılma Noktası (1991), yeni FBI ajanının uzun süredir devam eden soygun davasında çalışmaya başlaması sonucunda gizli göreve çıkmasıyla beraber, başta sörf olmak üzere extreme sporlarla uğraşan bir grup suçlunun arasında yaşamaya başlamasını konu eder. Bu grup sisteme karşı bir duruş sergileyerek Amerikan başkanlarının maskeleriyle bankalara soygunlar düzenler; ancak sisteme karşı geldikleri eylemlerinde ele geçirdikleri parayla ne yaptıklarına dair filmde fazla bir ayrıntı yoktur. Filmin içerisinde yer alan aşk hikayesiyse daha merkezde konumlandırılır.

Kırılma Noktası (2015), ilk filme nazaran daha farklı bir yola girmiş gibi görünüyor. Öncelikle filmin senaryosu çok daha sistematik bir şekle büründürülerek işlenmiş. FBI’ın işin içinde bulunduğu film ve dizilerle alıştığımız olayı aşama aşama çözme, maddelerin üzerini çizme ve yeni bir varsayıma ulaşma gibi klişeler bu filmde bana kalırsa oldukça yerinde ve başarılı kullanılmış. Ozaki’nin 8 denemesi adı verilen yol, extreme sporlarla uğraşan insanların yapılması çok zor olan 8 denemenin her birini yaparak nirvanaya ulaşmasıyla sonuçlanır. Ancak bu yolda doğanın kendisine verdiklerinin farkında olan bireyler, doğaya ondan alınanı geri verme güdüsüyle güdülenirler. Bu yolla daha farklı bir kuruluma kapı aralayan film, öncülüne kıyasla daha ruhani bir boyuta evrilir gibidir. Bu evrilmeyi Samsara karakterinin Tyler’dan daha farklı yapılandırılmış olması da destekler niteliktedir. Bu kez, 8 denemeyi gerçekleştirirken Bodhi’nin soydukları banka ya da patlattıkları madenlerle ilgili ne yaptıklarına dair daha kesin bilgilere sahibizdir. Filmin sunduğu muhteşem görsel şovlarla paraları insanlara dağıttıklarına ya da madenleri doğaya geri verdiklerine tanık oluruz. İlk filmden farklı olarak yan karakterler soygun sırasında gerçekleşen çatışmada değil herbiri birbirinden zor olan sekiz adımın denemelerinde hayatlarını kaybederler. Utah da FBI’ya tam olarak kabul edilmemiş geçmişinde extreme sporlarla uğraşmış genç bir ajan adayı olarak Bodhi’lerin grubuna karışır. Filmin bu yönden beni daha fazla ikna ve tatmin ettiğini söyleyebilirim ancak Kırılma Noktası, vermeye çalıştığı bu öğretiye uygun davranmayı reddetmesiyle puanını bir hayli düşürüyor. Peki nedir bu zıt tutumlar?

Doğanın yasalarıyla insanın yasalarını çok daha keskin bir çizgiyle çizerek karşı karşıya getiren film, öncülünün aksine insan yasalarının tarafında yerini alıyor. Bu da filmin aşılamaya çalıştığını tüm bu felsefeyi yerle bir ediyor. 1991 yapımı Kırılma Noktası, Utah’ın FBI rozetini atması yani ondan vazgeçmesiyle sonuçlanırken yeni Utah tüm bu olanların sonucunda o rozeti kazanıyor. Filmin tuttuğu tarafın tamamen insan yasaları oluşuysa dakikalarca gösterdiği ve yararlandığı doğaya adeta bir ihanet niteliği taşıyor.

Kırılma Noktası ve Ekosentrizm

Homo Neanderthal ve Homo Erectus’ların doğanın bir parçası olarak yaşamalarının aksine Homo Sapiens’in yaşadığı bilişsel devrimle birlikte kendisini doğadan ayırarak hükmeden konumuna gelmesi, doğaya verdiği zararın içine hapsolmasıyla sonuçlanır. Bugün modernizmle birlikte ilerleme ve düzen düşünceleri o kadar üst boyutlara ulaşmıştır ki, içinde yaşadığımız doğayı yaşanabilir kılmayı geçmiş artık doğadan yol kenarında gözümüze hoş görünmesi adına camiler, kelebekler çizer olmuşuz. Modern insanın özünü kaybedişine bir tepki olarak değerlendirilebilecek olan Ozaki’nin 8 denemesi, insanın doğa karşısındaki acizliğini görebilmesi adına önemli bir yaklaşımdır. Ancak yine bir şekilde doğayı yenmeye dayanmasıyla ekosentrik olmaktan ziyade egosentrik bir tutumdur. Doğayla bir bütün olarak yaşamak ne ona karşı savaşmak ne de onu değiştirmeye çalışmaktır aksi ise her türlü insanın kendi egosuna yenik düşüşünün bir başka temsili olacaktır.

Tüm bunların yanı sıra görüntü yönetmenliğinden gelen Ericson Core, yeteneğini konuşturarak filmde soluksuz izlenecek görüntülere imza atmış. Muhteşem doğa manzaralarına tanıklık ettiğimiz filmde birçok extreme spor örneği kullanılmış ve her biri izleyeni hayran bırakacak şekillerde detaylandırılmış. Farklı kıtalarda uzun süreli çekimlerin yapıldığı Kırılma Noktası, yeşil perdeden olabildiğince kaçınması ve verilen emek sebebiyle alkışı hak ediyor. Edgar Ramirez (Bodhi) ve Luke Bracey (Utah)’nin de başarılı performanslar sergilediği filmde yine bir kadın temsili sorunu görüyoruz. Samsara karakterini canlandıran Teresa Palmer’ın erkek arkadaşları dağlardan kaymaya, uçaklardan atlamaya giderken her nedense bir kadın olarak Samsara evde oturuyor ve hatta bir kayanın üzerine çıkarak onların yolunu gözlüyor. Bunu da bir umut sonradan gelmesi muhtemel twistlere bağlayabiliriz.

Sonuç olarak ilk filmin felsefesini daha da ileri taşır gibi görünse de Kırılma Noktası, ters köşe yaparak tamamen sisteme hizmet eden bir filme dönüştürülmüş. Bu tutarsızlıklar bir kenara bırakıldığında vizyonda keyifle izlenebilecek, seyir kalitesi yüksek bir film olarak değerlendirilebilir.

Kırılma Noktası, bir yeniden çevrim (remake) olduğu göz önünde bulundurularak, salt bir film değerlendirmesinin yanı sıra, karşılaştırmalı bir değerlendirmeye de tabi tutulmalıdır. 1991 yılında Kathryn Bigelow’un yönetmenliğini yaptığı film kült filmler arasında yerini alır. Keanu Reeves henüz bu denli bir başarıyı elde edemediği dönemlerde Johnny Utah karakterine hayat verir. Büyük kitleler tarafından sevilen Kırılma Noktası, Patrick Swayze (Bodhi) ve Keanu Reeves’e (Utah) büyük başarı kazandırır. Kırılma Noktası (1991), yeni FBI ajanının uzun süredir devam eden soygun davasında çalışmaya başlaması sonucunda gizli göreve çıkmasıyla beraber, başta sörf olmak üzere extreme sporlarla uğraşan bir grup suçlunun arasında yaşamaya başlamasını konu eder. Bu grup sisteme karşı bir duruş sergileyerek Amerikan başkanlarının maskeleriyle bankalara soygunlar düzenler; ancak sisteme karşı geldikleri eylemlerinde ele geçirdikleri parayla ne yaptıklarına dair filmde fazla bir ayrıntı yoktur. Filmin içerisinde yer alan aşk hikayesiyse daha merkezde konumlandırılır. Kırılma Noktası (2015), ilk filme nazaran daha farklı bir yola girmiş gibi görünüyor. Öncelikle filmin senaryosu çok daha sistematik bir şekle büründürülerek işlenmiş. FBI’ın işin içinde bulunduğu film ve dizilerle alıştığımız olayı aşama aşama çözme, maddelerin üzerini çizme ve yeni bir varsayıma ulaşma gibi klişeler bu filmde bana kalırsa oldukça yerinde ve başarılı kullanılmış. Ozaki’nin 8 denemesi adı verilen yol, extreme sporlarla uğraşan insanların yapılması çok zor olan 8 denemenin her birini yaparak nirvanaya ulaşmasıyla sonuçlanır. Ancak bu yolda doğanın kendisine verdiklerinin farkında olan bireyler, doğaya ondan alınanı geri verme güdüsüyle güdülenirler. Bu yolla daha farklı bir kuruluma kapı aralayan film, öncülüne kıyasla daha ruhani bir boyuta evrilir gibidir. Bu evrilmeyi Samsara karakterinin Tyler’dan daha farklı yapılandırılmış olması da destekler niteliktedir. Bu kez, 8 denemeyi gerçekleştirirken Bodhi’nin soydukları banka ya da patlattıkları madenlerle ilgili ne yaptıklarına dair daha kesin bilgilere sahibizdir. Filmin sunduğu muhteşem görsel şovlarla paraları insanlara dağıttıklarına ya da madenleri doğaya geri verdiklerine tanık oluruz. İlk filmden farklı olarak yan karakterler soygun sırasında gerçekleşen çatışmada değil herbiri birbirinden zor olan sekiz adımın denemelerinde hayatlarını kaybederler. Utah da FBI’ya tam olarak kabul edilmemiş geçmişinde extreme sporlarla uğraşmış genç bir ajan adayı olarak Bodhi’lerin grubuna karışır. Filmin bu yönden beni daha fazla ikna ve tatmin ettiğini söyleyebilirim ancak Kırılma Noktası, vermeye çalıştığı bu öğretiye uygun davranmayı reddetmesiyle puanını bir hayli düşürüyor. Peki nedir bu zıt tutumlar? Doğanın yasalarıyla insanın yasalarını çok daha keskin bir çizgiyle çizerek karşı karşıya getiren film, öncülünün aksine insan yasalarının tarafında yerini alıyor. Bu da filmin aşılamaya çalıştığını tüm bu felsefeyi yerle bir ediyor. 1991 yapımı Kırılma Noktası, Utah’ın FBI rozetini atması yani ondan vazgeçmesiyle sonuçlanırken yeni Utah tüm bu olanların sonucunda o rozeti kazanıyor. Filmin tuttuğu tarafın tamamen insan yasaları oluşuysa dakikalarca gösterdiği ve yararlandığı doğaya adeta bir ihanet niteliği taşıyor. Kırılma Noktası ve Ekosentrizm Homo Neanderthal ve Homo Erectus’ların doğanın bir parçası olarak yaşamalarının aksine Homo Sapiens’in yaşadığı bilişsel devrimle birlikte kendisini doğadan ayırarak hükmeden konumuna gelmesi, doğaya verdiği zararın içine hapsolmasıyla sonuçlanır. Bugün modernizmle birlikte ilerleme ve düzen düşünceleri o kadar üst boyutlara ulaşmıştır ki, içinde yaşadığımız doğayı yaşanabilir kılmayı geçmiş artık doğadan yol kenarında gözümüze hoş görünmesi adına camiler, kelebekler çizer olmuşuz. Modern insanın özünü…

Yazar Puanı

Puan - 55%

55%

İlk filmin felsefesini daha da ileri taşır gibi görünse de Kırılma Noktası, ters köşe yaparak tamamen sisteme hizmet eden bir filme dönüştürülmüş. Bu tutarsızlıklar bir kenara bırakıldığında vizyonda keyifle izlenebilecek, seyir kalitesi yüksek bir film olarak değerlendirilebilir.

Kullanıcı Puanları: 3.28 ( 8 votes)
55
Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi