Hiç kuşkusuz sinemanın en değer verilmeyen türlerinden biri olarak belgesel, her geçen gün ilişkilerin daha da iç içe geçtiği günümüz kapital dünyasında tümden köşeye itilmeye mahkum olmanın sınırlarında dolaşmaktadır. Öyle ki artık herhangi bir sinema salonunda belgesele rastlama olanağınız, sinemaya giderken bir trafik kazasında ölme olasılığınızdan daha fazla değil. Hele bir de buna, “belgesel” kavramının içini boşaltan abuk “doğa aforizmaları” temalı filmlerin sinema dışında, geleneksel yöntemlerdeki son şans olan televizyonları işgal etmesi eklendiğinde belgesel sinema; tümden seyirciye ulaşamaz bir hale dönüştü.

İşte tam da böylesine karamsar bir tabloda, geçtiğimiz günlerde beklenmedik şekilde muhteşem bir olay gerçekleşti. Paul Thomas Anderson’ın yeni belgeseli Junun, MUBI üzerinden prömiyerini yapıp çok kısa sürede binlerce kişiye ulaşarak yepyeni bir yolun kapılarını araladı. Bir anlamda belgesel sinemanın yıllardır süren makus talihini bir anda tersine çevirdi. Bu, aynı zamanda geleceğin sinema deneyimlerine dönük olarak bizlere bazı fikirler verecektir hiç kuşkusuz.

Anderson’ın; There Will Be Blood, The Master ve Inherent Vice filmlerine de müzikler besteleyen Radiohead’in baş gitaristi Jonny Greenwood, bu yılın başlarında yeni bir albüm kaydı için Hindistan’a gitmişti. İsrailli müzisyen Shye Ben Tzur ile birlikte, Hint geleneksel müziğini progresif rock tarzıyla harmanlayan Greenwood; Hindistan’daki geleneksel bir kaleyi geçici bir stüdyoya çevirerek yaklaşık üç hafta boyunca burada kayıt yapmıştı. İşte Anderson, tüm bu süre boyunca yapılan çalışmaları kayda alarak, geçtiğimiz günlerde bizlere Junun belgeseli olarak sundu.

Elbette stüdyo kayıtlarının kamera arkası görüntüleriyle, çalınan parçaların klip estetiği havasında birleştirilmesinden oluşan Junun için sinemasal anlamda herhangi bir eleştiri yapacak unsur bulmanın zorluluğuyla karşı karşıyayız. Lakin, gerek Greenwood’un yaratmaya çalıştığı atmosferin kavranması gerekse müziğin ilk icrasına doğrudan tanık olmak adına hiç kuşkusuz tarihi bir belge niteliği taşıdığını söylemek yanlış olmaz.

Stüdyo kaydının ve bu açıdan da belgeselin çekiminin, 1400’lü yıllardan kalma bir kalede yapılması; müziğin atmosferini etkilediği derecede Junun’un genel anlatısını da etkileyici bir hale getiriyor. Gopro çekimleriyle kalenin içinde serbestçe dolaşılırken, bir yandan da prova aralarında yerel enstrümanların kayıtlarıyla uğraşan Rajasthan Express üyeleriyle yapılan ufak sohbetler; stüdyodaki yakın ve samimi ilişkiye dair de ipuçları veriyor. Ama hiç kuşkusuz Junun’un en ilgi çekici yanı, özellikle dört tane parçanın baştan sona tüm kaydını bizlere sunuyor olması. Bu açıdan eşsiz bir müzik ziyafeti çekmek için bulunmaz bir fırsat olduğunu; henüz albüm yayınlanmadığı için söylemek yanlış olmaz.

Gerek Greenwood gerekse Anderson hayranlarına, müzik ve sinemanın bir aradalığı ile oldukça etkileyici bir deneyim fırsatı sunan Junun, ayrıca prömiyerini yasal yollarla internet üzerinden yapmasıyla da hiç kuşkusuz gelecek kuşak belgeselciler için yeni bir fırsatın da habercisi olarak karşımızda duruyor. Bu açıdan sırf bu etmenlerin bir araya getirdiği deneyimi yaşamak için bile kesinlikle izlenebilir.

Bu filmi FilmLoverss ayrıcalığıyla bir aylık ücretsiz deneme üyeliği  ile birlikte izleyebilir ayrıca MUBI’yle eş zamanlı olarak Tozlu Raflar bölümümüzde yayınlanan film incelemelerini okuyabilirsiniz.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi