Dünyanın en büyük “adalet dağıtıcısı” ABD, götürdüğü demokrasinin ardından Irak ve Afganistan’dan büyük oranda çekildi fakat yaşananlar hem o coğrafyadaki insanlarda, hem de görevlerini yaptıktan sonra ülkelerine dönen Amerikan askerleri üzerinde etkisini göstermeye hala devam ediyor. Vietnam’daki büyük hezimetinden bile sayısız kahramanlık öyküsü çıkartarak bunlardan onlarca epik film üreten Hollywood’un son yıllardaki yeni gözdelerinden biri de Irak’ta görev yapmış askerleri ve onların yaşadıklarını merkezine oturtan filmler. 2008 yılında yine Irak’ta görev yapan bomba imha uzmanlarının işlendiği ve En İyi Film ve En İyi Yönetmen Oscar’ları dahil pek çok ödül alan Hurt Locker’ın ardından bu senenin ‘kahraman Amerikalılar’ filmi Keskin Nişancı (American Sniper) da aday olduğu En İyi Film Oscar’ına uzanırsa kimse şaşırmayacaktır. Vatansever Amerikalıların muhtemelen izlerken zevkten dört köşe olacakları film, teknik anlamda iyi fakat genel izleyici için içerik düzeyinde oldukça rahatsız edici bir yapıda.

 ***Yazıda ‘sürpriz bozan’ vardır.***

Chris Kyle, rodeo yıldızı olmak isteyen fakat bir türlü istediği başarıyı elde edemeyen bir kovboydur. Bir gün televizyon haberlerinde bir patlamada Amerikan askerlerinin öldüğünü görmesi Chris’in tüm hayatını değiştirecek bir karar vermesine sebep olur. Orduya katılan ve aldığı eğitimden sonra Irak’a gönderilen bu vatansever Amerikalı, keskin nişancılığı sayesinde pek çok Irak’lı öldürecek, pek çok ABD askerinin hayatını kurtaracak ve kısa zamanda bir efsaneye dönüşecektir. Evinden uzakta olduğu için aile yaşantısında da sorunlar baş gösteren Chris’in Irak’tan dönmeden önce bitirmesi gereken son bir iş vardır.

ABD toplumu temelde iki grup şeklinde değerlendirilebilir. Bunlardan biri Amerikan rüyası dediğimiz modern hayatları yaşayan, dünya vatandaşı olarak nitelenen ve bireycilikleri daha yüksek kişiler iken diğer grup öz Amerikalılardır. Kovboy kimliğini sahiplenen, ABD’nin dünya bireysel silahlanma oranında en tepelerde olmasına sebep olan silah seven, muhafazakar, inançlı ve geleneksel yapısını koruyan bu Amerikalılar aslına bakılırsa toplumun çoğunluğunu oluşturmaktadır. Ulus olarak farklı milletlerin bir araya gelmesinden oluşan bir ülkede bu gruba dahil kişiler Amerikalılık bilinciyle kendilerine bir kimlik yaratmaktadırlar. Clint Eastwood’un yönetmenliğini üstlendiği Keskin Nişancı filmi de işte bu ikinci grup hedeflenerek üretilmiş, amacı çok belli, sinemada tuttuğu kesinleşmiş formüllerden oluşturulmuş hafif aksiyonlu, yer yer gerilimi yükselten bir biyografik drama.

Filmin ilk dakikalarında Chris Kyle’ın çocukluğunun ve aile yaşantısının gösterilmesi bizlere karakteri tanıma ve ileride atacağı adımları anlamlandırma adına önemli ipuçları vermektedir. Küçük yaşta kendisine silah kullanmayı öğreten, zor durumda kaldığında kurt kesilmesi gerektiğini öğütleyen ve sıkıntılı anlarda İncil’e başvurabileceğini hissettiren bir babayla beraber yetişen Chris, doğal olarak büyüdüğünde de gördüğü ve bildiği üzere bir ‘gerçek Amerikalı’ olmak istemektedir. Chris’in rodeo yapması bir tesadüf değildir. Rodeo ABD’nin en Amerikan ve en popüler “spor”larından biridir ve her eyalette yoğun bir seyirci kitlesi bulunmaktadır. Bu alanda beklediği başarıyı yakalayamayınca, içinde bulunan boşluğu ülkesine hizmet ederek doldurmak ister. Her vatansever Amerikalı gibi ülkesinden binlerce kilometre uzaktaki bir ülkede evleri basıp, insanları öldürerek ülkesini korumak büyük bir gurur kaynağıdır Chris için. Yaptığı görev uğruna kadınları ve çocukları, öldürmesi gerektiği için öldürüyor çünkü o kişiler korumakla yükümlü olduğu takım arkadaşlarının hayatını tehlikeye atmakta. Yönetmen bu noktada farklı sahnelerde karakterin canavarlaşmadığını, tereddütlerini, insani duygularını koruduğunu ve yaptığı hareketlerin sonrasını ve nelere yol açacağını düşündüğünü gösteriyor. Fakat Chris’in Iraklı muhafızlara yardım eden Suriye’li, olimpiyatlarda atıcılıkta altın madalya sahibi bir keskin nişancıyı öldürmek için içine girdiği kişisel mücadele, aslında bütün bu olanların görev ve vatanseverlikten ziyade daha kişisel bir amaca, hırsa hizmet ettiğini istemeden de olsa bizlere söylüyor. Sonunda daima kazanan ABD olduğuna göre bu ikili mücadelenin de galibinin bize arınmayı (katarsis) yaşatacak olan Chris olması pek şaşırtıcı değil.

Toplamda 4 defa Irak’a göreve giden ve burada kaldığı yaklaşık 1000 gün boyunca 160’tan fazla insan öldüren Chris’in ABD’de ailesiyle beraber olduğu zamanlardaki psikolojisinin perdeye yansıtılması oldukça etkileyiciydi. Etrafındaki sesleri sürekli çatışma bölgesindeki seslere benzeten Chris, günlük yaşama alışmakta oldukça ciddi problemler yaşamaktadır. Fakat elimizdeki karakter bir kahraman olduğuna göre bu yaşadıkları problem de uzun süre devam etmeyecektir ve Chris savaşlarda gazi olan askerler ile ilgilenerek hayata tekrar karışmaya, eşi için ideal eş, çocukları için de sevecen baba rolüne çok zaman kaybetmeden geri dönecektir. Filmin belki de en büyük sorunu bütün o yaşanmışlıklardan, ölümlerden, yaralanmalardan ve savaşın kötülüğünden herhangi bir ders almayan ana karakteri Chris. Aynı babası gibi oğluna silah kullanmayı öğreten Chris de muhtemelen ileride bir rodeo yıldızının ya da orduya hizmet edecek bir askerin babası olma hayalleri kurmaktadır. “Başladığımız yere geri döndük, yaşananlardan ders almadık, savaş güzeldir ve en büyük ABD”.

Çatışma sahnelerinin ünlü konsol oyunu Call of Duty’den öteye geçemediği, görsel düzeyde kalıplaşmış yöntemleri kullanarak ilerleyen Keskin Nişancı, ABD toplumu dışında pek kimse tarafından ilgi görmeyecek bir film. Bradley Cooper’ın her geçen gün içine girdiği karakterleri daha iyi canlandırması sevindiriciyken, keşke canlandırdığı karakter bu kadar düz ve tek taraflı olmasaymış demekten kendimizi alamıyoruz. Savaşı ve silahlanmayı öven, orta düzey milliyetçi bir Amerikan filminden fazlası değil Keskin Nişancı. Akademi umarım bu tarz ucuz ve niyeti belli filmlere En İyi Film Oscar’ını vermekten vazgeçer ve diğer kategorilerde olduğu gibi gerçek sinemayı ödüllendirmeye devam eder.

Dünyanın en büyük “adalet dağıtıcısı” ABD, götürdüğü demokrasinin ardından Irak ve Afganistan’dan büyük oranda çekildi fakat yaşananlar hem o coğrafyadaki insanlarda, hem de görevlerini yaptıktan sonra ülkelerine dönen Amerikan askerleri üzerinde etkisini göstermeye hala devam ediyor. Vietnam’daki büyük hezimetinden bile sayısız kahramanlık öyküsü çıkartarak bunlardan onlarca epik film üreten Hollywood’un son yıllardaki yeni gözdelerinden biri de Irak’ta görev yapmış askerleri ve onların yaşadıklarını merkezine oturtan filmler. 2008 yılında yine Irak’ta görev yapan bomba imha uzmanlarının işlendiği ve En İyi Film ve En İyi Yönetmen Oscar’ları dahil pek çok ödül alan Hurt Locker’ın ardından bu senenin ‘kahraman Amerikalılar’ filmi Keskin Nişancı (American Sniper) da aday olduğu En İyi Film Oscar’ına uzanırsa kimse şaşırmayacaktır. Vatansever Amerikalıların muhtemelen izlerken zevkten dört köşe olacakları film, teknik anlamda iyi fakat genel izleyici için içerik düzeyinde oldukça rahatsız edici bir yapıda.  ***Yazıda ‘sürpriz bozan’ vardır.*** Chris Kyle, rodeo yıldızı olmak isteyen fakat bir türlü istediği başarıyı elde edemeyen bir kovboydur. Bir gün televizyon haberlerinde bir patlamada Amerikan askerlerinin öldüğünü görmesi Chris'in tüm hayatını değiştirecek bir karar vermesine sebep olur. Orduya katılan ve aldığı eğitimden sonra Irak'a gönderilen bu vatansever Amerikalı, keskin nişancılığı sayesinde pek çok Irak’lı öldürecek, pek çok ABD askerinin hayatını kurtaracak ve kısa zamanda bir efsaneye dönüşecektir. Evinden uzakta olduğu için aile yaşantısında da sorunlar baş gösteren Chris'in Irak'tan dönmeden önce bitirmesi gereken son bir iş vardır. ABD toplumu temelde iki grup şeklinde değerlendirilebilir. Bunlardan biri Amerikan rüyası dediğimiz modern hayatları yaşayan, dünya vatandaşı olarak nitelenen ve bireycilikleri daha yüksek kişiler iken diğer grup öz Amerikalılardır. Kovboy kimliğini sahiplenen, ABD’nin dünya bireysel silahlanma oranında en tepelerde olmasına sebep olan silah seven, muhafazakar, inançlı ve geleneksel yapısını koruyan bu Amerikalılar aslına bakılırsa toplumun çoğunluğunu oluşturmaktadır. Ulus olarak farklı milletlerin bir araya gelmesinden oluşan bir ülkede bu gruba dahil kişiler Amerikalılık bilinciyle kendilerine bir kimlik yaratmaktadırlar. Clint Eastwood’un yönetmenliğini üstlendiği Keskin Nişancı filmi de işte bu ikinci grup hedeflenerek üretilmiş, amacı çok belli, sinemada tuttuğu kesinleşmiş formüllerden oluşturulmuş hafif aksiyonlu, yer yer gerilimi yükselten bir biyografik drama. Filmin ilk dakikalarında Chris Kyle’ın çocukluğunun ve aile yaşantısının gösterilmesi bizlere karakteri tanıma ve ileride atacağı adımları anlamlandırma adına önemli ipuçları vermektedir. Küçük yaşta kendisine silah kullanmayı öğreten, zor durumda kaldığında kurt kesilmesi gerektiğini öğütleyen ve sıkıntılı anlarda İncil’e başvurabileceğini hissettiren bir babayla beraber yetişen Chris, doğal olarak büyüdüğünde de gördüğü ve bildiği üzere bir ‘gerçek Amerikalı’ olmak istemektedir. Chris’in rodeo yapması bir tesadüf değildir. Rodeo ABD’nin en Amerikan ve en popüler “spor”larından biridir ve her eyalette yoğun bir seyirci kitlesi bulunmaktadır. Bu alanda beklediği başarıyı yakalayamayınca, içinde bulunan boşluğu ülkesine hizmet ederek doldurmak ister. Her vatansever Amerikalı gibi ülkesinden binlerce kilometre uzaktaki bir ülkede evleri basıp, insanları öldürerek ülkesini korumak büyük bir gurur kaynağıdır Chris için. Yaptığı görev uğruna kadınları ve çocukları, öldürmesi gerektiği için öldürüyor çünkü o kişiler korumakla yükümlü olduğu takım arkadaşlarının hayatını tehlikeye atmakta. Yönetmen bu noktada farklı sahnelerde karakterin canavarlaşmadığını, tereddütlerini, insani duygularını koruduğunu ve yaptığı hareketlerin sonrasını ve nelere yol açacağını düşündüğünü gösteriyor. Fakat Chris’in Iraklı muhafızlara yardım eden Suriye’li, olimpiyatlarda atıcılıkta altın madalya…

Yazar Puanı

Puan - 60%

60%

Savaşı ve silahlanmayı öven, orta düzey milliyetçi bir Amerikan filminden fazlası değil Keskin Nişancı.

Kullanıcı Puanları: 3.6 ( 11 votes)
60
Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi