Bunu  daha önce bir yazımda söylemiştim, kimse üzerine alınmasa da şimdi ben alıyorum ve itiraf ediyorum sevdiğim oyuncular veya yönetmenler ne çekse izlerim, hangi filmde yer alsa o filme giderim. Ve ne yazık ki pek de objektif olamayabilirim. Tim Burton’dan bahsediyorum. Aylardır Dark Shadows diye yatıp kalkıp, ilk fragman, ilk görselleri yayınlandı diye gün sayarken o gün geldi çattı ve filmi vizyona girer girmez izledim.

Oyuncu kadrosu, çekimleri, hikayesi herşeyi baştan sona Tim Burton kokan bir film. Benim için Tim Burton hayranlığı çocukluğumun Parliament Sinema gecelerinden tanıdığım BeetleJuice ile başladı, Edward Scissorhands ile daha da büyüdü.  Kendisine dair konuşmak istediğim onca şey varken hepsini bir satıra sığdırmak için uğraşmayacağım devamı da başka bir yazıya olsun, şimdi Dark Shadows’la devam edelim.

Çekirdek kadro Helena Bonham Carter ve Johnny Depp’in yer aldıkları film 1966-71 yılları arasında yayınlanan ünlü TV dizisinin yeniden çekilerek beyazperdeye uyarlanmış halidir.1700’lü yıllarda kara büyünün etkisiyle vampire dönüştürülen Barnabas karanlığa mahkum edilir ve yeniden uyandığında artık takvimler 1972’yi göstermektedir.

Gotik ögeler barındıran eğlenceli film daha önce de belirttiğim üzere tipik bir Tim Burton filmidir.  Evet içlerinde en iyisi değildir ama durağan ve sıradan sinema dünyasına renk katan yapımlardan olduğu inkar edilemez. Johnny Depp’in yine titizlikle rolüne hazırlanarak 63 kiloya kadar indiği rolünde sergilediği oyunculuk oldukça üst düzey. Fakat bu defa bilinçli bir tercih olduğunu düşünüyorum çok fazla ön plana çıkarılmamış. Filmde, yükselen değer Chloe Grace Moretz ve Hollywood sinemasının mihenk taşı Michelle Pfeiffer’ın oyunculukları oldukça başarılı. Camelot dizisinden Lady Morgana olarak tanıdığımız ve kötülüklerine alıştığımız kötü cadı Eva Green’i de unutmayalım.

Hikaye belki de vampirlerin böylesine mantar gibi türemediği bir dönemde beyazperdeye aktarılmış olsaydı daha ön plana çıkabilirdi. Ama Twilight serileri ve Tv ‘de yer alan birçok ucuz Vampir dizisinden sonra izleyici ister istemez daha fazlasını bekliyor. Senaristler arasında bu dönem sinema dünyasında adını sıkça duyacağımız, Burton tarzına yakın Seth Grahame-Smith yer alıyor. Smith Pride and Prejudice and Zombies gibi çok satanlar listesinde yer alan ilginç kitapların yazarı ve son dönemde ülkemizde de merakla beklenen Abraham Lincoln-Vampire Hunter’ın da senaristidir. Fakat kabul etmeliyiz ki senaryo biraz aceleye getirilmiş hissi yaratıyor. Yani acaba daha farklı olamaz mıydı diye düşünmekten alamıyor izleyici kendini. Tabii bir yandan da Tim Burton tarzına aşina olup her zaman basitliğin, antikalığın ve korkunç görünen şirinliklerin farkında olarak izliyoruz.

Sürpriz sonu acaba devamı gelecek mi sorusunu akıllara getirse de Tim Burton bunu TV dizisine saygı olarak ve “to be continued…” hissiyatını yansıtabilmek için verdiğini, devam filmi düşünmediğini açıkça belirtmiş. Yaklaşık 150 milyon dolara mal olan filmin Mayıs ayından bu yana gişe başarısı 191 milyona ulaştı bile.

İyi seyirler…

 

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi