Atıf Yılmaz’ın ve haliyle Yeşilçam’ın unutulmazlarından biri olarak görülen Kibar Feyzo, hem inanılmaz oyuncu kadrosu hem de kuvvetli sistem eleştirisini  güldürü yapısı içine ustalıkla yedirişi ile defalarca izlenilen ve replik ezberlettiren bir klasik. Çekimleri Rehyanlı’da yapılan 1978 yapımı filmin kadrosunda Kemal Sunal, Müjde Ar, Adile Naşit, Şener Şen, İlyas Salman, ve Erdal Özyağcılar gibi usta isimler yer alırken, senaryo da aynı zamanda Hacı Hüso karakterini canlandıran İhsan Yüce’ye ait. Akıllardan çıkması pek de mümkün olmasa da, Kibar Feyzo tezkerelerini alıp köye aynı gün dönen Feyzo (Kemal Sunal) ve Bilo’nun (İlyas Salman) Gülo (Müjde Ar) ile evlenmek istemeleri üzerine giriştikleri başlık parası kavgası ile başlayıp köyden sürülmeler ve kentte cebelenmeler arasında dokunan mekikten Maho Ağa’nın (Şener Şen) faşizmine karşı omuz omuza duruşa uzanan bir hikayedir. Film köy-kent, kadın-erkek ve sınıf ikiliklerini ince işleyip ironilerini de kendi içlerinde ve birbirleriyle çatıştırıvererek sunarken mizahın gücünün nelere kadir olduğunu da hatırlatmış olur ve Yeşilçam politik güldürü geleneğinin en nadide örneklerinden biri olarak ölümsüzleşir.

Kibar Feyzo: Siz Söyleyin Suç Kimde?

Kibar Feyzo bir yargılama hikayesi olarak Feyzo’nun hakim karşısında başından geçenleri anlatmasıyla başlar. Olayların askerlik dönüşüyle açılması bu açıdan manidardır: Erkeklik çanları Feyzo ve Bilo için tüm gücüyle çalmaya başlar. Bir anda koşmaya, ‘kızı kapmak’ için yarışmaya başlarlar. Erkeklik beklentilerinin karşılanması, tezkere alır almaz biriktirilen para ve Ağa’nın düsturuyla kızı almak ve soyu devam ettirmek zorunluluktur.“Ben istemişem”, “parayla değil mi” tartışmaları sürerken aralarında insan ister istemez kadın olmanın zorluklarını da hatırlar. Bir tek sesi çıkan kadın, baba boşluğunda kendine nefes alanı açabilen Feyzo’nun annesi Sakine’dir (Adile Naşit). Herkesin dili aynı derdi söylerken eldeki son para ‘karı almak’ için mi yoksa ‘öküz almak’ için mi kullanılsın diye tartışır durur ana oğul, ama Feyzo işin matematiğini kendince çözer hemen. Öküzle sürülen topraktan gelen mahsulün üçte ikisine ağa el koyarken, ömürlük sürülecek ‘karı’ daha iyi bir ‘yatırımdır’ ona göre. Kibar Feyzo kesinlikle anlaşılmadığı sürece tüyleri diken diken edebilecek söylemleri olan bir filmdir ve bana kalırsa politik metninin gücüne güvenerek yarattığı kara mizahı, ‘mal olarak kadın’ söylemi üzerinden üretilen ‘komedinin’ yarattığı rahatsız edici kahkahaları tersine çevirme gücüne sahiptir. İster gerçek ister mizah olsun, kadının erkeğin namusunun ‘objesi’, soyu için üzerinde açık arttırma yapılabilen ve kullanım hakkı ağabey desturundan teğet geçerek babadan ‘kocaya’ aktarılan bir ‘mal’ olarak görülebildiği bir toplumda, bütün eleştirilerin bu konunun kıyısından köşesinden geçmemesinin bir imkanı yok gibi. Yeniden üretilip durması en büyük problemimiz olsa da, neticede tarihte bir yerde veya bugün bir bucakta ilk özel mülk kadın olarak görülebilmişken, onun insanın yine üzerinde hak iddia etmekten çekinmediği bir öküz veya çevresine çit çekerek sahiplendiği toprağın getirdiği mahsul üzerinden anlatılması da pek tuhaf değildir ne yazık ki. Bu nedenle Kibar Feyzo’nun absürt gücü sayesinde bu söylemleri içselleştirmek yerine daha da dışa atma şansı yakalamamız filmin en büyük gücüdür. Kim bir bebeğin “nasılsa başlık parası gelecekti” düşüncesiyle satılmasını doğal karşılayabilir ki? İste başlık parasının absürtlüğü de “şehirde kalkmış”la anlatılınca Yeşilçam güldürü politikasının en önemli örneklerinden  biri haline gelir Kibar Feyzo.

Gençlerin de hepsi suskundur, derenin bir kenarında erkekler bir kenarında kadınlar sadece gözleriyle anlaşarak bu sistemin onları para temelsiz birleştirmeyeceğini söyler dururlar. Feyzo ile Gülo’nun aşkını da ancak hikaye dışı olarak sunulan şarkılarla dile dökebilirler. Sonunda Hacı Hüso da can acıtsa da içe işleyen sistemin ona sunduğu ‘imkanlardan’ yararlanarak iki adamı aynı gün ‘kız istemeye’ çağırarak kızını açık arttırmaya çıkararak ‘fiyatını’ yükseğe çıkarır ve pazarlıklar sonucu Feyzo on bini peşin on bini de senet karşılığı beş taksitle, tabii Maho Ağa’nın kefilliği ile, Gülo’nun ‘kullanım hakkını’ Hacı Hüso’dan alır. Kibar Feyzo’nun ağlanacak halimize gerçekten ağlayarak güldüren ender filmlerden olmasının temelinde bu korkunç çatışma yatar. Ama bu buluşma son değil, dertlerin yeni başladığının göstergesidir. Feyzo ile Gülo düğün gününde bile kavuşamazlar. Maho Ağa’nın şapkası iktidarının en önemli sembollerindenken Feyzo’nun yeni fötr şapkası köyden sürülmesine neden olur. Zaten Gülo’yu kaybetmemek için taksitleri ödemek zorunda olan Feyzo da soluğu şehirde alır ve “ne iş olsa yapmaya başlar”. Sendikayı insanları bir arada tuttuğunu bildiği tek şey memleket bağıyla bir tutan Feyzo, önce hamallık yapmaya sonra da sol görüşlü siyasi duvar yazıları silerek para kazanmaya başlar. Grevi, emek ve sermaye çelişkisini, özgürlük söylemlerini ve mücadeleyi şehirde öğrenir ve ağanın gücünün işlediği feodal yapıya tehditlerle gelir her köye dönüşünde. Taksitin bitmek bilmeyen kısmını ödeyebilmek içinse para kazanmasının tek yolu hak iddia edemediği topraktan başka bir üretim faktörü bulmaktır ve köye umumi tuvalet getirir. Bu sayede “ağanın pokunun üstüne pok olur mu” repliğini hayatımıza sokmuş olur Şener Şen Maho Ağa tiplemesiyle.

Tiplemeler Yeşilçam’dan bugüne güldürünün en önemli elementlerinden olarak kullanılırken, Kibar Feyzo da din adamı ve ağa gibi tiplemelerini eleştirel bir biçimde kullanmayı ihmal etmez. Gülo’nun kardeşi Zülfo (Erdal Özyağcılar) da alışık olduğumuz tiplerden biridir. Tamamen arzu temelli, aşkla değil sistemin dayattığı amaçlarla hareket eden, sıranın ona gelmesini ve evlenmeyi bekleyen bir adamdır. Fakat Gülo ve Feyzo’nun aşkını da hiçbir aman besleyen sistem ve değerlerden bağımsız görmediğimiz ve filmde ‘gerçek aşk’ tanımı yapılmadığını düşünürsek Zülfo da bir tipleme olmaktan çıkar. Buna benzer olarak, Bülo da ezildiği sistemde ezenin yanında olmanın tek şansı olduğunu düşünenlerden biridir. Kibar Feyzo’da herkesin odağı sistemdeki minik kurtuluş ihtimallerine tutunmaktır. İster öküz olsun, ister ‘avrat’, hepsi feodal toprak ağası düzenindeki ‘değerleri’ ile arzu ekonomisindeki yerini alır. Ağaya en büyük tehdit olarak görülen Feyzo dahi en çaresiz anında hala köyü terk etmeyi değil ağa tarafından kovulmayı bekler. Köylüler tarlada çalışırken Maho Ağa ‘havuzunda’ yüzerken kanunları kendi kendini yürütür. Önce ondan düstur alınır, şehirde herkesin takabildiği şapkayı sahiplenir, köylüyle aynı tahareti kullanması düşünülebilecek bir şey bile değildir. Aldıklarını kendinden arttırdığı kadar dağıtmasıyla ‘vericidir’ ve böyle kabul edilip içselleştirilir sistem. Maho Ağa’nın ‘Faşo Ağa’ olarak karikatürize olması derdimiz olmaz bu yüzden, bu karakter o kadar şaşırtıcıdır ki en gerçek haliyle, günlük olarak deneyimlediğimiz bir karikatürdür zaten. Feyzo ile Gülo köyden kaçmasalar de sistemin içindeki isyanları kesinlikle kayda değerdir. Önce delilikle ikna ederler köylüyü beraber hayvan olurlar veya senetlerin bitmesini beklemeden sevişirler. Feyzo’nun şehirden getirdiği sloganlar da tüm köylünün ağaya karşı sesi haline geldiğinde, tüm korkular bir bir yok olmaya başlar. Köylü ne zaman ki ağalığı devam ettirmedeki rolünü görür, o zaman tahtı iyice sallanır iktidarın.

“Sen gelme ulan ayı” kentlinin köyden gelene tepkisidir, ya da en genelinde tüm ötekileştirilmiş olana karşı duyulan ön yargı, Feyzo’nun da ilk duyduğu bu olur. Kente göç sonrası kırsalı anlatan dönem filmlerinde sıkça gördüğümüz gibi, filmde de bariz bir köy-kent ayrımı elbette vardır, Fakat öte yandan çatışmasını bu inşa edilmiş ikilem üzerine kurarak yeniden üretmez ve günümüzde değeri dahi kalmayan bu yapay ayrımı sorunsalı üretim biçimleri ve iktidar ilişkileri üzerine kurarak en temeline iner. Bu sistemlerin benzerliğine, benzer dinamiklerden beslenip korunduklarına daha çok vurgu yapar. Kibar Feyzo ele aldığı güneydoğu kültürünün gerçekçi bir temsili değildir, olmaya çalıştığını söylemek de filme indirgemeci bir yaklaşım olur sanıyorum. Öteki yine ve yeniden stereotipler üzerinden anlatılır, ağızlar ya abartılı ya fazla ‘İstanbulludur’. Köy güldürülerinde bugün dahi aşamadığımız daha pek çok gerçek dışılık da her zamanki gibi mevcuttur. Yine de köyün ötekiliğinden belki de güç alan filmde en azından din eleştirisi, cinsellik, sınıf çatışmalarının omuz omuza gidebilmesi bu tartışmalara alan açılması açısından önemlidir.  Kentteki işçi hareketi ile köylünün ağaya karşı haklarını savunması gücünü ortak kalp atışlarından alır. Kibar Feyzo sadece bir köy filmi değil, bireylerin sistemden bağımsız arzularının neredeyse yer almadığı gerçek bir hikayedir. Çözümü şehirde sunmaz çünkü zaten hiçbir zaman şehri alışık olduğumu göç filmi usulü ile köye zıt bir konumda sadece illüzyon cazibelerle ya da tamamen bir kaosla sunmamıştır. Aksine kaos, sistemin kendini başka bir  bedende yürütebildiği her yerdedir ve birlikte olunmadığı sürece de varlığını sürdürecektir. Peki kimdir suçlu? Başta ne kadar ‘avrat almaya’ gücün yetmemesi üzerinden dert yansa da, Feyzo bütün dertlerin nedenini fukaralık olarak görür. Fukaralık değil de onu yaratanlara dert yanar Kibar Feyzo. Bu nedenle filmin sonu burukluktan çok büyük bir umut ışığı gibidir sanki. Faşo Ağa’yı öldürmenin bir sonuç getirmektense sistemi bitirmemesi ve üstüne yerine yeni bir ağanın gelmesi bu bitmez çilenin üzerine düşünmeye daha çok sevk eder. Feyzo’nun kanun karşısında yargılanması olmamıştır hiç filmin olayı. Feodal toplum yapısı bu filmin kendi verdiği yanıt olabilir “suç kimde” sorusuna,, ama Feyzo’nun konuşma yaptığı hakimi görmememiz yargının bizde olduğunun en büyük kanıtıdır.

Dönemin siyasi, ekonomik ve sınıfsal çatışmalarına ses çıkarmaktan ve alay ederek kahkaha yükseltmekten korku duymayan Kibar Feyzo, hem dolu alt metni hem de komedi ile trajediyi kara mizah ile yoğurarak ortaya çıkardığı yoğun deneyimle Yeşilçam’ın hafızalardan kazınması mümkün olmayan bir başyapıttır.

Yönetmen: Atıf Yılmaz

Senarist: İhsan Yüce

Yapımcı: Nahit Ataman

Müzik: Ahmet Yamacı, Cahit Berkay

Görüntü Yönetmeni: Erdoğan Engin

Stüdyo: Arzu Film

Yapım Yılı: 1978

Oyuncular: Kemal Sunal, Müjde Ar, Adile Naşit, Şener Şen, İlyas Salman, İhsan Yüce, Erdal Özyağcılar

 

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi