Evlilik aşkı öldürüyor derler, acaba aşktan kasıt cinsellik olabilir mi?

Anne, Fransa’nın Elle dergisi için yazılar hazırlayan bir gazetecidir. Son yazısını üniversiteli iki genç fahişe hakkında hazırlamaktadır. İki farklı kızla, farklı zamanlarda yaptığı röportajların onun hayatını nasıl etkileyeceğinden habersiz yola koyulur.

32. İstanbul Film Festivali kapsamında düzenlenen Uluslararası Yarışma’nın jüri üyelerinden, festivalin “Dünya Festivallerinden” bölümünde gösterilecek In The Name Of / …Adına filminin yönetmeni Polonyalı Malgoska Szumowska’nın ülkemizde (geçen yılki festival gösterimini saymazsak) vizyona henüz giren son filmi Kadınlar (Elles), tam da adına uyacak şekilde 8 Mart Dünya Kadınlar gününde seyircisiyle buluştu. Filmin ve yönetmenin birçoklarına ilk defa ulaşması, geniş kitlelerce tanınmasının sebebi kuşkusuz Juliette Binoche oldu. Cesur sahnelerde usta oyunculuğuyla kusursuz bir performans sergileyen Binoche’yi Anne rolünde izliyoruz.

elles

Haber yapmak üzere yola koyulan Anne, giderek kendi burjuva hayatının sıradanlıklarının, aile içi yaşanan kopuklukların farkına varır. Evde kocası, büyük oğlu Florent ve küçük oğlu Sebastian’ın yanında günlük rutinlerin arasında sıkışmış, belki de zaman zaman savunduğu feminizmin kalıpları arasında kalmıştır. Fakat birlikte yola çıktığı bu iki kadın ona hem kendini, hem cinselliğini, hem de yaşadığı hayatı sorgulaması bir kapı olacaktır.

Fahişelik gibi bir “mesleği” bir kadının neden yaptığı ya da yapmak zorunda kaldığı, fahişelerin sadist taleplerde bulunan müşterileri karşısında maruz kaldığı aşağılayıcı fanteziler gibi birçok noktaya değinen Anne giderek kızların bu işe mecbur değil, aslında bu işten bir noktada zevk aldıkları sonucuna ulaşır. Evlilik kurumunun “kutsallığından” eşleriyle yapamayacakları sıra dışı fantezilerini bu fahişeler üzerinden gerçekleştiren erkeklerse klişe ama gerçekçi bir yaklaşımla sunuluyor. Bunun yanı sıra uzun yıllar evli kaldıktan sonra Anne’in de kocasıyla giderek monotonlaşan bir cinsel hayatları olduğu izlenimini de aldığımız film, yaşadıklarından sonra aslında evlilikten ziyade kapitalist sistemin ilişkileri ne noktaya getirdiğini sorgulamamıza neden oluyor. Aynı şekilde iyi bir işi olan ve dönem dönem iş seyahatleri dolayısıyla evden ayrılan kocasının hissettiklerine bir o kadar uzak, işine körü körüne bağlanmış olan Anne, bir diğer aydınlanmayı da oğlu Florent’ın söyledikleriyle yaşıyor. Elindekilere şükretmesi gerektiğini ima ederek, kendine çeki düzen vermesini istediğinde, Florent “şu haline bir bak, senin gibi olmamak için her şeyimi veririm” cevabıyla da Anne’nin yaşadığı hayatın sıkıcılığını bir kez daha su yüzüne çıkarıyor.

elles6

Juliette Binoche filmi tek başına götürüyor gibi dursa da iki fahişeyi canlandıran Anaïs Demoustier ve Joanna Kulig de bu zorlu karakterlerin hakkını veriyor. Cüretkar sahneleri başarıyla canlandıran iki oyuncudan Joanna Kulig, Polonya’nın Oscarları kabul edilen Eagle Awards ödül töreninde “En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu” adayı oldu.

Genel olarak ağır bir havada ilerleyen film 95 dakika sürüyor, ama bu süreden çok daha fazlasını yaşamış hissiyle sinemadan ayrılıyorsunuz. Filmin son sahnesiyle ortaya koyduğu klişe yaklaşımını saymazsak ve “tüm erkekler aynıdır” çıkarımını da bir kenara koyarsak, farklı ve etkileyici bir film izlemek mümkün. 4 kopyayla vizyona giren Kadınlar, Hollywood’un bol 3D efektli filmlerine daha gerçekçi alternatifler arayan izleyiciler için iyi bir fırsat ve şans verilmesi gereken bir film…

Keyifli seyirler.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi