Son yılların en gözde aktörlerinden biri hiç kuşku yok ki Joseph Gordon-Levitt. Rol aldığı yüksek veya düşük bütçeli filmlerin neredeyse tümünde oyunculuğuyla oldukça olumlu bir etki bırakan genç aktörün çektiği kısa filmleri takip edenler için, ilk uzun metraj denemesi Kalbim Sende (Don Jon) sürpriz olmadı.

Kısaca bir seks bağımlısının aşkı  bulma hikayesi olarak tanıtımları yapılan Kalbim Sende için bu tarz bir yorum yapmak aslında oldukça yanlış. Film, seks veya mastürbasyon bağımlısından ziyade, erkek olmanın verdiği his ve duygularla kadınları ve seksi erken yaşta yanlış tanıyan çoğu erkeğin yaşadığı karmaşayı konu alıyor. Bu noktada belki de porno sektörünün tüm erkeklere öğrettiği en yanlış şeyi bir kez daha anlatmaya çalışıyor “kadınlar birer nesne değildir”.

Don-Jon-20

Kalbim Sende, tipik bir ilk film olmanın tüm dezavantajlarını yaşıyor ve üzücü yanı bunu da seyirciye fazlasıyla hissettiriyor. Levitt elindeki senaryoyla çok daha başarılı bir işe imza atabilecekken filmini dramatik bir yapıdan çıkartıp klasik bir romantik komediye taşıyarak kanımca en büyük hatasını yapmış. Öyle ki, elindeki senaryo ne komik ne de romantik. Aslında, genel olarak romantik komediden çok daha farklı ilerliyor film. Hollywood yapımı aşk filmlerinin tam aksine elindeki malzemeyi eleştiriyor, parçalara ayırıyor; ancak gelin görün ki belirli bir süre sonra kendisi de eleştirdiği malzemenin içine hapsoluyor. Filmin bir diğer eksisiyse baştan sona içi boş bırakılmış karakterler.  Jon için neredeyse hayati önem taşıyan iki kadın karakterden ne Barbara  (Scarlett Johansson) ne de Esther (Julianne Moore) seyirciye ulaşmayı başaramıyor.

Oyunculuklardan bahsedecek olursam, Scarlett Johansson’u beyazperdede izlemek büyük keyif ama hayat verdiği Barbara karakteri için aynısını söyleyebilmek ne yazık ki mümkün değil. Benzer problem Julianne Moore için de geçerli.  İlk yönetmenlik deneyiminde başrolü de kendisine veren Levitt ise her zaman görmeye alışık olduğumuz rollerden uzak ve bu rolde herhangi bir iz bıraktığı da söylenemez. Bu konuda filmi her açıdan bir adım ileri taşıyan karakter ve oyuncular yalnızca Jon’un anne ve babası oluyor. Tony Danza ve Glenne Headly’nin hayat verdiği karakterler filmin öne çıkan sahnelerinin baş kahramanları olmayı başarıyor.

Özellikle Utanç (Shame) sonrası seks bağımlılığını konu alan filmler için çıtanın bir hayli yükseldiğini düşünüyorum. Her ne kadar iki filmi karşılaştırmak  her açıdan yanlış olsa da Kalbim Sende baştan aşağı vasat bir iş. Tüm bu olumsuzluklara karşın Joseph Gordon Levitt’in yönetmenlik deneyiminde de en az oyunculuğu kadar başarılı bir noktaya geleceğini düşünüyorum.

İyi seyirler…

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi