Gerçek hayatta da bir internet fenomeni olan Rémi Gaillard’nın kendisini canlandırdığı ve yönetmen koltuğunda Raphaël Frydman’in oturduğu Kim Takar (What The F*uck), bir çoğu internette de bulunan şaka videolarının toplu kolajı üzerinden ufak bir hikaye anlatan oldukça farklı ve bir o kadar da başarılı bir film.

Rémi Gaillard, üç yakın arkadaşı ve ekibe dahil olmak isteyen genç bir delikanlıyla birlikte sadece Fransa’da değil dünyanın dört bir yanında önceden uzun uzadıya planlanıp hazırlanılmış inanılmaz yaratıcı şakalar yapmaktadır. Bu şakaların arkasındaki esas yaratıcı olan Rémi öylesine meşhurdur ki onu gören herkes fotoğraf çektirmek ister. Fakat sevgilisi bu durumdan ve ona vakit ayırmamasından şikayetçidir. Sonunda resti çekip onu terk eder. Ardından üç yıl sonrasına gideriz. Rémi sevgilisiyle evlenmiş, sıkıcı bir iş bulmuş ve şehir dışındaki bir eve taşınmıştır. Bu tekdüze hayatına rağmen geçmişin anıları hala tazedir fakat bunları bastırır. Ta ki ekibe girmek için can atan genç delikanlı beklenmedik bir şey yapana dek.

Filmin öyle çok da farklı bir hikayesi yok aslında. Klasik çocukluk peşinde koşup toplumun beklediği sorumlulukları yerine getirmeyen bir adam. Bu adamın yola gelişi ama sonunda asıl mesajın verildiği hep çocuk kalabilme sahnesi. Peki Kim Takar bu klasik hikayeden yola çıkmasına rağmen başarıyı nasıl yakalıyor? İşte burada filmi kurtaran şeylerin başında Rémi Gaillard’nın gerçekte yaptığı şakalardaki etkileyici mizansen unsuru geliyor. Zaten filmin yaklaşık yarısını oluşturan videolardan kolaj bölümü, Kim Takar’ın başarısını zirveye taşıdığı yer.

Bir de filme yapısı itibariyle farklı bir açıdan yaklaşmak mümkün. Çünkü bahsettiğimiz video kolajları düz bir sırayla gösterilmiyor. Belli kurgusal tekniklere tabi tutulmuşlar. Bu da bu videoları filmin sahneleriyle bir ilişki içine sokarken aynı zamanda gerçek olmalarından mütevellit belgesel-kurgu formatına temaslarda bulunuyor. Haliyle elimizde, sıradan bir hikayeyi yalnızca mizansenle kurtaran değil aynı zamanda deneysel sayılabilecek bir tarzla farklı bir şeyler yakalamaya çalışan bir iş var.

Değinilmesi gereken temel husus aslında filmin aynı zamanda çıkış noktası olan Rémi Gaillard’nın mizanseni. Çünkü burada bahsettiğimiz şakalar öyle pek de sıradan şeyler değil. Farklı sanat dallarını,  tarihi ve etnik sosyokültürü; çarpıcı karamizah anlayışı ve sistemler üstü anarşist bir yaklaşımla ele alan bu mizansen unsurları haliyle altında barındırdığı bu genel kültür öğeleriyle başlı başına söylemlere dönüşüyorlar. Fakat  bunu yaparken temeli olan yaratıcılığı elden bırakmayarak ve en ufak bir şekilde dahi didaktik olmayarak yoluna devam edebilmesi, esas başarısı.

Filme dair getirilebilecek eleştiriler aslında zaten uzun uzadıya bahsettiğimiz başarılı konuların dışında kalan neredeyse her şey. Derinliksiz, haliyle de çoğu zaman tiplemeye kayan karakterler, video kolajlarıyla tutarlılığı sağlayabilmek için gerçekliğin klişelere kurban edildiği, yazılı senaryosu olan esas hikaye, videolardaki didaktik dışı söylemlerin aksine fazlasıyla didaktik öge temelindeki yan hikayeler vs.

 Kim Takar her şeyden öte sıra dışı bir deneyim. Bu kuşku götürmez bir gerçek. Özellikle video kolajları kesinlikle çok başarılı. Ama sinematik kurgunun girdiği bölümler fazlasıyla sönük ve yer yer kötü ki burada yönetmen Raphaël Frydman’in şakalardaki mizanseni iyi analiz etmediği açık bir şekilde belli. Ama film için söyleyebileceğim şey özellikle son dönemde artık aynı şeyler üzerinde dönüp dolaşan ve aynı bayat, bel altı esprilere dayanan komedi filmlerinden sonra çölde bir vaha gibi geldiği.

Gerçek hayatta da bir internet fenomeni olan Rémi Gaillard’nın kendisini canlandırdığı ve yönetmen koltuğunda Raphaël Frydman’in oturduğu Kim Takar (What The F*uck), bir çoğu internette de bulunan şaka videolarının toplu kolajı üzerinden ufak bir hikaye anlatan oldukça farklı ve bir o kadar da başarılı bir film. Rémi Gaillard, üç yakın arkadaşı ve ekibe dahil olmak isteyen genç bir delikanlıyla birlikte sadece Fransa’da değil dünyanın dört bir yanında önceden uzun uzadıya planlanıp hazırlanılmış inanılmaz yaratıcı şakalar yapmaktadır. Bu şakaların arkasındaki esas yaratıcı olan Rémi öylesine meşhurdur ki onu gören herkes fotoğraf çektirmek ister. Fakat sevgilisi bu durumdan ve ona vakit ayırmamasından şikayetçidir. Sonunda resti çekip onu terk eder. Ardından üç yıl sonrasına gideriz. Rémi sevgilisiyle evlenmiş, sıkıcı bir iş bulmuş ve şehir dışındaki bir eve taşınmıştır. Bu tekdüze hayatına rağmen geçmişin anıları hala tazedir fakat bunları bastırır. Ta ki ekibe girmek için can atan genç delikanlı beklenmedik bir şey yapana dek. Filmin öyle çok da farklı bir hikayesi yok aslında. Klasik çocukluk peşinde koşup toplumun beklediği sorumlulukları yerine getirmeyen bir adam. Bu adamın yola gelişi ama sonunda asıl mesajın verildiği hep çocuk kalabilme sahnesi. Peki Kim Takar bu klasik hikayeden yola çıkmasına rağmen başarıyı nasıl yakalıyor? İşte burada filmi kurtaran şeylerin başında Rémi Gaillard’nın gerçekte yaptığı şakalardaki etkileyici mizansen unsuru geliyor. Zaten filmin yaklaşık yarısını oluşturan videolardan kolaj bölümü, Kim Takar’ın başarısını zirveye taşıdığı yer. Bir de filme yapısı itibariyle farklı bir açıdan yaklaşmak mümkün. Çünkü bahsettiğimiz video kolajları düz bir sırayla gösterilmiyor. Belli kurgusal tekniklere tabi tutulmuşlar. Bu da bu videoları filmin sahneleriyle bir ilişki içine sokarken aynı zamanda gerçek olmalarından mütevellit belgesel-kurgu formatına temaslarda bulunuyor. Haliyle elimizde, sıradan bir hikayeyi yalnızca mizansenle kurtaran değil aynı zamanda deneysel sayılabilecek bir tarzla farklı bir şeyler yakalamaya çalışan bir iş var. Değinilmesi gereken temel husus aslında filmin aynı zamanda çıkış noktası olan Rémi Gaillard’nın mizanseni. Çünkü burada bahsettiğimiz şakalar öyle pek de sıradan şeyler değil. Farklı sanat dallarını,  tarihi ve etnik sosyokültürü; çarpıcı karamizah anlayışı ve sistemler üstü anarşist bir yaklaşımla ele alan bu mizansen unsurları haliyle altında barındırdığı bu genel kültür öğeleriyle başlı başına söylemlere dönüşüyorlar. Fakat  bunu yaparken temeli olan yaratıcılığı elden bırakmayarak ve en ufak bir şekilde dahi didaktik olmayarak yoluna devam edebilmesi, esas başarısı. Filme dair getirilebilecek eleştiriler aslında zaten uzun uzadıya bahsettiğimiz başarılı konuların dışında kalan neredeyse her şey. Derinliksiz, haliyle de çoğu zaman tiplemeye kayan karakterler, video kolajlarıyla tutarlılığı sağlayabilmek için gerçekliğin klişelere kurban edildiği, yazılı senaryosu olan esas hikaye, videolardaki didaktik dışı söylemlerin aksine fazlasıyla didaktik öge temelindeki yan hikayeler vs.  Kim Takar her şeyden öte sıra dışı bir deneyim. Bu kuşku götürmez bir gerçek. Özellikle video kolajları kesinlikle çok başarılı. Ama sinematik kurgunun girdiği bölümler fazlasıyla sönük ve yer yer kötü ki burada yönetmen Raphaël Frydman’in şakalardaki mizanseni iyi analiz etmediği açık bir şekilde belli. Ama film için söyleyebileceğim şey özellikle son dönemde artık aynı şeyler üzerinde dönüp dolaşan ve aynı bayat, bel altı esprilere dayanan komedi filmlerinden sonra çölde bir vaha gibi geldiği.
Puan - 76 / 100

7.6

Kim Takar için söyleyebileceğim şey özellikle son dönemde artık aynı şeyler üzerinde dönüp dolaşan ve aynı bayat, bel altı esprilere dayanan komedi filmlerinden sonra çölde bir vaha gibi geldiği.

Kullanıcı Puanları: 4.9 ( 1 votes)
8
Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi