Önceki Sayfa1 / 2Sonraki Sayfa

Beş arkadaş hafta sonu tatili için ormandaki bir kulübeye giderler. Bir süre sonra başlarına ilginç olaylar gelmeye başlar.” Bu konu size tanıdık geldi mi? Mutlaka gelmiştir. Sinema tarihinde özellikle korku sinemasına evreninde kendine yer bulan bu ‘Tehlikedeki gençler’ teması, 70’li yıllardan günümüze kadar birçok filmde karşımıza çıktı. Bu türdeki filmler bazen katliama sebep olarak doğaüstü varlıklar tarafından yaklaşırken bazen de seri katillerin varlığı ile yaklaşıp gerilim aracılığıyla sinemaseverlerin karşısına çıktı. Teen Slasher olarak tanımlanan filmler işkencelere yer verilen ve kurbanların gençler tarafından oluşturulduğu filmlerdir. Gençlerin arasındaki bütün klişeleri kullanarak izleyiciye ‘değişik’ bir yapım izletme amacında olan bu tür filmler bir veya birden çok seri katilin veya ‘bir şeyin’ bir grup gencin peşine düşmesini konu alır. Eğer arkadaş grubunuzla bir film izlemek isterseniz ve korku okyanusu içerisinde insanların delilik sınırında neler yapabileceğini kanlı bir şekilde izlemek isterseniz bu listeye mutlaka göz atmalısınız!

Kendi Klişelerini Yaratan 10 Başarılı Korku Filmi!

The Texas Chain Saw Massacre (1974)

the - texas - chain - saw - massacre - filmloverss

70’li ve 80’li yıllarda korku sinemasına hakim olan teen slasher türünün ilk örneklerinden olan The Texas Chain Saw Massacre, basit bir hikayeye sahip olmasına rağmen konuyu ele alış şekli bakımından korku sinemasının en iyi örneklerinden biri olarak gösterilir. Korku sinemasında maskeli seri katil filmleri furyasının başlamasına ilham kaynağı olan film, zaman içerisinde gördüğü ilgi sayesinde kült mertebesine ulaşmıştır.

Vietnam Savaşı, Watergate Skandalı’nın Amerika’yı çalkaladığı dönemde ortaya çıkan film, Wisconsin’li seri katil Ed Gein’in işlediği cinayetlerden esinlenerek altyapısını oluşturdu. Aralarından birinin uzun süredir kullanılmayan eski evini ziyaret etmek için bir araya gelen beş gencin, yolculukları sırasında arabalarına aldıkları otostopçuyla başlayan ilginç olaylar yerini şiddetin giderek arttığı akıl almaz bir vahşete bırakır. Daha ilk dakikadan filmin başında gösterilen dehşet verici olayların bulunduğu haberler sayesinde sıradan bir filmle karşılaşmayacağımızın sinyallerini alıyoruz. Bunun yanında filmin asıl bombasının maskeli katil Leatherface ve akli dengesi yerinde olmayan ailesinin bu beş genç arkadaşımıza yaşattığı dehşet olması olayları daha ilginç bir noktaya götürüyor. İnsan derisinden yapılan bir maskeyle kurbanlarını ele geçiren ve onları elektrikli testere ile doğrayan Leatherface, ortaya çıktığı andan itibaren kan donduran olaylara imza atıyor. Yakın plan çekimlere de yer veren film izleyiciyi gererken özellikle Leatherface’in tarlada koşturduğu sahne filmin akılda kalıcı anlarından biri oluyor. Yaşanan bu olaylar karşısında izleyicinin olayları seyretmekten başka bir çaresinin olmadığı film gösterildiği yılda birçok ülkede yasaklanarak adından söz ettirdi. Yarattığı gerilimle unutulmayan yapımlar arasındaki yerini ön sıralardan ayıran film, bir arkadaş grubunun garip olaylar yaşadığı korku filmleri arasında yer alarak izleyiciye göz kırpıyor.

The Hills Have Eyes (1977)

Geçen yıl aramızdan ayrılan ve korku sinemasına kazandırdığı önemli yapımlarla hafızalara kazınan ve bu türde film çeken birçok isme ilham kaynağı olan Wes Craven’ın yönetmenliğini üstlendiği 1977 yapımı The Hills Have Eyes; izleyiciyi gerim gerim geren ve korkutma görevini layıkıyla getiren bir film olarak bilinir. Düşük bütçede çekildiği zamana göre şok edici sahneler barındıran film, kült statüsüne ulaşarak izleyicide derin bir etki bıraktı. Film o kadar çok beğenildi ki 2006 yılında Alexander Aja yönetmenliğinde yeniden çevrimi yapılmıştır.

Wes Craven’ın müthiş yönetmenliğinde ekranlara yansıtan film ilhamını 15. yüzyılda İskoçya’da yaşayan Bean ailesinden alır. Sawney Bean’in mağarada eşi ile birlikte yaşamasıyla yamyamlık dahil akla hayale gelmeyen her türlü psikopat davranışı sergilemeleriyle tanınmıştır. Ensest ilişkiden doğan 14 çocuk ve 32 aileden kişiden oluşan bu aile, o zamanlarda bölgede yaşayan ya da o bölgeye uğrayan insanlara korku salmışlardır. İşte filmde bir Amerikan ailesinin tatil için bölgeden geçerken benzincide durmasıyla yaşanan vahşet dolu olayları anlatıyor. Benzincide çalışan pompacının radyoaktif bir tepkime sonucunda bir tür ucubeye dönüşen insanların bulunduğu bölgeye yönlendirmesiyle aile üyelerinin hayatta kalmak için giriştiği zorlu mücadeleye tanık oluyoruz. Kurbanlarını bir arkadaş grubundan değil de aile üyelerinden seçen Wes Craven’ın araştırmaları sonucu Bean ailesinin hikayesine ulaşması filmin de ortaya çıkmasına olanak sağlamıştır. Wes Craven’ın araştırmacı ruhunu müthiş bir ustalıkla sinemaya aktarması yönetmenin adeta bu iş için doğduğunu gözler önüne seriyor.

Antropophagus (1980) 

antropophagus - filmloverss

Daha çok porno sinemasında bir isim olmasına rağmen çektiği zombi filmleriyle de tanınan İtalyan yönetmen Jor D’amato’nun yönetmenliğini üstlendiği 1980 yapımı Antropophagus, yönetmenin filmografisinde ayrı bir yerde duruyor. Latincede insan eti yiyen anlamına gelen Antropophagus, bir grup turistin bir tekne gezintisi sırasında terk edilmiş gibi görünen bir Yunan adasına gelmesiyle yaşanan olayları anlatıyor. Terk edilmiş gibi görünen bu adada bir gemi kazası sonucunda yıllar önce adaya gelen baba, karısını ve çocuğunu yemesiyle bir tür yamyama dönüşmüş olduğuna tanıklık ederiz. Turist kafilesinin adaya gelmesi ise onun için eğlenceli bir şölenin başlamasına sebep olur. Gerilim ve şiddetin bir arada ilerlediği film, turist kafilesinin hayatını teker teker kaybetmesiyle istismar sinemasının bütün niteliklerini yerine getiriyor. Özellikle katil babanın hamile kadının çocuğunu karnından çıkardığı sahne izleyenlerin midesini ağzına getirmesine sebep oluyor. Haliyle bu sahneye gelen tepkiler sonucunda izlendiği dönemde yasaklanan film, sinema tarihinde İtalya bir yapımın istismar filmleri arasındaki yerini almasını sağlıyor.

The Evil Dead (1981)

the - evil - dead - filmloverss

Yönettiği değişik türdeki filmleriyle tanınan Sam Raimi’nin dünya sinemasında tanınmasını sağlayan The Evil Dead; 80’li yıllara damga vurmuş ve çoğu sinemasever tarafından tüm zamanların en iyi korku filmlerinden biri olarak gösterilmiştir. Arkadaşlara tavsiye edilecek korku filmleri listesinde ilk sıralarda yer alan The Evil Dead, özellikle filmde Ash karakterini canlandıran Bruce Campell’ın performansıyla da akılda kalıyor. 1981 yılında oldukça düşük bütçeyle çekilen film, kendisinden sonra gelen iki devam filmiyle ününe ün katmıştır.

Teen slasher türünün iyi örneklerinden olan film, tatil için Tennessee ormanında bir kulübeye giden beş  üniversite öğrencisinin kötü ruhları uyandıran bir ses bandını bulmasıyla yaşanan kabus dolu olayları anlatıyor. Bir arkadaş grubunun yaşadığı olayları istismar filmlerinden farklı olarak doğaüstü olaylarla birleştiren Sam Raimi, filmin aynı zamanda senaryosunu da yazan isim. Kanlı sahneleri fazlaca kullanmayı tercih eden yönetmenin korku ögelerinin yanında az da olsa komedi ögelerine yer vermesi filmin korku- komedi türündeki bir yapım olmasını sağlıyor. Özellikle şeytanın ele geçireceği kıza ormanın canlanarak tecavüz ettiği sahneyle ünleniyor film. Çekildiği yıla göre makyaj efektleri ve  kamera açıları bakımından takdire şayan bir duruş sergileyen film, sahnelerinden de tahmin edileceği üzere birçok ülkede yasaklandı. Buna rağmen iyi bir gişe başarısına sahip olan film, kendisinden sonra gelen birçok filme ilham kaynağı olarak korku sinemasında hatırı sayılır bir başarı yakaladı. 2013 yılında Feda Alvarez yönetmenliğinde yeniden çevrimi yapılan film orijinalinin özgün yorumu olarak kendisini tanıttı.

The Blair Witch Project (1999)

the - blair - witch - filmloverss

Buluntu film yani  found footage filmlerinin atası diyebileceğimiz The Blair Witch Project, Daniel Myrick ve Eduardo Sánchez ikilisinin yönetmenliğinde vizyona girdiği dönemde büyük bir yankı uyandırmış, kült film statüsüne ulaşarak türün klasiklerinden biri haline gelmiştir.

Söylentiden ibaret olan Blair Cadısı Efsanesi hakkında bilgi edinmek ve bu efsanenin nasıl bir anlatıdan günümüze kadar geldiğini öğrenmek için üç kişilik bir belgesel ekibinin Maryland sınırlarındaki Black Hills Ormanları’nda yaptığı araştırmayı konu alan film, efsanenin bir yalandan ibaret olmadığını anladıkları zaman ilginç olaylara tanık oldukları bir sürecin içine dahil olurlar. Oldukça düşük bütçeyle çekilen film, olayları gerçekçi bir yapıyla aktararak izleyicisine güzel bir şölen yaşatıyor. İnternetin popüler olmaya başladığı dönemde çıkış yapan The Blair Witch Project, alışılagelmiş korku filmlerinden farklı olarak bolca kana, şiddete yer vermiyor aksine hikayesini doğaüstü bir güç üstüne kurarak izleyicisini korkutmayı başarıyor. Amatör bir kameradan olayları gördüğümüz film bu özelliğinden dolayı da adından söz ettirmesini biliyor. Vizyona girdiği zamana göre filmin anlatılma şekil bakımından risk aldığını düşündüğümüz Daniel Myrick ve Eduardo Sánchez ikilisi, takım olmanın getirdiği sorumlulukları avantaja çevirmesini de  biliyorlar.  Tarzından dolayı seveni olduğu kadar sevmeyeni de olan The Blair Witch Project, özgün bir yapım olması sayesinde farklılık yarattı ve bu farklılık filmin gişede büyük bir başarı elde etmesine yol açtı. Sonuç olarak ilkleri barındırmasıyla The Blair Witch Project, sinema tarihinin en orijinal yapımlarından biri olarak izleyicinin hafızasına kazındı. 

Önceki Sayfa1 / 2Sonraki Sayfa
Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi