Array ( [0] => 9 [1] => 38 [2] => 7467 [3] => 10 [4] => 832 [5] => 11 [6] => 1237 [7] => 1875 [8] => 1125 [9] => 15422 [10] => 12794 [11] => 13 [12] => 708 [13] => 7468 [14] => 14 [15] => 208 [16] => 15421 [17] => 1859 [18] => 15423 ) test Array ( [0] => 1125 [1] => 12794 [2] => 2692 ) test Array ( [0] => Array ( [name] => Gerilim [link] => http://www.filmloverss.com/kategori/turler/gerilim/ ) [1] => Array ( [name] => Komedi [link] => http://www.filmloverss.com/kategori/turler/komedi/ ) )
Yumuşak Kalpler
Kind Hearts and Coronets
1949 - Robert Hamer
106
İngiltere
Senaryo Roy Horniman (roman), Robert Hamer, John Dighton
Oyuncular Dennis Price, Alec Guinness, Valerie Hobson
Özge Yağmur
Sadece Alec Guinness’in ders niteliğindeki performansı için bile izlenmesi gereken bu ealing komedi filmi, sinema tarihinin en iyi seri cinayet filmlerinden biri olarak günümüzdeki değerini de korur.

Kind Hearts and Coronets

Chalfont Dükü’nün küçük kızı, fakir bir İtalyan şarkıcıyla kaçınca ailesi onu reddeder. Doğduğu gün babasını kaybeden Louis, annesinin soylu ailesi D’Ascoyne’lerin onları yok saydığı bir ortamda büyümek zorunda kalır. Annesi, son nefesine kadar oğlunun geleceğini kurtarmaya çalışır, maddi destek ister ama her seferinde reddedilir. Son arzusunu yerine getiremeyip onu bir banliyö mezarlığına gömmek zorunda kalan ve hayatını küçük bir tuhafiyecide kurtarmaya çalışan Louis, intikam yemini eder. Gururu incinen genç adam, kendisi ile aile unvanı arasındaki her türlü engeli ortadan kaldırarak hakkını elde etmeye kararlıdır.

Aristokrasinin çürümüşlüğünü atlamalı bir kurgu, flashback mantığı ve yer yer eğlenceli, genel çerçevedeyse kara film havasında ele alan filmin yönetmen koltuğunda Robert Hamer oturuyor. Kind Hearts and Coronets’in, Welles’in Citizen Kane’ini aratmayan siyah beyaz sinematografi kalitesinin yanı sıra bir diğer dikkat çekici özelliği, Alec Guinness’in dönemi içinde değerlendirdiğimizde mucizevî makyaj teknikleri ve olağanüstü performansıyla biri kadın tam 8 karakteri canlandırmış olması diyebiliriz. Star Wars serisindeki Obi-Wan Kenobi rolüyle tanınan ve bu durumdan rahatsızlığını hayattayken de defalarca dile getiren Guinness’in bu tavrını, sadece filmdeki oyunculuk yeteneğinin yelpazesini ve derinliğini görünce bile anlamak mümkün. Guinness, o yıllarda Akademi tarafından gözardı edilse de “yardımcı oyuncu” kavramına bambaşka bir boyut kazandırıyor.

Louis karakterine özellikle değinmek gerekirse; çok iyi bir gözlemci ve ince düşünen kusursuz bir katil olan genç adam, Edward döneminin hakkını verircesine olağanüstü kayıtsız bir tavra bürünerek filmin genel atmosferini büyük ölçüde etkiliyor. George Orwell’ın ünlü makalesi “Decline of the English Murder” referans alınarak çizilmiş profiliyle karakter; orta sınıf üyesi, gururu incinmiş ve unvanının peşinde biri olarak kanlı plânlarını uygulamaya başlar. Öldürdüğü her aile ferdinin ardından isim karaladığı bir soy ağacı vardır. “Chalfont Dükü” unvanını elde edebilmek için ailesinin tüm erkeklerini ortadan kaldırmalı ve D’Ascoyne soyadına sahip bir kadınla evlenmelidir. Louis planını uygulamaya metresiyle kaçamak yapan bir kuzeniyle başlar. Daha sonra fotoğrafçı kuzeni, din adamı amcası, kadın hakları savunucusu halası, asker amcası ve denizci diğer amcası şüpheli ölümleriyle ortadan kalkmıştır. Aristokrasiyle alay eden olay örgüsü, finaldeki ince dokunuşlarla da politik tavrını vurgular. Louis’in işlediği onca cinayetten değil de, işlemediği bir cinayetten hüküm giyip idama mahkum edilmesi önemli eleştirilerden biridir.

Louis’in kadın karakterlerle arasındaki ilişki de dikkate değer söylemler barındırır. Ahlak sınırlarını ihlal eden bir tavırla, biri olmadığında diğerinin de bir önemi olmadığını söyleyen Louis, kadınlara genellikle ihtiyacı olduğunda yaklaşır. Deyim yerindeyse soylu da olsa bir kadının varlığı erkeği var eden ve onu harekete geçiren itici gücü oluşturur. Bu sosyal nitelikli eleştiri, Kind Hearts and Coronets’e adını veren şiire yapılmış bir gönderme olarak karşımıza çıkar. Toplumda para ve pozisyon olarak iyi bir konuma sahip dul bir eş olan Edith D’Ascoyne (Valerie Hobson)’un da bir sahnede dile getirdiği gibi; “Yumuşak kalpler taçlardan fazladır. Ve saf inanç da Norman kanından.” Viktorya dönemi şairi Alfred Lord Tennyson’ın bir şiirinden alıntılanan bu dizeler, o dönemin etkileri üzerine önemli birer eleştiri görevi görerek, özellikle kadınlara cinsel anlamda vurulmuş darbeleri hedef almış. Louis’in sevgi duyduğu ve zamanla elde ettiği güçle birlikte etkisini içinde dönüştürmüş olduğu Sibella (Joan Greenwood) ise finale kadar sempatik ama zayıf bir karakter olarak karşımıza çıkarak filmin savunmuş olduğu bu tezi arka planda destekler pozisyondadır.

Louis Mazzini’nin idam edilmeden bir gün önce yazmaya başladığı anı kitabından yola çıkarak hatırlamaya başladığı geçmişini konu alan filmde, senaryonun sivri mizahı, oyuncuların ustalığı ve yönetmenin zarafeti özellikle ironik finaliyle sinema tutkunu herkese büyüleyici bir deneyim vadeder. Sadece Alec Guinness’in ders niteliğindeki performansı için bile izlenmesi gereken bu ealing komedi filmi, sinema tarihinin en iyi seri cinayet filmlerinden biri olarak günümüzdeki değerini de korur.



MAİLİNİZ VAR
Sinema dünyasından son haberlere herkesten önce
ulaşmak için mail listemize üye olabilirsiniz.
Üye Ol