Arkadaşımın Evi Nerede? (Khane-ye doust kodjast?) 1987 yapımı Abbas Kiarüstemi filmidir. Film, bir köy okulunda okuyan sekiz yaşındaki Ahmet’in, yanlışıkla aldığı sıra arkadaşı Muhammet Rıza’ya ait defteri her ne pahasına olursa olsun ona ulaştırmaya çalışmasını anlatır. Arkadaşımın Evi Nerede? Köker adlı bir köyde, gerçek mekanlarda çekilmiştir. Köyün doğal yaşantısı da filme yansımıştır. Bu sebeple film eleştirmenleri tarafından Kiarüstemi’nin Ve Yaşam Sürüyor ve Zeytin Ağaçlarının Altında filmleri ile birlikte Köker Üçlemesi’ne dahil edilir. Bu üç filmin ortak özelliği, hikayelerinin aynı köyde geçmesidir. Film özellikle çocuklara bakışı açısından oldukça değerlidir. Yalın bir dille, hikayeyi çocukların gözünden anlatmayı başarmış; büyük sözler etme derdine düşmeden her şeye rağmen kendi bildiği yoldan şaşmayan Ahmet’in direngenliği ile oldukça küçük ama bir o kadar kuvvetli olan umut ışığını bu güne kadar ulaştırmayı başarmıştır.

1979 yılında İran’da gerçekleştirilen İran İslam Devrimi, ülkeyi birçok yönden etkilemiştir. Sinema da bu etkinin uzağında kalamamıştır. Aksine darbeden hemen sonra kısa bir süreliğine dahi olsa İran’da sinema yasaklanmıştır. Ardından sinemanın insanları etkileme gücünü keşfeden yönetim çeşitli kısıtlamalarla birlikte sinema filmlerinin çekilmesine ve gösterilmesine izin vermiştir. Bu kısıtlamaların kapsamının bir hayli geniş olduğunu söyleyebiliriz. Örneğin, rejime muhalif, farklı ideolojilerde filmler yapmak yasaklanmış ve sıkı bir sansür mekanizması getirilmiştir. Uzun bir süre kadınların beyazperdede görünmesine izin verilmemiş, insanları “yozluğa” ve “ahlaksızlığa” sürükleyebilecek öğeler sansürlenmiştir. Bu da İranlı film yönetmenlerini daha bireysel ve yalın hikayeleri yöneltmiş, kameralarını yetişkinlerden ziyade çocukların dünyalarına çevirmelerine sebep olmuştur. Fakat bu eğilim dönemin yönetmenlerinin ülkeden yaşananlara duyarsız kaldığı ve tamamen kendi bireysel hayatlarına odaklandıkları anlamına gelmemektedir. Aksine, anlattıkları hikayeler üzerinden dönemin toplumsal ve kültürel ortamını imgesel bir şekilde filmlerine yansıtmışlardır. Arkadaşımın Evi Nerede? filmiyle Kiarüstemi de bu eğilimdeki filmlerin oldukça güzel ve etkileyici bir örneğini seyirci ile buluşturmuştur. Film birçok festivalde gösterilmiş, Kiarüstemi’nin ve İran Sinemasının dünyada daha fazla bilinir hale gelmesini sağlamıştır.

Film, sınıf öğretmeninin küçük bir köy okulundaki uğultulu bir sınıfa girişiyle açılır. Tüm çocuklar kendi sıralarında oturmakta ve aralarında konuşmaktadırlar. Öğretmen sınıfa girer girmez söylenmeye başlar. Öğrencilerin verdiği tepkiler ya da neyi, niçin yaptıklarını umursamaz görünmektedir. Uzun bir söylevden ve geç kalan öğrencisini azarladıktan sonra ödevleri kontrol etmeye başlar. Sıra Muhammet Rıza’ya geldiğinde Rıza’nın ödevini defterine değil, bir kağıda yaptığını görür ve yine uzun bir söylev çeker. Çocuğun ödevini yapmış olmasının ya da deftere yapmama gerekçesinin öğretmen için hiçbir önemi yoktur. Onun istediğin şey, öğrencilerine verdiği ödevin kendi istediği zaman, kendi istediği şekilde yapılmış olmasıdır. Niçin istediği şekilde yapılmasını istediğininin mantıklı bir açıklamasını öğrencilerine sunmak gibi bir derdi yoktur. Bu açıklamayı yapmaya giriştiğinde ise en önemli şey olarak disiplini gösterir. Disiplin ise öğretmenin tek başına koyduğu kurallara itaat etmek anlamına gelmektedir. Öğrencilerinden kendi otoritesini mutlak olarak görmelerini ve bunu sorgulamadan kabul etmelerini istemektedir. Öğrencilerin içinde bulunduğu sosyal koşullara karşı da oldukça duyarsızdır. Dinlemeye kapalı, öğrencileri ile özne-nesne ilişkisi kuran bir öğretmen modelidir. Bu noktada “öğrettiği” konuların çocukların hayatına ne kadar değdiği de büyük bir soru işaretidir.Tüm sınıfın gözü önünde Rıza’nın ödevini yırtarak, çocuğun tüm çabasını boşa düşürür. Öğrencisinin incinmesi, sınıfın içinde ağlaması da ödevden önemli değildir. Öğretmen, bu durum bir kez daha yinelenirse Muhammet Rıza’yı okuldan atmakla tehdit eder.

Ahmet ise tüm bu yaşananlar sırasında bir gözlemci konumundadır. Konuşmalar, daha doğrusu öğretmenin monologları sırasında, bir sıra arkadaşına bir öğretmenine bakmaktadır. O anda tepki vermez fakat daha sonra içine girdiği uğraş, durumu tüm açıklığı ile idrak ettiğini ve en az Muhammet Rıza kadar etkilendiğini gösterir. Ahmet öğretmeninin antitezi gibidir. Onun aksine çevresine ve çevresindeki insanlara oldukça duyarlıdır. Bu duyarlılığın ilk emaresini filmin daha ilk başlarında görürüz. Sınıftan çıktıklarında sıra arkadaşı yere düşer ve Ahmet onun kalkmasına yardım ederek, üzerini temizler. Daha sonra eve gidip ödevini yapmak için çantasını açtığında, yanlışlıkla Rıza’nın defterini aldığını fark eder. O andan itibaren tek amacı o defteri Rıza’ye ulaştırarak okuldan atılmasını engellemektir. Fakat çevresindeki diğer yetişkinlerin öğretmeninden pek farkı yoktur. Avluda çamaşır yıkamakta olan annesi onu duymamazlıktan gelir; bir yandan ödevini yapmasını söyler bir yandan da sürekli olarak ona başka işler verir. Çocuğun tüm ikna çabaları boşa çıkar. Rıza’nıın defterini göstermesi, ödevini yapmazsa okuldan atılacağını söylemesinin hiçbir etkisi olmaz. Annesinin tepkisi “Eğer okuldan atılırsa, bunu hak etmiştir.” olur.

Annesinin tepkisi çocuğu yıldırmaz. Anne, onu ekmek almak için gönderdiğinde Rıza’nın defterini de yanına alarak sadece Posteh’te oturduğunu bildiği arkadaşının evine bulmak için yola koyulur. Fakat bu kısa bir mesafe değildir, Posteh farklı mahallelerden oluşan büyük bir yerdir. Kimse de Muhammet Rıza Memetzadeh’i tanımaz. Ahmet bulabildiği tüm ipuçlarını kullanarak arkadaşının evine ulaşmaya çalışır. Köker’e geri döner. Kapı yapan ve soyadı arkadaşınınki ile aynı olan adamla konuşabilmek için Köker’e geri döner. Burada dedesi ile karşılaşır. Dedesi ile diyalogları ve dedesinin tutmu da oldukça dikkate değerdir. O da Ahmet’in öğretmeni gibi disiplinden bahsetmektedir. Bu disiplin çocuğu azarlamayı ve yanında sigara olduğu halde ona sigara aldırmayı içerir. Yine dedenin oldukça açık bir şekilde vurguladığı gibi bu davranışının amacı amacı çocuğu otorite karşısında boyun eğen biri haline getirmektir. “Eğitimin” amacı da budur. Peşinden Köker’e geri döndüğü adam da diğer yetişkinler gibidir; onu hiçbir şekilde duymaz. Ahmet ise o adamın arkadaşının babası olduğu düşüncesiyle, sırf onunla konuşabilmek için Posteh’e geri döner. Adam önce eşeği ile giderken, Ahmet ardından koşarak ona yetişmeye çalışır. Maalesef umduğunu bulamaz ve arayışını sürdürür. Hava giderek kararmakta ve yolculuk korkutucu olmaya başlamıştır. Arkadaşının evine ulaşamayan Ahmet, artık başka çözümler üretmek zorundadır.

Film bu hali ile oldukça etkileyici ve çocukların dünyasını anlamak noktasında ufuk açıcıdır. Bu başarıda Kiarüstemi’nin Çocukların ve Gençlerin Entellektüel Gelişim Merkezi için yaptığı çalışmaların katkısı olduğu açıktır. Filmi çocukların bireyselliğini tanımayan, onları eğitilmesi gerekli varlıklar olarak gören klasik eğitim sisteminin bir eleştirisi olarak okuyabiliriz. Fakat bu bakış açısı Kiarüstemi’yi anlamak için yeterli olmayacaktır. Filmi aynı zamanda dönemin İran’ındaki siyasi ve toplumsal ortamın alegorisi olarak görmek gerekir. Söz konusu olan, halkının ihtiyaçlarına yabancı, otoriter bir yönetimdir. Bu otoriter yönetimin baskısı dönemin sinemacıları üzerinde de oldukça açık bir şekilde görülür. Filmlerin içeriğine yapılan müdahaleler ve sansür bunun kanıtı niteliğindedir. Kiarüstemi’nin bu baskıyı hissetmemesi mümkün değildir. Fakat Kiarüstemi bu ortamı karamsar bir dille anlatmak yerine küçük de olsa bir umut kapısı aralar. Bu umut ise otoriteye boyun eğmeyen, sorgulamaktan ve inandığı doğrulardan vazgeçmeyerek yeni yollar arayan zihinlerde ifadesini bulur.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi