Önceki Sayfa1 / 2Sonraki Sayfa

Bir cuma günü evinizde oturuyorsunuz ve hayatınızdan işinizle beraber çalınmış olan bir haftayı daha düşünüyorsunuz. Yaşamak için çalışmamız gereken bu acımasız dünyada birçok insanın sadece kendi işlerini düşünerek sizin hayatınızın umurlarında olmadığını hissediyorsunuz ve çalışma hayatında içerisinde hayat denemeyecek bir döngünün içine giriyorsunuz. Bu döngü içerisinde yaşamak için çalışıyoruz evet ama çalışmak için de artık yaşamamızı bir kenara bırakıyoruz. Arkadaşlarımızın yüzünü görmek bile artık bazen haftalık programımızda bir işkenceye dönüşebiliyor çünkü her zaman ensenizde nefesini hissettiğiniz birileri oluyor. Sizin boynunuza geçirdikleri tasmayla beraber sizin düşüncelerinizin nereye odaklanması gerektiğini size emir veriyorlar ve sizin başınızı bir saniyelik öne eğmeniz durumdan kopabilecek fırtınalar ihtimaline asla karışamadan sadece zamanlarını sizi azarlayarak geçiriyorlar. Tam da böyle geçen günlerin ardıdan bir cuma gecesi daha evinize dönüyorsunuz. Hüzünlüsünüz ama neden hüzünlü olduğunuzu bilmiyorsunuz çünkü hayatınızın böyle geçeceğinden endişe duyup buna karşı da bir şey yapamamak üzerine kurgulanıyorsunuz. Hayatınızda özel biri olsun sitiyor ya da olan özel kişiye biraz vakit ayırmak onunla kısa olna hayatın ölüm gelmeden önceki tatlı anlarında vakit geçirmek istiyorsunuz ama hayatın iğrenç yüzü sizi emip bitiriyor. Sizden geriye kalan posa ise şu anda bir cuma gecesi neden mutsuz olduğunuzu bilmediğiniz yorgun vücuduz oluyor. Bu yorgunluğu ve hüznü geçirmek için size bir çare sunamıyoruz ama en azından hüznünüzü akıtmanız için bir seçenek sunuyoruz. Sinema tarihinde hüznün işlendiği ve dokunduğu en hassas konulardan biri olan romantizm içinde hüznü alıyoruz ve bu akşam izleyerek kendi halinizi unutup bir iki damla göz yaşı döküp rahatlamanız için size sunuyoruz.

Kalbinizi Kıracak Hüzün Dolu 10 Romantik Film

Gone with the Wind (1939)

gone - with - the - wing - filmloverss - 1

Scarlett O’Hara’nın hüzün dolu hikayesi içerisinde kitabın etkisini unutamayanlar için filmin büyüsü paha biçilemezdir. Rüzgar Gibi Geçti, filminin isminin bile herkes tarafından biliniyor oluşu ve ağızlarda zikredilmesinin sebebi konusundaki her daim devam eden hırs, aşk ve acının var olması ama bu duyguların hiçbir zaman abartıya kaçılmadan çok büyük bir sadelik içerisinde izleyiciye verilmesidir. Gone with the Wing filmi bir kadının savaş dönemi hem aşk arasında hem de yaşam arasında kalmasının hikayesidir. Aşık olunana insan ile beraber olamamanın getirdiği hüznün yanında savaş anındaki kıtlıklarla beraber ölümlerin ve kayıpların hikayesi olan film, sinemanın hüzün kültleri arasındadır.

Brief Encounter (1945)

brief - encounter - filmloverss

Aşkın sizi nerede ve ne zaman yakalayacağını bilmediğiniz zamanların hikayesi Brief Encounter. Zamansız gelen aşkın belki de zamansızlığından dolayı daha tutkulu bir hal almasından kaynaklı olarak yasak ilişki denilen ama yasaklığının kim tarafından ve neden konulduğu bilinmeyen bir aşkın öyküsü. Hikayede her ikisi de evli olan bir ev işçisi kadın ile bir doktorun ilişkisine şahitlik ve sırdaşlık ediyoruz. Bu sırdaşlık içerisinde bu iki karakterin birbirlerine baktıkları her an bizim içimizden bir parça söküp atılıyor çünkü bu bakışlar altında yatan hüzünlü aşk öylesine yoğun ve sade bir şekilde yaşanıyor ve yansıtılıyor ki bu romantizmin hüznüne boğulmadan bu filmi izlemek imkansızlık denizinin dalgaları gibi oluyor.

Doctor Zhivago (1965)

doctor - zhivago - filmloverss

Bir devrimin arka planda her daim devam ettiği ve bu devamlılığın arkada hiçbir zaman kesintiye uğratılmadan gösterildiği destansı bir hikayedir Doctor Zhivago. Evli bir doktorun Bolşevik Devrimi sonrası gerçekleşen Rus İç Savaşı zamanında bir kadına aşık olması ve aynı zamanda bu kadının doktorun şiirlerine ilham kaynağı olmasını konu alır film. Film içerisinde hiçbir zaman izleyicinin gözünün önüne getirilmeyen ama her daim soğuk havasının hissedildiği savaş ve devrim bir aşk ile bölünüyor. Birçok sinemasever için unutulmaz bir film olan Doctor Zhivago, filmin içerisindeki toplumsal boyutların dayattığı hüzün ve melankoli aşka da vuruyor ve hüzün destansı bir yolculuğa çıkıyor.

Harold and Maude (1971)

20’li yaşlarında genç bir adam olan Harold ailesinin içerisinde yok olan utangaç bir çocuktur. Babasını kaybetmiş olan Harold, annesinin ilgisini çekmek için çeşitli intihar numaraları yaparak. Ölüme olan takıntısıyla beraber annesinin ilgisini çekmeye çabalayan Harold evlenmek için hiçbir kadını beğenemez bağlanamaz çünkü o ölüme bağlıdır. Bu bağlılığını göstermek için her zaman tanımadığı cenazelere katılır. Bir gün bu cenazelerden birine yine cenazelere katılan bir kadın olan Maude ile karşılaşır. Bu karşılaşma ikilinin aşkından tutun da anarşistliğine kadar birçok ortaklıklarını ve zıtlıklarını su yüzüne çıkarır. Aralarındaki yaş farkını görmeyen izleyiciye filmin yaşattığı duygu tarifsiz ve benzersizdir!

Chungking Express (1994)

chungking - express - filmloverss

İki insanın hatta iki aynı işi yapan insanın aynı duygular ve yaşanmışlıklar üzerinden ilerleyen ve aynı duraklarda durarak içerisinde kendini oluşturan ve karşılaşmanın tarif edilemez hüznü içerisinde iki insanı buluşturan film Chungking Express. Filmde iki kişi görüyoruz, ilk yarıda bu iki kişiden ilkiyle karşılaşıyoruz ikinci yarıda ise diğeriyle. Bu karşılaşmalarımızda şunları görüyoruz ki herkesin derdi aynı noktada başlıyor ve aynı noktada bitiyor. İlişki dediğimiz okyanusun içinde herkes aslında birer küçük balık ve büyük balık diye uydurulan hayali bir varlık yok, hiçbir zaman olmadı. Denizdeki bu küçük balıklar aynı şeyleri yaşayıp aynı şeyleri hissediyor ve biz de bu balıklardan biri oluyoruz!

Önceki Sayfa1 / 2Sonraki Sayfa
Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi