Malum, sinemamızda kadın hikayelerine pek sık rastlamak mümkün değil. Yapılan az sayıda film de erkek elinden çıkan, erkek gözüyle anlatılmış kadın hikayeleri olunca  çok da iddialı işler ortaya çıkmıyor. Tam da bu sebepten “Kadın İşi Banka Soygunu”nun sık sık “Kurtuluş Son Durak” ile beraber anıldığına şahit olabilirsiniz ama bu filmin onun gibi temel bir meselesi olmadığı kesin.

A. Taner Elhan’ın “Acı Aşk”tan sonra çektiği ikinci film, yakın arkadaş olan dört kadının, hayatın sillesini yemekten bıktıkları bir anda biraz da sarhoş kafayla yaptıkları bir soygun planını, günahıyla sevabıyla uygulama çabalarını konu alıyor. Ancak “Kadın İşi Banka Soygunu” daha ilk andan itibaren yarattığı karakterlerle bir kadın filmi olmaktan çıkıyor.

Hikayenin baş karakteri, gırtlağına kadar borca batmış, sağlık sorunlarıyla uğraşan, kocası tarafından terkedilmiş ama “güçlü” kadınını Meltem Cumbul canlandırıyor. Cumbul için söyleyecek fazla bir şey yok, her filmde kendini oynamanın doğal oyunculuk olduğuna inanan bildiğiniz Meltem Cumbul işte. Esra Dermancıoğlu ise sanki “Fatmagül’ün Suçu Ne” dizisindeki yenge rolünden olduğu gibi transfer edilmiş. Sanırsınız en sonunda yarım akıllı kocasını boşamış, Küçük Armutlu’ya yerleşip bir bar açmış sonra da Meltem Cumbul’la kanka olmuş. Gelgelelim, Filiz Ahmet deyince akan sular duruyor. Hala biraz bozuk Türkçesine rağmen Bilge karakterine ustalıkla can veren Ahmet, tereddütsüz filmin yıldızı. Zaten filmin güldürebildiği anlar da genelde Filiz Ahmet’in sahnede olduğu anlar. Yine de yönetmenin ve senaristin hakkını vermek lazım; rol dağıtımında adil davranmışlar da dört kadını da hemen hemen eşit sürelerde izleme şansı buluyoruz. Gerçi Sadi Celil Cengiz için aynı şeyi söylemek mümkün değil. Zaten az olan rolünün de büyük kısmının ağzı bantlı şekilde ziyan edilmesi Cengiz’den ziyade film için talihsizlik olmuş.

Kadın İşi banka Soygunu 2

Karakterleri bir yana bırakacak olursak, filmin bir diğer handikapı da kasvetli konusu. Film, birbirinden farklı dertlerle boğuşan kadınları anlatırken aslında hiç de yabancı olmadığımız sorunlardan bahsediyor. Kredi borcu, sağlık sorunları, kadın erkek ilişkileri, haciz, iflas vs. Ama yönetmen komedi filmine biraz olsun gündelik dertlerden kopmak için giden seyirci için can sıkıcı olabilecek bu kasveti dağıtmanın çaresini hareketli parçalar kullanmakta bulmuş. Olağanüstü kötü açılış parçasının dışında filmin müzikleri filmden kopup kendi dertlerinize yönelmenizi engelleyecek kadar iyi seçilmiş. Üstüne üstlük çok eğlenerek çekildiği belli olan bazı sahneler var filmde. Mesela tango eşliğinde yapılan banka soygunu planı kesinlikle görülmeye değer. Diğer yandan aynı şeyi Vendetta maskeleri için söylemek pek mümkün değil. Keşke başka bir maske seçilseymiş diyeceğim ama bu noktada susup yorumu izleyicilerin insafına bırakmak istiyorum. Çünkü tüm iyi niyetinizle yönetmenin Gezi Direnişi’ne içten bir selam çaktığını söylemek mümkün olduğu gibi, direnişi filme meze yaptığını söylemek de mümkün.

Özetle söylemek gerekirse, Türkiye’de çekilen komedi filmlerinin genel perişanlığını göz önüne alındığında, “Kadın İşi Banka Soygunu” vasatın üstünde temiz bir komedi filmi. Özellikle yerli komedilerde erkeklerin gaz çıkarmasına gülmek zorunda bırakılmaktan sıkıldıysanız, kadınların yapacağı bu banka soygununa bir şans verebilirsiniz. 

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi