Filmlerinde hep belirli bir seviyeyi tutturan, o seviyenin altına inmeyen ama üstüne de çıkamayan yönetmen James Gray, ilk üç filminde suç dünyasına ve bu dünyanın içindeki abi-kardeş, baba-oğul ve aile ilişkilerine odaklanmıştı. Daha sonra Two Lovers ile kendi sinemasının sadeliğinde bir aşk üçgenine imza atarken, en son görsel açıdan güçlü göçmen draması The Immigrant’ı çekmişti. Gray, The Immigrant’ta birlikte çalıştığı İranlı görüntü yönetmeni Darius Khondji’nin filmlerine görsel açıdan vizyon kattığının farkında olacak ki, bugüne kadarki en kapsamlı ve pahalı filmi olan The Lost City of Z’de de Khondji’yle beraber çalıştı. Gray, senaryosunu 2010’da bitirdiği, başrolde önce Brad Pitt’le, sonra Benedict Cumberbatch’le anlaşmasına rağmen türlü sebeplerden ötürü en son Charlie Hunnam’da karar kıldığı The Lost City of Z’de efsane İngiliz kaşif, haritacı ve binbaşı Percy Fawcett’ın gerçek yaşam öyküsünü ele alıyor. Öyle ki, Fawcett’ın seyahatlerinin Sir Arthur Conan Doyle ve Evelyn Waugh gibi büyük yazarlara ilham verdiği, hatta Indiana Jones’un başlıca ilham kaynağı olduğu söylenir. David Grann’ın aynı adlı 2009 tarihli romanının uyarlaması olan film, Amazon’da eski bir medeniyetin bir zamanlar kutup altındaki yağmur ormanlarının ortasında kaldığını gösteren ipuçlarına rastlayan ve “Z” adını verdiği bu hayali şehrin var olduğuna inanan Fawcett’ın inançlı mücadelesine tanık oluyoruz. Bilim adamlarının kendisiyle dalga geçtiği, buna rağmen Fawcett’ın inancını yitirmeyerek 1906 – 1925 tarihleri arasında Amazon’a tam sekiz kez yolculuk yaptığı, hatta arada 1. Dünya Savaşı’na katıldığı bilinir. Son yolculuğunu oğluyla beraber 1925’te yapan Fawcett, kaçınılmaz cazibesine kapıldığı ve saplantı haline getirdiği Amazon ormanlarından bir daha geri dönmez. Yıllar boyunca Fawcett ve oğlu aramalara karşı bulunamaz, muhtemelen Amazon kabileleri ya da vahşi hayvanlar tarafından öldürüldükleri düşünülür, “Z”yi bulursam bir daha geri dönmeyebilirim diyen Fawcett’ın “Z” şehrini gerçekten bulup bulamadığı da böylelikle bir gizeme dönüşür. The Lost City of Z: James Gray Filmleri Darius Khondji’nin Sinematografisiyle Zenginleşirken Gray, The Lost City of Z’de Fawcett’ın hayatını kendi spekülatif kurgusu üzerinden yorumluyor, neticede Fawcett’ın Z’ye ulaşıp ulaşamadığı, yolculuğu esnasında ölüp ölmediği kesinleşmemiş bir sır. Fakat Gray bunu yaparken aranan cevaplara dair bir fikri yokmuş gibi de davranmıyor, final bölümünde bir nesne üzerinden neye inandığını ya da inanmak istediğini belli eden tavrı dünyanın en güzel gizemlerinin tam olarak çözülemediği için sürdüğünü hatırlatıyor. Gray, Fawcett’ın bu inanç hikayesini tüm görkemine rağmen bir blockbuster macera filmi edasında sunmuyor, Khondji’nin her karesine 35 mm dokusu sinmiş görselleriyle içinde bulunduğu coğrafyayı bir zamanlar Werner Herzog (Aguirre, The Wrath of God, Fitzcarraldo) ve Francis Ford Coppola (Apocalypse Now) gibi ustaların sinemanın gücüne inanan türden yaklaşımını benimsiyor. Khondji’nin görkemli ve puslu çerçeveleri kayıp bir çağın peşinde koşan bu macera filminin anlamını derinleştirirken, yer yer kullandığı ihtişamlı altın rengi görüntüleriyle de – özellikle gerçeküstücü bir tablo hissiyatı kazanan final sekansında- doğanın sarhoş edici güzelliğini onurlandırıyor. Sons of Anarchy dizisiyle tanınan İngiliz aktör Charlie Hunnam, Brad Pitt ve Benedict Cumberbatch’den dolaşıp kendisine gelen bu rolün hakkını vererek sinema kariyerinin de önünü açmış oluyor. Öyle ki, Fawcett rolü için epey kilo veren ve adeta 30’ların Errol Flynn’ını anımsatan bir karizmayla karşımıza çıkan Hunnam’ı bu yıl Guy Ritchie’nin King Arthur: Legend of the Sword’unda ve Franklin J. Schaffner’ın klasiği Papillon’un…

Yazar Puanı

Puan - 75%

75%

James Gray, Fawcett’ın bu inanç hikayesini tüm görkemine rağmen bir blockbuster macera filmi edasında sunmuyor, içinde bulunduğu coğrafyayı Herzog ve Coppola gibi ustaların sinemanın gücüne inanan türden yaklaşımıyla benimserken, Khondji’nin 35 mm dokulu, puslu ve altın rengindeki görsellerinden güç alıyor.

Kullanıcı Puanları: 3.93 ( 2 votes)
75

Filmlerinde hep belirli bir seviyeyi tutturan, o seviyenin altına inmeyen ama üstüne de çıkamayan yönetmen James Gray, ilk üç filminde suç dünyasına ve bu dünyanın içindeki abi-kardeş, baba-oğul ve aile ilişkilerine odaklanmıştı. Daha sonra Two Lovers ile kendi sinemasının sadeliğinde bir aşk üçgenine imza atarken, en son görsel açıdan güçlü göçmen draması The Immigrant’ı çekmişti. Gray, The Immigrant’ta birlikte çalıştığı İranlı görüntü yönetmeni Darius Khondji’nin filmlerine görsel açıdan vizyon kattığının farkında olacak ki, bugüne kadarki en kapsamlı ve pahalı filmi olan The Lost City of Z’de de Khondji’yle beraber çalıştı.

Gray, senaryosunu 2010’da bitirdiği, başrolde önce Brad Pitt’le, sonra Benedict Cumberbatch’le anlaşmasına rağmen türlü sebeplerden ötürü en son Charlie Hunnam’da karar kıldığı The Lost City of Z’de efsane İngiliz kaşif, haritacı ve binbaşı Percy Fawcett’ın gerçek yaşam öyküsünü ele alıyor. Öyle ki, Fawcett’ın seyahatlerinin Sir Arthur Conan Doyle ve Evelyn Waugh gibi büyük yazarlara ilham verdiği, hatta Indiana Jones’un başlıca ilham kaynağı olduğu söylenir. David Grann’ın aynı adlı 2009 tarihli romanının uyarlaması olan film, Amazon’da eski bir medeniyetin bir zamanlar kutup altındaki yağmur ormanlarının ortasında kaldığını gösteren ipuçlarına rastlayan ve “Z” adını verdiği bu hayali şehrin var olduğuna inanan Fawcett’ın inançlı mücadelesine tanık oluyoruz. Bilim adamlarının kendisiyle dalga geçtiği, buna rağmen Fawcett’ın inancını yitirmeyerek 1906 – 1925 tarihleri arasında Amazon’a tam sekiz kez yolculuk yaptığı, hatta arada 1. Dünya Savaşı’na katıldığı bilinir. Son yolculuğunu oğluyla beraber 1925’te yapan Fawcett, kaçınılmaz cazibesine kapıldığı ve saplantı haline getirdiği Amazon ormanlarından bir daha geri dönmez. Yıllar boyunca Fawcett ve oğlu aramalara karşı bulunamaz, muhtemelen Amazon kabileleri ya da vahşi hayvanlar tarafından öldürüldükleri düşünülür, “Z”yi bulursam bir daha geri dönmeyebilirim diyen Fawcett’ın “Z” şehrini gerçekten bulup bulamadığı da böylelikle bir gizeme dönüşür.

The Lost City of Z: James Gray Filmleri Darius Khondji’nin Sinematografisiyle Zenginleşirken

Gray, The Lost City of Z’de Fawcett’ın hayatını kendi spekülatif kurgusu üzerinden yorumluyor, neticede Fawcett’ın Z’ye ulaşıp ulaşamadığı, yolculuğu esnasında ölüp ölmediği kesinleşmemiş bir sır. Fakat Gray bunu yaparken aranan cevaplara dair bir fikri yokmuş gibi de davranmıyor, final bölümünde bir nesne üzerinden neye inandığını ya da inanmak istediğini belli eden tavrı dünyanın en güzel gizemlerinin tam olarak çözülemediği için sürdüğünü hatırlatıyor. Gray, Fawcett’ın bu inanç hikayesini tüm görkemine rağmen bir blockbuster macera filmi edasında sunmuyor, Khondji’nin her karesine 35 mm dokusu sinmiş görselleriyle içinde bulunduğu coğrafyayı bir zamanlar Werner Herzog (Aguirre, The Wrath of God, Fitzcarraldo) ve Francis Ford Coppola (Apocalypse Now) gibi ustaların sinemanın gücüne inanan türden yaklaşımını benimsiyor. Khondji’nin görkemli ve puslu çerçeveleri kayıp bir çağın peşinde koşan bu macera filminin anlamını derinleştirirken, yer yer kullandığı ihtişamlı altın rengi görüntüleriyle de – özellikle gerçeküstücü bir tablo hissiyatı kazanan final sekansında- doğanın sarhoş edici güzelliğini onurlandırıyor.

Sons of Anarchy dizisiyle tanınan İngiliz aktör Charlie Hunnam, Brad Pitt ve Benedict Cumberbatch’den dolaşıp kendisine gelen bu rolün hakkını vererek sinema kariyerinin de önünü açmış oluyor. Öyle ki, Fawcett rolü için epey kilo veren ve adeta 30’ların Errol Flynn’ını anımsatan bir karizmayla karşımıza çıkan Hunnam’ı bu yıl Guy Ritchie’nin King Arthur: Legend of the Sword’unda ve Franklin J. Schaffner’ın klasiği Papillon’un yeniden çevriminde de izleyeceğiz. Twilight sonrasında doğru projeler seçmeye başlayarak vizyon sahibi yönetmenlerin radarına giren Robert Pattinson, Henry Costin rolünde bir kez daha doğru tercih olduğunu gösterirken, Fawcett’ın sabırlı eşi Nina rolünde Sienna Miller ve asi oğlu Jack rolünde Tom Holland duygusal ve etkili performanslar sergiliyorlar.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi