Bugüne kadar defalarca izlemekten bıkmadığımız filmler ve oyuncularından bahsederken yaşanan heyecanın tadı bir başkadır. Nitekim kalbimizi kazanan bu oyuncuların içinde bulunduğu her yapım daha izlemeden bile ilgimizi çekmeyi başarır. Ancak bu filmlerin arkasındaki başarılı isimlerin projeye karşı neler hissettiklerini ise çoğu zaman düşünmeyiz. Zira en az bizim kadar heyecanlı olmalarını bekleriz. Peki ama sinemaseverlerin gözünden bakınca olaylar başka bir boyuta geçebilir mi? Dahası gönlümüzü fetheden oyuncular kendi filmlerinden nefret edebilir mi?

İşte Kendi Filmlerinden Nefret Eden 15 Oyuncu!

 Christopher Plummer – The Sound of Music

christopher-plummer-the-soun-of-music-filmloverss

Robert Wise’ın yönetmenliğini üstlendiği 1965 yapımı müzikal tadındaki The Sound of Music 50 yılı aşkın bir süredir farklı jenerasyonlara hitap etmiş, klasikler arasında gösterilen bir film olmayı başarmıştır. Durum böyle iken başrolde yer alan Christopher Plummer’ın filmde canlandırdığı ikonik Captain Von Trapp karakteri dilden dile dolaşırken, The Sound of Music’in En İyi Film ve En İyi Yönetmen kategorileri dahil olmak üzere 5 ayrı dalda Oscar’ı kucaklaması da kuşkusuz şaşırtmıyor. Ancak Plummer’ın bu konuda aynı şeyleri düşündüğünü söylemek oldukça güç. Zira Plummer ‘herkesin sevdiği film’ olarak hafızalarda yer edinen The Sound of Music’in 40. yıldönümünde yer almak istemediğini net bir dille açıklıyor. Görünen o ki, Plummer – nedenini kimse tam olarak bilmese de- projeden duyduğu memnuniyetsizliği “The Sound of Mucus” tabirlerini kullanarak fazlasıyla belli ediyor.

 John Cusack – Better off Dead

john-cusack-better-off-day-filmloverss

80’ler komedisi Better Off Dead’in senaristi ve yönetmeni Savage Steve Holland ile başrolde yer alan John Cusack’in anlaşamadıkları tek ve önemli yalnızca bir nokta var gibi duruyor: Better Off Dead, filmin ta kendisi. Birçok sinemasevere göre hak ettiğinden daha az değer gören Better Off Dead, Cusack için aynı şeyleri ifade etmiyor. Filmi ilk defa izlerken 20 dakika dayanabilen Cusack’in yönetmen Holland’a tepkisi ‘bugüne kadar gördüğüm en kötü film’ oluyor ve bundan sonra Holland’a bir yönetmen olarak asla güvenemeyeceğini söylüyor.

 Mark Wahlberg – The Happening

mark-wahlberg-the-happening-filmloverss

Ted ve The Fighter filmleriyle dikkatleri üzerine çeken Mark Whalberg de her zaman iyi seçimler yapmadığını düşünüyor. Konusu itibariyle -herkesi intihara sürükleyen büyük bir salgını önleme çabası- klasik bir ‘dünyayı kurtarma’ filmi olarak görülen, M. Night Shyamalan imzalı The Happening için Wahlberg yalnızca “kötü bir film” demekle yetinmiyor. 2011’de The Fighter için düzenlenen basın konferansında ise şu açıklamaları yapıyor:

“Aslına bakılırsa yeni bir film hakkında sohbet etmeden önce birlikte yemek yeme lüksüne sahiptik ve The Happening içinde bulunduğum en kötü filmimdi. Filmin, yani The Happening’in, ne olduğuna dair açıklama yapmak istemiyorum. İş işten geçmiş. Kahrolası ağaçlar, bitkiler… Bir fen bilgisi öğretmenini canlandırmak istemediğim için beni suçlayamazsınız. En azından bir polisi ya da sahtekarı canlandırmıyordum.”

 Michelle Pfeiffer – Grease 2

michelle-pfeiffer-grease-2-filmloverss

70’li yılları Grease ile devirmeye hazırlanırken, özellikle kıyafetlerini ve danslarını rol model aldığımız başta John Travolta olmak üzere dönemin ikonik karakterlerinin kalbimizi nasıl kazandıklarını unutmak mümkün değil. Ancak aynı durumun Michelle Pfeiffer’ın başrolde yer aldığı serinin devam filmi Grease 2 için geçerli olmadığı da su götürmez bir gerçek. Pfeiffer filmdeki performansını ‘utanç verici’ olarak nitelendirirken, genç yaşından dolayı neyin daha iyi olduğunu tam olarak kavrayamadığını dile getiriyor ve ekliyor: “O filmden aşırı derecede nefret ediyorum ve bu kadar kötü olduğuna inanamıyorum.”

Bob Hoskins – Super Mario Bros.

super-mario-bros-filmloverss

90’lı yılların vazgeçilmez atari oyunu Süper Mario’nun üzerimizde bıraktığı etki ile beyazperdeye aktarıldıktan sonraki etkisinin aynı minvalde ilerlemediğini üzülerek söyleyebiliriz. Super Mario Brothers filminde Mario karakterini canlandıran Bob Hoskins 2011’de The Guardian’a yaptığı açıklamalarda bugüne kadar yaptığı en kötü iş olduğunu belirtirken, içtenlikle kendisinin en büyük hayal kırıklığı olduğunun da altını çiziyor. ‘Geçmişinizi düzeltme şansınız olsa neyi değiştirirdiniz?’ sorusuna ise “Super Mario Brothers filmini yapmazdım.” diyerek cevap veriyor.

 Mickey Rourke – Passion Play

passion-play-filmloverss

Beyazperdede bir görünen bir kaybolan Mickey Rourke The Wrestler ile hayranlarına kendini hatırlatmasının ardından, Iron Man 2’da, bir Marvel yapımında, yer alıp “Marvel hayranı değilim.” diyerek Hollywood’a bir kez daha yabancılaştığını gösteriyor. Iron Man 2 filmini ‘akıl dışı’ bulan Rourke daha acımasız ve sert açıklamalarını Mitch Glazer’ın Passion Play filmi için saklıyor. Bill Murray ile hayat bulan bir gangsterden, ‘kanatlı’ Megan Fox’u kurtarmaya çalışan bir müzisyeni canlandıran Rourke, Passion Play’i şöyle tanımlıyor: “Berbat, bir başka berbat film daha.”

Charlize Theron – Reindeer Games

reinder-games-filmloverss

John Frankenheimer‘ın yönetmenliğini üstlendiği 2000 yapımı Reindeer Games; Ben Affleck, Gary Sinese ve Charlize Theron‘u bir araya getirmekle kalmıyor, beklenmedik bir hayal kırıklığına doğru yolculuğa çıkarıyor. Filmin maddi açıdan büyük zarara uğramasının yanı sıra ağır eleştiri oklarının hedefi haline gelmesi de oyuncuların film hakkındaki düşüncelerini sonsuza dek değiştiriyor. Nitekim Charlize Theron’un “Reindeer Games iyi bir film değil.” açıklaması bu durumu destekliyor.

 Nicolas Cage – The Dying Of The Light

Nicolas Cage’in kariyerine baktığımızda, her filmin aynı başarıyı yakalayamadığı düşünülebilir; ya da filmlerin 2003 yapımı Matchstick Men kadar zevkle izletmemesi bile bu düşünce için yeterli olabilir. Yine de Cage kariyerindeki hiçbir işten pişmanlık duymadığını belirtmekten geri durmuyor. Ancak stüdyo tarafından katledildiği gerekçesiyle 2015 yapımı Paul Schrader filmi The Dying of The Light, yönetmen Schrader, yapımcı Nicolas Winding Refn ve sürpriz bir şekilde Cage tarafından filmin yayınlanmasını durdurmak adına protesto ediliyor.

 George Clooney – Batman & Robin

batman-robin-filmloverss

Joel Schumacher imzalı Batman & Robin’in gişeden boş dönmemesine rağmen özellikle çizgi roman hayranlarının gözünde zirveye ulaşabildiğini söylemek oldukça güç. Filmde Mr. Freeze karakteriyle karşımıza çıkan Arnold Schwarzenegger 1997 yapımı filmi yapmaktan pişman olmadığını dile getirse de anlaşılan o ki Batman’in kendisi yani Goerge Clooney oldukça pişman. Böyle ‘kötü’ bir yapımın hayata geçirilmesinde payı olduğu ve para israfına sebebiyet verdiği için özür dileyen Clooney “Bana kalırsa seriyi yok etmeliydik.” açıklamasını yapıyor.

 Arnold Schwarzenegger – Red Sonja

red-sonja-filmloverss

Geçtiğimiz haftalarda vizyona giren Terminator Genisys ile aksiyon dolu maceralara geri dönen Arnold Schwarzenegger’in de kariyerinde inişli çıkışlı dönemler olduğunu söyleyebiliriz. Bu duruma işaret eden film ise Richard Fleischer’ın yönetmenliğini üstlendiği 1985 yapımı Red Sonja. Sinemaseverlerin ve eleştirmenlerin eleştiri oklarının hedefi haline gelen yapımın gişedeki başarısızlığı da kuşkusuz şaşırtmıyor. Bu olumsuz eleştirilerden bir tanesi de ünlü oyuncunun kendisinden geliyor ve “Yaptığım en kötü film.” ibaresini kullanarak hoşnutsuzluğunu açıkça dile getiriyor. Ancak beyazperdede etkin olamayan Red Sonja’nın farklı kullanım alanları olduğunu da hatırlatalım. Zira Schwarzenegger çocuklarıyla hiçbir zaman büyük sorunlar yaşamadığını ancak böyle bir durumda gündeme gelecek cezanın belli olduğunu vurguluyor. “Red Sonja’yı 10 kere izlemek.”

 Ben Affleck – Daredevil

daredevil-ben-affleck-filmloverss

Ben Affleck, yönetmenliğe adım atmadan önce iyi seçimlerde bulunmadığını fırsat buldukça dile getiriyor. Hatırlarsanız Affleck ve Jennifer Lopez ikilisinin, birlikte rol aldığı Gigli filminden pek hoşnut olmadığını duymayan kalmamıştır. Ancak Affleck kariyerinde boşluk yaratan bir başka filmi es geçemiyor: Daredevil. Argo’nun başarısından sonra kazandığı saygınlığın üstünü örttüğünü düşünen Affleck 2011’de durumun vahametini “Daredevil beni gerçekten öldürüyor…” sözleriyle vurguluyor.

 Woody Allen – Manhattan

manhattan-filmloverss

1979 yapımı Manhattan’dan, filmin arkasındaki isim Woody Allen’ın yönetmen, senarist ve oyuncu kimliklerinin her biriyle ön plana çıktığı bir başyapıt olarak bahsetmek mümkün. Ancak sinemaseverlerin aksine auteur yönetmen Allen, Manhattan’a karşı aşırı derecede öfke ve kızgınlık duyuyor. Öfkesini bir türlü dindiremeyen Allen, bu filmi hiç yapmamış olmayı diliyor ve United Artists’in filmi göstermemeyi kabul etmesi halinde hiçbir maddi karşılık beklemeden yepyeni bir film yapmayı bile teklif ediyor. Evet, United Artists engel olmasaydı, birçok sinemasevere göre Woody Allen’ın en iyi filmi olarak görülen Manhattan’ı izleme şansına hiçbir zaman nail olamayabilirdik.

 Alec Guinness – Star Wars

star-wars-alec-guinness-filmloverss

Alec Guinness’in kilometre taşı olarak gösterebileceğimiz orijinal Star Wars serisinde hayat verdiği karakter Obi-Wan Kenobi ile gönlümüzü fethettiğini söylemek yanlış olmayacaktır. Ancak Guinness’in, George Lucas imzalı Star Wars serisi hakkındaki ‘sıradan’ ve ‘anlamsız ve saçma’ açıklamaları elbette ki tüm Star Wars hayranlarını afallatıyor.

“Parayı bir kenara bırakırsak, bu filmde yer aldığım için pişmanlık duyuyorum. Yapımları oldukça seviyorum fakat bu bir oyunculuk değildi, acı veren, dayanılmaz diyaloglar sürekli değişiyordu ama gelişmiyordu. Dahası kendimi yaşlı buluyor, gençlerle iletişim kuramadığımı düşünüyordum.”

Kate Winslet – Titanic

titanic-kate-winslet-filmloverss

Yıllar geçse de bıkmadan, usanmadan defalarca izlemeyi kendimize bir görev bildiğimiz filmler arasında başı çeken Titanic’in Kate Winslet için bir dönüm noktası olduğunu hep düşünmüşüzdür. Ancak görünen o ki, Titanic ile yıldızı parlayan Winslet’ın, tüm zamanların en iyi gişe yapan filminde yer alması ünlü oyuncu için o kadar da önemli değil. Peki ama James Cameron’un beyazperdeye yansıttığı bu gerçek ve acı hikaye Winslet için ne ifade ediyor? Bunu duymak hayal kırıklığı yaratabilir belki ama Kate Winslet Titanic filmindeki performansından, kendisini korkudan el etek öpen biri olarak gösterdiği düşüncesiyle gerçekten nefret ediyor. Başarılı oyuncu filmin çekimleri sırasında Amerikan aksanıyla yaşadığı sıkıntıların yanı sıra filmle özdeşleşen ‘My Heart Will Go On’ şarkısından da hiç hoşlanmadığını hatta her duyduğunda istifra etmek istediğini dile getiriyor.

Sylvester Stallone – Stop! Or My Mom Will Shoot

stop-or-my-mom-will-shoot-filmloverss

Sylvester Stallone, anlaşılan o ki, söz konusu kariyeri olunca her şeyi açık açık ve çekinmeden söylüyor. Estelle Getty ile birlikte rol alan Stallone, sıra Stop! Or My Mom Will Shoot filmine gelince de lafını esirgemiyor:

“Gerçekten berbat olan bazı filmler yaptım. Ama Stop! Or My Mom Will Shoot en kötüsüydü. Eğer birinden işlediği bir cinayeti itiraf etmesini isterseniz, o kişiye yalnızca bu filmi izletin. 15 dakika sonra her şeyi itiraf edecektir.”

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi