Jumanji: Welcome to the Jungle, hem daha önce orijinal Jumanji’yi görenler hem de hiç Jumanji izlememiş olanlar için eğlenceli bir film: Evet, film bu versiyonuyla ne yeni bir hikâye sunuyor ne de ana hikâyenin üzerine, devam niteliğinde bir şey ekliyor. Bu açıdan ilk filme sadık kalması, orijinal Jumanji severler için hem iyi, hem kötü. Filmin seyirci ile olan iletişiminde kullandığı dil oldukça genç. Bu da filmde kof diyalogların, bayağı esprilerin ve ucuz şakalaşmaların ortaya çıkmasına sebep olmuş. Filmde orijinal Jumanji’nin felsefesi korunmuş ancak oyuncuların iyi birer aktöre dönüştürülmediği, senaryonun sadece belli bir yaş aralığına hizmet ettiği bir film olmuş. Film elbette orta yaşta olan seyircilere de hitap edebilir ancak bunun nedeni tamamen filmin orijinalinin bilinmesi olacaktır. Bu film ile 1995 yapımı Robin Williams’lı Jumanji arasındaki benzerlikleri, eksiklikleri, boşlukları bu yazıya dökmek anlamsız olacaktır. Ancak eminim ki Jumanji: Welcome to the Jungle’ı izleyen ya da izleyecek olan bazılarımız bir dönem çocuktuk ve şimdi muhtemelen yine bazılarımızın bizim o dönemki yaşlarımızda çocukları olabilir. Bu türden bir nostalji yaşamak isteyenler için kesinlikle seyri iyi geçebilecek bir film Jumanji. Ayrıca 1980’ler sonuna ait bir klasik rock şarkısını da değiştirmeden hem filmin başlığına, hem de filmin genel akışına dahil etmek, o dönemin ruhunu hissettirme konusunda güzel bir motif olmuş. Bu filmin senaryosu için toplamda dört kişiyle çalışılmış: Filmdeki repliklerin özgünlüğüne ve homojen yapısına darbe vuran bu tercih, filmde birçok – yer yer – ucuz komedi ifadelerinin yer almasına neden olmuş. Ancak filmin atmosferinin verdiği o nostaljik hava filmdeki “ucuz” diye adlandırabileceğimiz bu noktaların bir miktar önüne geçmeyi başarmış. Misal The Breakfast Club filmini sevenler eminim bu filmle de yakın bir bağ kurabileceklerdir. Jumanji: Welcome to the Jungle: Seyri Kolay, Eğlenceli Bir Film Filmde beden değiştirme gagları oldukça kıvrak bir şekilde yapılmış ve yer yer “hiç gülesim yok” dediğiniz sekanslarda bile ister istemez kendinizi tebessüm ederken bulmanız mümkün. Jumanji: Welcome to the Jungle’da ön plana çıkan iki unsur var. Bunlardan biri video oyunları diğeri ise cinsiyet politikası; bunlar aslında 90’lara ait olguların günümüzdeki izleri. Bu tür ögeler, filmimizi “hoş bir nostalji filmi” kategorisinde oldukça başarılı hale getiriyor. Video oyunları bakımından bu film, orijinal Jumanji hikâyesinden biraz sıyrılıp, aynı temalı hikâyeye kendinden bir şeyler katıyor. Hatırlayacağınız üzere orijinal filmde Jumanji bize geliyordu fakat bu filmde, video oyunu aracılığıyla biz Jumanji’ye gidiyoruz. Filmdeki karakterler ancak video oyunu sınırları içinde var olabildiklerinden, gerçeklikle bağları önceki filme kıyasla çok daha büyük oranda kopmuş oluyor ve bu bağlamda Jumanji: Welcome to the Jungle’da, Jumanji’nin diğer fertleriyle insani bir bağ kurmak imkânsız hale geliyor. Ayrıca nedendir bilinmez her ne kadar olaylar, Amazon ormanlarını aratmaması gereken Jumanji’de meydana gelse de, karakterler doğanın içinde doğadan yoksun bir haldeler. Örneğin zehirli çiçekler, hareket eden ağaçla, tuhaf yaratıklar, kısacası doğanın kişileştirilmiş halini bu filmde yeterince göremiyoruz. Bu saptamamızın temelinde orijinal filmde doğanın bizimle konuşuyor olması yatmıyor elbette ve bu bir karşılaştırma da değil ama doğanın ortasında geçen veya geçtiğini iddia eden bir filmden de başka ne bekleyebiliriz ki? Yukarıda saydığımız, doğanın film içinde aktif olarak rol aldığına işaret eden motiflerden kesinlikle daha çok bulunmalıydı filmde. Belki…

Yazar Puanı

Puan - 50%

50%

Jumanji: Welcome to the Jungle, yılın iyi filmlerinden değil ancak eğlenceli vakit geçirmek için izlenebilir.

Kullanıcı Puanları: 4.25 ( 1 votes)
50

Jumanji: Welcome to the Jungle, hem daha önce orijinal Jumanji’yi görenler hem de hiç Jumanji izlememiş olanlar için eğlenceli bir film: Evet, film bu versiyonuyla ne yeni bir hikâye sunuyor ne de ana hikâyenin üzerine, devam niteliğinde bir şey ekliyor. Bu açıdan ilk filme sadık kalması, orijinal Jumanji severler için hem iyi, hem kötü. Filmin seyirci ile olan iletişiminde kullandığı dil oldukça genç. Bu da filmde kof diyalogların, bayağı esprilerin ve ucuz şakalaşmaların ortaya çıkmasına sebep olmuş. Filmde orijinal Jumanji’nin felsefesi korunmuş ancak oyuncuların iyi birer aktöre dönüştürülmediği, senaryonun sadece belli bir yaş aralığına hizmet ettiği bir film olmuş. Film elbette orta yaşta olan seyircilere de hitap edebilir ancak bunun nedeni tamamen filmin orijinalinin bilinmesi olacaktır.

Bu film ile 1995 yapımı Robin Williams’lı Jumanji arasındaki benzerlikleri, eksiklikleri, boşlukları bu yazıya dökmek anlamsız olacaktır. Ancak eminim ki Jumanji: Welcome to the Jungle’ı izleyen ya da izleyecek olan bazılarımız bir dönem çocuktuk ve şimdi muhtemelen yine bazılarımızın bizim o dönemki yaşlarımızda çocukları olabilir. Bu türden bir nostalji yaşamak isteyenler için kesinlikle seyri iyi geçebilecek bir film Jumanji. Ayrıca 1980’ler sonuna ait bir klasik rock şarkısını da değiştirmeden hem filmin başlığına, hem de filmin genel akışına dahil etmek, o dönemin ruhunu hissettirme konusunda güzel bir motif olmuş. Bu filmin senaryosu için toplamda dört kişiyle çalışılmış: Filmdeki repliklerin özgünlüğüne ve homojen yapısına darbe vuran bu tercih, filmde birçok – yer yer – ucuz komedi ifadelerinin yer almasına neden olmuş. Ancak filmin atmosferinin verdiği o nostaljik hava filmdeki “ucuz” diye adlandırabileceğimiz bu noktaların bir miktar önüne geçmeyi başarmış. Misal The Breakfast Club filmini sevenler eminim bu filmle de yakın bir bağ kurabileceklerdir.

Jumanji: Welcome to the Jungle: Seyri Kolay, Eğlenceli Bir Film

Filmde beden değiştirme gagları oldukça kıvrak bir şekilde yapılmış ve yer yer “hiç gülesim yok” dediğiniz sekanslarda bile ister istemez kendinizi tebessüm ederken bulmanız mümkün. Jumanji: Welcome to the Jungle’da ön plana çıkan iki unsur var. Bunlardan biri video oyunları diğeri ise cinsiyet politikası; bunlar aslında 90’lara ait olguların günümüzdeki izleri. Bu tür ögeler, filmimizi “hoş bir nostalji filmi” kategorisinde oldukça başarılı hale getiriyor. Video oyunları bakımından bu film, orijinal Jumanji hikâyesinden biraz sıyrılıp, aynı temalı hikâyeye kendinden bir şeyler katıyor. Hatırlayacağınız üzere orijinal filmde Jumanji bize geliyordu fakat bu filmde, video oyunu aracılığıyla biz Jumanji’ye gidiyoruz. Filmdeki karakterler ancak video oyunu sınırları içinde var olabildiklerinden, gerçeklikle bağları önceki filme kıyasla çok daha büyük oranda kopmuş oluyor ve bu bağlamda Jumanji: Welcome to the Jungle’da, Jumanji’nin diğer fertleriyle insani bir bağ kurmak imkânsız hale geliyor. Ayrıca nedendir bilinmez her ne kadar olaylar, Amazon ormanlarını aratmaması gereken Jumanji’de meydana gelse de, karakterler doğanın içinde doğadan yoksun bir haldeler. Örneğin zehirli çiçekler, hareket eden ağaçla, tuhaf yaratıklar, kısacası doğanın kişileştirilmiş halini bu filmde yeterince göremiyoruz. Bu saptamamızın temelinde orijinal filmde doğanın bizimle konuşuyor olması yatmıyor elbette ve bu bir karşılaştırma da değil ama doğanın ortasında geçen veya geçtiğini iddia eden bir filmden de başka ne bekleyebiliriz ki? Yukarıda saydığımız, doğanın film içinde aktif olarak rol aldığına işaret eden motiflerden kesinlikle daha çok bulunmalıydı filmde. Belki de bu unsurlar, film video oyunu temeline kurulduğu için seyrek olarak karşımıza çıkıyor olabilir, ne var ki sebepler çeşitlense de, sonuç değişmiyor: ilk filmdeki yoğun doğa öğesine yaklaşamayan bir yeniden çevrim.

Filmin aksiyon sahneleri genellikle aksiyon filmlerinden alışkın olduğumuz görüntüleri barındırıyor, tek fark bu filmde karakterlerin başına bir şey gelecek diye pek endişelenmiyor olmamız. Film, şaşırtıcı bir şekilde, bu hissi izleyiciye doğrudan verebiliyor. Seyirci, genel anlamda, en aksiyon dolu sahnelerde bile herhangi bir karakterin başına kötü bir şey geleceğini düşünmüyor. Bu, filmdeki karakterlerle seyirci arasında yeterince sağlam bir bağ kurulamamasından kaynaklanıyor olabilir. Filmin derdi elbette “bağ” kurmak olmayabilir ancak bizim herhangi bir filmi sevmemizi sağlayan, aslında tam da bu bağ. Dolayısıyla Jumanji: Welcome to the Jungle’daki en büyük sorunlardan biri, filmdeki karakterlerin bir nevi “dönüşümünün”, bizi onların gerçekliğinden uzaklaştırıyor olması. Diğer bir deyişle, sinemanın doğasında bulunan (bulunması gereken) gerçeklik duygusu, filmde video oyunu kurallarının sahneye çıkmasıyla dağılıyor, hatta yok oluyor.

Jumanji: Welcome to the Jungle, yılın iyi filmlerinden değil ancak eğlenceli vakit geçirmek için ideal bir film olduğu şüphe götürmez. Filmin oyuncularının her biri belli bir stereotip, klişe birer karakter. Örneğin Martha karakterini canlandıran Karen Gillan karşımıza tam bir Lara Croft gibi çıkıyor; tabii burada onun daha ciddi olmayan halini gözümüzde canlandırmalıyız. Küçükken belki de hepimizin hayali olan canlı video oyunu karakteri olma isteği bu filmde, tabiri caizse “vücut bularak” karşımıza çıkıyor. Tek fark, video oyunlarında belli bir programın izlenmesi gerektiği, öte yandan filmde bir dizi şakalar, espriler vs. bulunduğu için video oyunlarında tanık olamayacağımız canlılığı görebilmekteyiz. Jumanji’yi hiç duymamış, ya da daha önce onu defalarca kez izlemiş de olsanız Jumanji: Welcome to the Jungle’ın size keyifli bir vakit geçirteceğine şüphe yok. Öte yandan “benim vaktim değerli, ben daha ciddi filmler peşindeyim” diyorsanız bu filme hiç bulaşmayın derim.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi