Önceki Sayfa1 / 4Sonraki Sayfa

Sevgiyi ölçebilmek değil de derdimiz dünyaca ünlü aşk mitlerine baktığımızda bile her zaman birinin diğerinden daha çok sevdiği vurgulanır inceden. Zira aşkın olduğu yerde bir âşık vardır, bir de mâşuk. Ahmet Ümit’in Bab-ı Esrar’da da kaleme aldığı gibi: “Aşk yolculuğu tek kişilik başlar, maşukunu bulunca bir müddet iki kişiyle sürer ama yolun sonunda yine tek başımıza kalırız.” Sanatın güzide yedincisi sinema da tabii ki aşkın bu boyutuna gözü kapalı kalmadı. Derinlemesine işleyebileceği, kimi zaman dramatikliğiyle yüreğimizi burkacak, kimi zaman da naifliğiyle yüzümüzde güller açtıracak âşıklara ve mâşuklara şahane hikâyeler yazan usta yönetmenlerin karşılık bulamayan, bulsa da yitiren, aşkla kavrulan karakterleriyle hafızalarınıza kazınacak başarılı filmlerini listeledik.

Karşılıksız Aşk Üzerine 20 Film!

City Lights (1931)

city-lights-charlie-chaplin-filmloverss

Charles Chaplin’in yapımcılığını, yönetmenliğini ve başrolünü üstlendiği 1931 yapımı sessiz bir filmi City Lights (Şehir Işıkları) pek çok Chaplin filminde karşımıza çıkan Tramp (serseri) karakterinin karşılaştığı gözleri görmeyen bir çiçekçi kadına âşık olmasını konu alır. 1991 yılında kültürel, tarihi ve estetik olarak önemli filmler arasına seçilerek ABD Ulusal Film Arşivi’nde muhafaza edilmesine karar verilen filmin Chaplin’in en sevilen filmlerinden biri olarak sinema tarihindeki yerini alır. Filmin müzikleri de aynı zamanda usta sinemacı Chaplin tarafından bestelenmiştir.

Letter from an Unknown Woman (1948)

letter-from-an-unknown-woman-filmloverss

Max Ophül’ün 1948 yılında Avusturyalı yazar Stefan Zweig’in 1922 yılında yayımlanan aynı adlı eserinden uyarladığı Letter from an Unknown Woman (Meçhul Bir Kadının Mektupları) başarılı bir uyarlama olmasının yanı sıra ustalıkla işlenmiş bir melodram olma özelliği de taşır. Filmde ünlü bir piyanist olan Stefan Brand’in tanımadığı bir kadından mektup almasıyla başlayan hikâyesini izleriz. Mektup ve zaman ilerledikçe varlığından bile neredeyse habersiz olduğu, kendisine âşık bu kadın hakkında daha fazla şey öğrenmeye başlayan Brand’in yolculuğuna tanık oluruz.

Morte a Venezia (1971)

death-in-venice-filmloverss

1929 yılında Nobel Ödülü ile kucaklaşan Alman yazar Thomas Mann’ın 1912 yılında yayımlanan aynı isimli novellasından İtalyan sinemasının önemli yönetmenlerinden Luchino Visconti tarafından beyazperdeye uyarlanan 1971 yapımı Morte a Venezia (Venedik’te Ölüm) Venedik’e seyahate gelen ve burada müthiş bir güzelliğe sahip olan Polonyalı genç bir adama tutulan orta yaşlı bir bestekârın hikâyesini konu alır. Visconti’nin başyapıtlarından biri olarak anılan ve alışılmışın dışında bir seyre sahip filmin şiirsel, yoğun ve romantik anlatımı izleyicisini derinden etkiler.

Der Himmel über Berlin (1987)

der-himmel-uber-berlin-wim-wenders-filmloverss

Filmlerinde daima bir arayış ve yolculuk içinde olan Alman sinemasının usta yönetmenlerinden Wim Wenders, ezelden beridir yaşayan ve Berlin üzerinde uçan meleklerin hikâyesini anlattığı 1987 yapımı Der Himmel über Berlin (Berlin Üzerindeki Gökyüzü) filmiyle ölümsüzlüğü, uçabilmeyi, görünmez olmayı arzulayan insanlara rağmen tüm bunlara sahip olan meleklerin yalnızlığını aktarır izleyicisine. Yeni Alman Sinemasının önemli eserlerinden biri olan film, gerçeküstü anlatımıyla çağlar boyunca orada olan ve her şeyi gözlemleyen meleklerden birinin ölümsüz yaşamından vazgeçerek insan olmayı ve insanlığın arasına karışmayı denemesiyle ilerler. Bu süreçte de yalnız ve mutsuz bir kadına âşık olur. Senaryosunu Wenders’ın Peter Handke ile birlikte kaleme aldığı ve Wim Wenders’a Cannes Film Festivali’nde En İyi Yönetmen ödülünü kazandıran film şiirsel ve büyüleyici anlatımıyla sinema tarihine adını yazdırır.

La Ley del Deseo (1987)

la-ley-del-deseo-law-of-desire-almodovar-filmloverss

İspanya Sinemasının en değerli yönetmenlerinden biri olan ve izleyicisini hiçbir zaman hayal kırıklığına uğratmayan usta yönetmen Pedro Almodóvar, 1987 yapımı La Ley del Deseo (Arzunun Kanunu) filminde de yer yer gerilim yer yer komedi unsurlarıyla seyircisini ekrana kilitlemeyi başarıyor. Kendisine uluslararası ün kazandıran La Ley del Deseo’da kendine has üslubuyla eşcinsel bir yönetmenin tutkularını ve karşılıksız aşkını anlatıyor. Eusebio Poncela, Antonio Banderas ve Carmen Maura’nın yer aldığı La Ley del Deseo mutlaka izlenmesi gereken önemli yapımlardan biri.

Önceki Sayfa1 / 4Sonraki Sayfa
Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi